Avrupa Eğitim Tarihi
Tarihi gelişim toplumların yaşadığı dönemi daha iyi kavramalarını ve anlamlarını sağlar. Çünkü tarih bir ayna vazifesiyle gerçeklerin görüntüsünü sergiler. Geçmiş, tecrübe ve birikim gerek somut gerekse soyut olarak her zaman kendini hissettirir. Hiçbir şey geçmişsiz var olmamıştır. Geçmişte bağlantısız ilerlememiştir. Bugün geçmişten güç alır. Hatalarını ve eksikliklerini geçmişle telafi eder. Aksi bir durum ilerlemeyi tıkanmasıdır.  

Sosyal bilimler kendi tarihini derli toplu olarak en iyi şekilde bilinmeli ve dönemin nesillerine aktarılmalıdır. Bu sosyal bilimlerden biri de eğitimdir. Eğitim önce bireyi sonra toplumu şekillendiren mekanizmadır. İnsan eğitim sisteminin en iyi sonucu vermesi için eğitimin sürekli canlı tutulması gerekir. İnsan meçhul ve değişkenliğini koruduğu müddetçe eğitimde sürekli kendini yenilemek zorundadır. Eğitim sistemlerinin kendini tekrar etmemesi kendi tarihini iyi analiz ve sentez yapmalıdır. Her toplumun -milletin eğitim tarihini kesintisiz olarak derleyip, dönemin nesillerine okutmalıdır.

Bir eğitim tarihimizi sentezleyen bir kitabımız yok. Ancak araştırmacılarımız Avrupa eğitim tarihini sağ olsunlar en iyi şekilde sentezleyip, okuyucularının istifadesine sunmaktadırlar.

Bunlardan biri de 'Antik Çağdan 19 yy. ın Sonlarına Kadar Avrupa Eğitim Tarihi'ni öğrencileri için kaleme alan Prof. Dr. Kemal Aytaç'tır. Aytaç, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinde okuttuğu Avrupa Eğitim Tarihi ders notlarını öğrencilerine daha faydalı olabilmek için kitap haline çevirmiş. Ders kitabını yalnızca üniversite öğrencilerine değil, bu konulara ilgi duyan bütün aydınlara yönelik olduğunu altı çizilmiş...öğretim üyelerinin notlarını kitap haline getirmesi ve bunu öğrencilerine zorla aldırtmaları , başka kaynakları dolaylı olarak yasaklamaları moda oldu. Birçok üniversite ve fakülde öğretim üyeleri öğrencilere sadece kendi kitaplarını okutmakta. Başka bir öğretim üyesinin veya yazarın eserini kabul etmemektedirler. Öğretim üyelerinin aralarındaki görünmez rekabet, öğrencilerin tek yönlü bil elde etmelerine neden olmaktadır. 

Kitaba dönersek, 'Antik Yunanda Eğitim', 'Antik Hıristiyanlık İle Orta Çağda Eğitim', 'Rönesans Devrinde Eğitim', 'Metod Çağında Eğitim(17. yy) 'Aydınlanma Devrinde Eğitim', 'Alman Klasik ve İdealistlerinde Eğitim', 'Endüstrileşme Çağında Eğitim' gibi yedi bölümden oluşmaktadır.

Aytaç'ın da belirttiği gibi kitap, söz konusu edilen devirlerin ancak ana eğitim akımları ile bunların baş temsilcilerine yer verilmiş. Ele alınan eğitim görüşleri bağlantılı oldukları düşünce akımları içerisinde tanıtma yoluna gidilmiştir.

Kitabın, ayrıntılara girmemesi okuyucunu konuları ana hatlarıyla kavramasını kolaylaştırmaktadır. Konuları belli tarihi süreci sistemli verse de konu bütünlüğü sağlaması açısından ayrıca önemlilik arz etmektedir.

Kitap Avrupa Eğitim Tarihini merak edenlere yahut batı düşünür ve filozların eğitimle ilgili düşüncelerini ana hatlarıyla merak edenlere faydalı bir kaynak olacaktır.

Dileriz ki bir gün Avrupa Eğitim Tarihini yazanlar bizimde eğitim tarihimizin yazılmasına da katkıda bulunurlar. Kültürümüzü ve eğitimizin gelişim aşamalarını öğreniriz. Başkalarını öğrenirken kendimizi de ayna da görmek hoş olacaktır.

Kitap: Avrupa Eğitim Tarihi

Yazar: Prof. Dr. Kemal Aytaç

Yayınevi: İfav

Baskı: 3, İstanbul 1998

Sayfa: 312 

 Osman Tatlı

[email protected]


 



2014-04-11