Cemaatçi Hizmet Partisi (CHP)
Daha evvel 18 Aralık'ta Hizmet Partisi hayırlı olsun demiştim ama yanılmışım, Cemaatçi Hizmet Partisi (CHP) hayırlı olsun demeliydim.

Bu hafta köşemde eski CHP - yeni CHP mevzuunu dikkatlerinize sunma niyetindeyim. 17 Aralık'ın başrolünde cemaat görünse de CHP'ye dair çok çarpıcı -detay demeyeceğim- gün gibi aşikâr hususlar göz ardı edilmemeli...

Ülkede bir muhalefet sorunu olduğu çok belli. Hele hele şu günlerde AK Parti en namüsait halinde iken bile muhalefet partilerinin birinci parti olma ihtimallerinin olmayışı, hatta hatta kendi başarılarını AK Parti'nin %51'den aşağı herhangi bir oranda oyda görmeleri bunun bariz delili.

Neticede CHP, kendinden başka yer şeyden medet umar hale geldi. Cemaatten Berkin'e kadar her potansiyelden istifade gayreti bizi artık şaşırtmıyor. Ama şaşırtan şeyler de var tabi...

AK Parti'nin muhalefetsiz duruşu adeta turnusol kâğıdı vazifesi gördü. Cemaat için de CHP'nin için de tam bir samimiyet testi oldu. Cemaatin samimiyetini defaatle arz ettiğim için ona girmeyeceğim, bu defa CHP'nin samimiyetine bakalım.

Açıkçası ben bugüne dek CHP'nin laiklik ve cumhuriyet, hatta Atatürkçü argümanlar konusunda son derece samimi bir teşkilat olduğuna kani idim. Fakat zaman bize öğretti ki böyle bir samimiyet yokmuş.

Esasen şu günlerde CHP'nin laiklik fikrinin aslında ne kadar isabetli bir fikir, ilke olduğunu savunmasının tam zamanıydı. Fakat tam tersi bir manzara var karşımızda. Tamamen dinsel referanslı bir teşkilat olan cemaat ile; laik, cumhuriyetçi, Atatürkçü CHP aynı safta. Hatta cemaatin menajerliğinde bir parti görüntüsü vermekten de asla rahatsız değil, bilakis memnun. Samimiyet açısından vah vah dedirtecek boyutlardayız.

Bu güne dek irtica irtica diye devletin istikbalini sekteye uğratan CHP, irtica irtica deyip geride bıraktığı binlerce inanç mağdurlarının yüzüne baka baka şimdi Cemaatçi Hizmet Partisine dönüşmesi bir değişim mi, takiye mi, ilkesizlik mi, vizyonsuzluk mu, sarhoşluk mu, takdir-i ilahi mi bilmem ama içinde asla samimiyet yok.

Gerçi işin böyle neticelenmesi cumhuriyet tarihimiz açısından çok önemli bir referans olmuştur. Çünkü artık bundan böyle irtica bahanesi ile kaos projeleri üretmek kolay olmayacak. Bir de ters taraftan bakalım; artık bundan böyle hiçbir dinsel teşkilatın devlet erkini teslim alması da kolay olmayacak.

Türkiye'de devletin milleti ve milletin devleti anlayışı çok şükür egemen kıvama geldi. Bu bütünleşmeden doğan güçlü Türkiye'nin, içte ve dışta hak ettiği yere yükseleceğine olan inancım güçlendi. Devletimiz; milletimize hizmet etmek, onu diğer dünya milletleri arasında itibarlı konumuna eriştirmek adına tüm mekanizmalarını parti ve ideolojilere esir olmaksızın mütemadiyen işe koşması milli iradenin garantisi altında olacaktır.

Bundan böyle bir muhalefet parti, eğer iktidar arzusundaysa iktidarın kuyruğunu takip etmek yerine imkânlarıyla güven veren projelere imza atmalı... Yeni mega projeleriyle millete yeni vizyonlar sunmalı. Gayret ve neticeleri ile iktidarı kıskandırmalı, utandırmalı...

Onlar da öğrenecek ve öğreniyorlar ki; millete ve devlete değer katmayan teşebbüslere artık ekmek yok...

Ahmet ÇİÇEK

[email protected]


2014-03-18