Keşke Sayın Başbakan!
Keşke iktidar, Gezi parkını bir AVM çılgınlığı ile kapitalist zihniyete peşkeş çekmeye tenezzül etmeseydi.
Keşke Gezi parkına giren iş makinelerine tepki gösteren vatandaşlara düşmana saldırırcasına polisler saldırmasaydı da, kentin valisi, emniyet müdürü ve belediye başkanı o gün eylemcileri polisin önüne hedef olarak koyacaklarına el ele verip olay yerine gidip ne olup bittiğine bakıp akli selimin yolunu seçseydiler.

Keşke Sırrı Süreyya Önder o iş makinelerinin üzerine çıktığında yalnız bırakılmasa, kendine 'halkın vekiliyim' diyecek onur ve cesareti kendinde bulan meclisteki diğer iktidar ve muhalefetin diğer vekilleri Ankara'nın gri havasında rant ve güç peşinde sürükleneceklerine o eylemcilerin yanında olsaydılar ve bu hukuksuzluğa 'dur' deseydiler.

Keşke bu ülkenin en politik, en duyarlı ve en heyecanlı toplumu olan Kürtler bu toplumsal muhalefete karşı bu denli duyarsız kalmasaydılar.

Keşke günlerce toplumu geren ve artçılarının on aydan beridir durmaksızın en şiddetli şekli ile devam ettiği, gezi eylemlerinin başlaması ile polisin saçtığı dehşet sonucu işlenen 8 cinayetin en azından faillerinden bir tanesinin (eğer bu ülke de hala var olduğuna zerre kadar inanılan) adaletin ve yargının önüne çıkartılıp cezalandırılsaydı.

Keşke bu cinayetleri işleyenlere başbakanın en yüksek perdeden 'polise emri ben verdim' demeseydi.
Sayın başbakan, keşke sivil yurttaşlara gaz sıkan, hunharca coplayan polise, 17 Aralık yolsuzluk ve hırsızlık operasyonlarına imza atan Emniyet teşkilatını kökten değiştiren; yerle bir eden hamlesinin milyonda birini kendi halkına acımasızlıkta sınır tanımayan ve tüm Dünya'da çok sert tepkilere sebep olan polislere ve onların amirlerine de uygulasaydı.

Keşke bu ülkeyi karıştırmak, ülkeyi iç savaşa sürüklemek için sokaklarda elleri sopalı serserilere arka çıkıp, bireylerin en demokratik hakları olan 'siyaset yapma' hakkına tecavüz eden gözü dönmüş gruplara arka çıkan yerel ve mülki amirlere gereken cezalar verilebilseydi.

Keşke bu topraklarda Roboskiler hiç olmasaydı. Öldürülmeseydi Berkinler, Ceylanlar, Uğurlar, Medeniler, Ethemler, Ali İsmailler, Buraklar.

Keşke ülke genelinde ve Dünya'da Berkin'in minicik soğuk toprağa verildiği gün bu ülkede sözüm ona herkesin Başbakanı olduğunu iddia eden sayın Erdoğan Siirt'te oy peşine düşeceğine tüm vekillerini ve bakanlarını toplasa ve akli selim bir şekilde bir durum değerlendirmesi yapsaydı.

Tüm bu kargaşa yaşanırken sayın başbakan o alışıldık kibrini bir kenara bıraksa ve inandığı yüce İslam dininin hoşgörüsünden zerre miktarınca nasipleniplenebilse ve Roboskili ailelerinden esirgediği bir başsağlığı ve mahcubiyeti, en azından Berkin'in ailesine gösterebilse ve Kemal Kılıçdaroğlu'nun gösterdiği tevazuyu gösterip acılı ailenin yanında olabilse.

Keşke bu toplumun yüreği bu kadar kanıyorken sayın başbakan bu ülkenin aklı ve vicdanı ile alay edercesine kolunda, (iş bitirme bedeli olduğu iddia edilen)750 milyarlık kol saati ile Mersin'de Zafer Çağlayan ile boy vermese idi.

Keşke sayın başbakan tüm bu olumsuzluklara rağmen bir parçacık olsa düşünse ve toplumun jet hızı ile sürüklendiği kaos ve kavgaya 'dur' diyebilme ferasetini eline alsa.

Keşke başbakan, ülke'de birtakım karanlık güçlerin hem barış ve kardeşliğimize ve hem de kendi iktidarına karşı çok derin planlar içinde olduğunu görebilse.
İşlenen onca hukuksuzluğun müsebbiplerinin dün beceremedikleri 'Kürt-Türk' çatışmasının yerine, şimdilerde ülkede 'Sünni-Alevi' çatışması yaratmak istediklerini ve bu güruhun esin kaynağının Suriye'deki vaziyet olduğunu artık anlayabilse.

Ve keşke sayın başbakan İslam dinin yüce peygamberinin şu anlamlı hadisini okuyup anlayabilseydi: 'Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.'

2014-03-14