Seçim Sonuçlarını Nasıl Okumalı!
Seçimler gerçek anlamda birer demokrasi sınavı niteliği taşırlar. Bireylerin sandık başına geçip; hiçbir baskı altında kalmaksızın demokratik tercihlerini yapmaları ve sandıktan çıkan sonucu kabullenmek yine demokrasinin en temel ilkesidir.

Türkiye, yurttaşların yerel yönetimlerde tercihlerini belirlemeleri adına 30 Mart günü ciddi ve önemli bir demokrasi sınavına çıktı. Katılımın son yılların en yüksek seviyesine çıktığı bu seçimde de tıpkı daha önceki seçimlerde olduğu gibi ve adeta bir 'klişe' haline gelen bazı yerlerdeki seçim sonuçlarına itiraz ve bu eksende ortaya atılan spekülasyonlar dışında ülkenin tercihi netleşmiş görünüyor.

Sonuçları sağlıklı ve tarafsız bir perspektiften yorumlamak ve çıkan sonuçlara halkın hür ve demokratik iradesinin bir sonucu olarak kabullenip saygı göstermek bu noktadan sonra yapılması gerekilen tek şeydir.

31 Mart sabahı önümüzdeki sonuçlara bakarak şunu net bir şekilde söylemek mümkün: '17 Aralık operasyonu ile başlayan gerilimli ortam iktidar partisinde özellikle muhalefetin beklemiş olduğu olumsuz etkiyi yaratmadığı gibi Erdoğan'ın önüne koymuş olduğu Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturma hedefine bir adım daha yaklaştırdı.

Erdoğan'ın hem kabinesine ve hem de ailesine yönelik yığınla iddia varken, halkın % 45.6 gibi yüksek bir düzeyde tercihini yine AKP'den yana kullanmış olması doğrusu iktidar partisi adına ciddi bir başarı sayılabilir. AKP'nin genel anlamda oylarında % 5 gibi bir düşüş yaşaması ve özellikle Mardin, Bitlis ve Ağrı'yı Kürt siyasetine kaptırmış olması bölgede BDP'nin ciddi anlamda bir güç olduğunu ve hiçbir koşulda Kürt siyasetinin iradesi dışında bölgeye ve Kürtlere yönelik kendi başına hareket edemeyeceği noktasında ciddi bir uyarısı niteliğini taşıyor diyebiliriz.

Seçim sonuçlarının kanımca en trajik sonucu ana muhalefet partisi CHP'de yaşanmış gibi görünüyor. Bir yandan oy oranını arttıran CHP, öte yandan önemli belediyelerini kaybetmiş görünüyor. Ankara ve İstanbul'da hayal kırıklığı yaşayan CHP, Mersin'i MHP'ye, Ordu, Antalya ve Artvin'i AKP'ye kaptırarak kitlesini üzdü. Hatay'ın AKP'den alınmış olması ve yukarıda da belirttiğim gibi oy oranının bir önceki seçime göre 1 milyon civarında artmış olması bir teselli niteliği taşıyor. An itibari ile CHP Ankara ve Yalova'daki sonuçlara itiraz etmek için harekete geçmiş bulunmakta, önümüzdeki günlerde YSK'dan seçim sonuçlarına ilişkin yapılacak kesin sonuçlar tabloyu daha da netleştirecektir.

Bu seçimlerin bir başka merak edilen sonucu kuşku yok ki MHP'nin göstereceği performans idi. Bahçeli meydanlarda enerjisini ve gücünü iktidarın etrafında dönen yolsuzluk operasyonlarından çok 'Kürt sorunu ve açılıma' harcadı, ülkenin adeta bir bölünme ve parçalanmaya doğru gittiğini meydanlarda sıklıkla dillendirerek adeta halkın üzerinde bir korku yaratmaya çalıştı. Milliyetçi kesim bu noktadan hareketle girdiği son seçimde Adana ve Mersin gibi iki önemli büyükşehir belediyesini kazanarak kendi açısından bir başarı sağlasa da genel anlamda; ülke partisi değil, kitle partisi olduğunu göstermiş oldu.

Kuşku yok ki bu seçimin en çok merak edilen partisi BDP idi dersek yanılmış olmayız. Yerel yönetimlere 'eş başkanlık' modeli getirerek tüm partiler içinde adeta bir farklılık yaratan BDP'nin diğer ilginç ve dikkat çekici söylemi 'yerel yönetimlerde özerklik' söylemi idi.

Kürt illerinde BDP, batı da HDP çatısında seçime giren Kürt siyaseti Batman ve Diyarbakır'da yüzdelik anlamda düşüşler yaşasa da bölge genelinde Urfa, Bingöl ve Muş dışında girdiği tüm yarışlarda ipi göğüsleyerek adeta iktidar partisini hezimete uğrattı. Ağrı, Bitlis ve Mardin'i AKP'den alarak Kürt seçmenin tercihinin ne yönde olduğunu büyük ölçüde göstermiş oldu. BDP'de sanırım en hüzünlü sonuç Osman Baydemir'in Urfa'da istediği sonucu elde edememiş olması, Baydemir her ne kadar partisinin oylarını Urfa'da çok ciddi seviyede yükseltmiş olsa da ipi göğüsleyemedi. BDP, tüm partiler içinde elinden hiç il kaybetmeyip aksine üç il daha kazanarak (üçü büyükşehir olmak üzere) il belediye sayısını sekizden on bire çıkartıp başarı sağlamış oldu.

Türkiye bu seçimi ve sonuçlarını iyi okuması lazım, benim okuyabildiğim toplum onca yolsuzluk ve rüşvet söylentisine rağmen ülkede bir iktidar değişimini farklı gerekçelerle de olsa istemiyor. Hem ekonomi ve hem de Kürt sorununu yönünde gelinen nokta AKP ve BDP'nin birbirilerinden haz etmeseler de adı konmamış bir birliktelik içine girmiş olduklarını ve gizli bir koalisyona adeta onay verdiklerini söylersek yanılmış olmayız, sonuçlar tüm ülkeye hayırlı olsun!



2014-04-03