Empatinin Kralı
Cemaati 2 kelime ile tanımla deseler, herhalde aklımıza ilk gelen hoşgörü ve diyalog kelimeleri olur. Peki bu 2 kelime İslamda zaten varolan değerler değil midir? Kelimeler aynı olsa da, uygulamalarda farklılıklar var mıdır? Yani cemaatin imamının dünya üzerinde uyguladığı yada uygulamaya çalıştığı hoşgörü ve diyalog, İslam'ın genel hükümlerine uygun sürdürülmekte midir?

Aynı imana sahip diğer Müslümanlara hoşgörü göstermeyen, diyalogdan kaçınan Siyonistlerin Cemaat'ın hoşgörü ve diyaloglarına neden olumlu yaklaştıkları, bu birlikteliğin ne zaman başladığı ve ne kadar sürdürülebileceği herhalde tez konusu olur.

Aslında Dünya İmamının hoşgörü ve diyaloğu çikolata içine konmuş uyuşturucu hap mıdır?

Zira savaş ayetleri dışında öldürmeyi kesinlikle haram kılan İslam'ın ''bir kişiyi öldüren bütün dünyayı öldürmüş gibidir,bir kişiyi de kurtaran bütün dünyayı kurtarmış gibidir'' diyerek barışı emreden bir din hoşgörü ve diyaloğa zaten sahip değil midir?

Plajdaki masum çocukları öldüren bir anlayışla diyalog kurabilen yada uluslararası sularda silahsız insanları katleden caniliğe otorite diyebilecek kadar, hoşgörü ve diyaloğun ötesine geçip adlandıramadığım halet-i ruhiye içinde olan bir yapılanmanın, kendi ülkesinde ona her türlü kapıları açan iktidarı devirmek istemesini ruhbilimcilere havale ediyorum.

Bu durumu siyaseten algılayabilmek için biraz empati yapıp Pensilvanya'dan bakalım. Bir an için dünya imamının eylem ve söylemlerinin doğruluğunu varsayalım. Bize verilen çikolatayı yediğimizi düşünelim içindeki hapın etkisiyle rüyamı desem, film mi desem hikaye başlasın.

Başrolde dünya imamı perde arkasındadır. Ortada olan uzun adam hırsızdır. Çevresindekilerin bir çoğu da onun gibi menfaatçi olup haramzadelerin hüküm sürdüğü bir dünya resmedilir. Ve perde arkasından çıkan dünya imamı elindeki sihirli değnekle bunları kovalamaya başlar. Kovalamaca sürerken filmi donduralım...

Empatinin kralını yapalım filmin bir an olsun doğruluğuna inanalım.

Saf mı dersiniz?,avanak mı dersiniz?,enayi mi dersiniz? onlardan biri olalım. Yada siz olmayın ben olurum.

Büyük imamın Siyonistlere otorite demesinin altında takiye yattığını düşünelim. Aslında her şeye rağmen barış sürecini bozmak istemediklerini düşünelim.

Biz aynen saf olmaya devam edelim kimisi 6 ay, kimisi 1 yıl, kimisi 1.5 yıl bekletip aynı tarihte operasyona tabi tutulan birbirinden bağımsız kişi ve grupların tutuklanmalarını temiz toplum için yapılmış eylemler olarak kabul edelim.

Avanaklığa devam edip, Cemaat liderinin Pensilvanya'dan gelmeyişini hastalıklarına ve yaşına bağlayalım.

Enayiliğe devam edip 10.000'lerce insanın dinlenmesini temiz topluma giden yoldaki çalı çırpıları temizlemek olarak düşünelim.

Saflığın dik alasını yapıp Cemaatin bize gösterdiği yeni adres CHP'nin bu ülkeyi yönetecek kapasitede ve temiz geçmişe sahip olduğunu kabul edelim.

Geri zekalılık boyutuna geçip Kılıçdaroğlu'nun SSK müdürü olduğu dönemde ihalesiz alım yapmasını SSK'nın menfaati icabı varsayalım.

Ultra geri zekalılığa geçip yine K.Kılıçdaroğlu'nun 26 dolarlık stenti 2456 dolara almasını matematiksel masum bir yanlışlık olarak kabul edelim. Evet buraya kadar...

Çikolatanın içindeki hapın etkisi geçti. Artık normal düşünce boyutuna geçebiliriz.

Hani yukarıda 1 film vardı,dondurmuştuk. O film'in son sahnesinde hoca efendi uzun adamı kovalıyordu.

Normale döndüğümüze göre, filmin devamında uzun adam o sopayı dünya imamının elinden alır. Sonra mı? Sonrasını da siz yazın...

Bence kaçabileceği yere kadar kovalar. 


2014-03-13