Ya Çözüm Süreci Biterse!
Geçtiğimiz günlerde Kandilden, "Artık AKP hükümeti muhatabımız değildir yönünde" yapılan açıklama, önümüzdeki dönemde çözüm süreci adına oldukça endişe verici sonuçlar doğurabilir.

Aslında Kürt siyasetinin en temel dinamiğini oluşturan İmralı, Kandil ve BDP cephesinden bu söyleme yakın şikayet ve serzenişler eppeyce bir zamandır dillendiriliyordu. Kürtler, AKP hükümetinin sürecin selameti açısından atılması gereken adımları atmadığını, tam aksine İktidarın giderek süreçten uzaklaşan bir dil ve üsluba doğru yöneldiğini sıklıkla belirtiyordular.

Peki Kürt siyaseti ne istiyor,yani süreç onlara göre neden sağlıklı yürümüyor?
Bunu özetle dört başlık altında toplamak mümkün.
1. Kandildekilerin dağdan inmesi için hükümetin herhangi bir somut adım atmaması, bu anlamda aslında PKK yönetiminin dağdan ineceklere yönelik herhangi bir "af" talebi yok, zira bu istem toplumda örgütü bir suç şebekesi imiş gibi bir konuma götürür. Örgüt bir af'tan ziyade bir toplumsal mutabakat, bir uzlaşı istiyor.

2.Özellikle Öcalan MİT ile yürütülen müzakerelerin resmiyet kazanmasını istiyor ve hatta müzakerelere hükümetten üst düzey de katılımın olmasını ve eğer olur ise muhalefetin de bu denkleme dahil edilmesini istiyor.
3.Siyasi mahkumların özgürlüklerine kavuşturulması. Özellikle halen cezaevlerinde yatan KCK tutuklularının ivedilikle tahliye edilmeleri.Özellikle son ergenekon tahliyeleri ve doksanlı yıllarda adı Kürt iş adamlarına ve siyasilere yönelik sayısız faili meçhul cinyate karışmış Veli Küçük gibi isimlerin tahliyesi ile Kürtler de hükümetin ve yargının güvenilirliği açısından çok derin yaralar açmış görünüyor.

4.Anadil'de eğitim'in önündeki engellerin kaldırılması; hükümet bu engeli kendince "özel okullar da kaldırmış olsa da" Kürtlerin bu adımı çok yetersiz buldukları ortada.

Evet kısacası bu dört ana temel üzerinde sıralanabilecek talep ve istekler hükümet tarafından bir an önce hayata geçirilmez ise Kandil süreci bitireceğini ilan etmiş bulunmakta. Peki bu ucuz bir şantaj mı, yoksa ciddiye alınması gereken bir ikaz mıdır?

Epey bir zamandır AKP hükümetinin yolsuzluk ve rüşvet skandalları ile çalkalandığını ve özellikle bu anlamda cemaatin Erdoğan hükümetini ciddi anlamda hırpaladığını biliyoruz.

Yaklaşan yerel seçimler ve 17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet krizinin tavan yaptığı böylesi bir dönem de AKP iktidarının Kürtlerin bu taleplerine olumlu yanıt vermesi pek olası değil gibi.
Kanımca hükümet seçim sonrasını bekliyor. BDP'nin bölgeden alacağı oy oranı sürecin akıbetini belirleyecek. Eğer BDP bölge genelinde AKP'yi hezimete uğratacak sonuçlar alırsa; ki belirtiler onu gösteriyor.
BDP'nin bölgede oluşturduğu algı: "iktidarı Kürt sorununun çözümü konusunda mecbur bıraktığı" yönünde.

Eğer sonuçlar AKP'nin istediği gibi olursa hükümet bir süre daha bugün kü söylem ve eylemlerde ısrar edebilir.

Peki eğer gerçekten Kandil süreçten vazgeçer ise ne olur? Kürt sorunu endeksli ölümlerin bir yıldır yıldır yaşanmadığı bölge tekrar çatışma ortamına sürüklenirse ne olur.

Aslında çok kritik bir nokta var. PKK ile TSK arasında 21 Mart 2013 tarihine kadar süregelen çatışmalar hep Türkiye'nin bir iç meselesi imiş gibi görünüyordu. Ama artık değil!

Özellikle Türkiye'nin yanlış Suriye politikası ve PKK ile organik bağları olan PYD'nin çok ciddi kazanımlar elde edip, hemen Türkiye'nin güney sınırı boyunca önemli mevziler kazanmış olması PKK ile tekrar girilecek olası bir çatışma da yeni Rojav'nın da savaşa dahil olma ihtimali oldukça yüksek.

Türk dış işlerinin Rojava'ya yönelik negatif tutum ve tavırları ve hatta daha da ötesi burada Kürtler ile savaşan devşirme el-kaide güdümlü çetelere arka çıktığı yönünde iddiaların bulunması bu cephede Türkiye'ye karşı ciddi rahatsızlıklar uyandırdığını göz önünde bulundurunca doğrusu Türkiye'nin bölgede sıkıntıya düşebileceğini tahmin etmek zor değil.

Tüm bunları bir araya getirdiğimizde özellikle yerel seçimler sonrası Kürt meselesine yönelik çok ciddi değişiklikler olabilir,ama olumlu-ama olumsuz,bekleyip göreceğiz.



2014-03-22