Bu sayfadaki içerik, Adobe Flash Player'ın daha yeni bir sürümünü gerektiriyor.

Adobe Flash player Edinin


GÜNDEM POLİTİKA DÜNYA EKONOMİ SPOR 18 Haziran 2018
Hüseyin GÜZEL
Hüseyin GÜZEL kimdir?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın çeşitli kademelerinde öğretmen olarak görev yaptıktan sonra emekli oldum. Çeşitli site ve bloğlarda 2008 yılından bu yana yazılarım yayınlanmakta.
  YAZARIN SAYFASI
Varın siz sorun onlara
Akşamın alacakaranlığından gündüzün aydınlığına... İri ıslak kar taneleri. Yeni yakılmış soba bacasının etrafında tembelce dönüyor... Evlerin damlarında, insanların omuzlarında ve şapkalarında ince bir katman oluşturuyor... Kadınlar, erkekler, çocuklar düşünceli...

Ben bilirim oraları...

Yıllar yılları, aylar ayları kovalasa da insan gördüklerini unutmuyor...

Yassı lepik taşları ve kalın bir toprak örtüsü ile oluşturulan düz damlı evler...

Bağlantı yerleri beyaz badana ile özenle belirlenmiş taş duvarlar...

Önlerinde kaz sürülerinin kaygısızca volta attığı evler...

Korkunç bir havada bulutlar kâbus gibi üstlerine çökerken, sıcaklık hızla düşer.

Rüzgâr anaforlar çizerek kayaların tepesinde uğuldar.

Sonrası biraz yağmur, belki biraz dolu...

Nisan ayı bile soğuktur oralarda... Kar diz boyu.

Soğuğun ürkütücü gücü ve aylar sürecek bir beyaz örtü...

Yollar kapanır...

Yollarda dozer uğultuları,

Ovayı seyreden aç kurt sürülerinin uğultusuna karışır,

Orası gölün yamacına sırtını dayamış Çıldırdır.

Ardahandır,

Doğruyoldur,

Yakınsudur,

Buzun ve balığın yurdu Çıldır Gölüdür,

Orası insandır, sevgidir, kültürdür

Şafağın erken söktüğü, güneşin erken battığı yerdir...

Konuşmazlar susarlar

Gözleri yollarda hasretle gurbete gideni arar

Derin uykularındadır çocuklar

Hastaları kızaklar taşır

Gözler bir açılır, bir kapanır

Orası Hanaktır, Posoftur.

Gün gelir göl buz tutar

Buzu delen kazma sesleri alın terine karışır.

Çocuklar kızaklarıyla kayar... Sert rüzgârlara inat.

Taş evler... Küçük pencereler... Etrafta tezek yığınları.

Kuş uçmaz, kervan geçmez oralarda.

Kuzey kışının acımasızlığında... Gün boyu Tezek dumanlarının eksilmediği ocak başlarındadır çocuklar, yaşlılar.

Geceleri Ay yüzünü gösterip parlasa da, yıldızlar ulaşılmazdır oralarda.

Sadece yıldızlar mı?

Varın siz sorun onlara.

İnsanlar işsizdir çoğunlukla, türküler yanık.

Gecenin o beyazlığı içinde, yıldızların bile göremediği bir yerde işitilmez sesleri.

Tilkinin bakır döktüğü topraklarda kuşlarda, hayvanlarda açtır... Aynı kaderi paylaşırlar insanlarla.

Buz kesen havalarda insanlar ekmek peşindedir...  Sabahın alacakaranlığında... İşçi kahvehaneleri dolup dolup taşar.

Kimisi o gün günü kurtarmıştır, kimisi bir sonraki günde arar umutlarını,

Çamura, kara, poyraza, soğuğa aldırmadan.

Eli koynunda boynu büküktür oraların insanı...

Ben bilirim oraları...

Zorlukları anlamayanlar, zor şartlarda tutunmaya çalışanların ne umudunu anlar ne dramını. 

Toplumun çelişkileri en açık fiziksel çevrede var olma mücadelesinde ortaya çıkmaktadır.

Yıllardır kırsalda kaçışların sonucu oralar daha da zor yaşam şartlarına terk edilmekte, yöre halkı gittikleri yerlerin varoşlarına yatırımlarını yapmakta. Geride kalanların gurbetteki sevdikleri bir gün gelir diye umutla beklemesi devam etmekte.

Lakin, giden geri dönmez bir türlü, son kalanın yanına.

Kalanların dramı da gidenlerce unutulur bir süre sonra zamanın acımasızlığında.



   
2017-12-22
YORUM YAP
Yorumlarınız onaylandıktan sonra yayına verilecektir. Uygun görülmeyen yorumlarınız yayınlanmayacaktır. Yasal zorunluluk olarak yorum yapan ziyaretçilerimizin IP bilgileri kayıt altına alınacaktır. Teşekkürler...

  Bu yazıya ilk yorumu yapmak ister misiniz?



yazarın diğer yazıları