Cumhuriyet Formatlanıyor mu?
Türkiye'de cumhuriyet, çok zorlu şartlarda gerçeğimiz olsa da aslında pek de yabancısı olduğumuz bir rejim değildi. Meşrutiyetimiz ve cumhuriyetimiz arasında temelde bir farklılık yoktu. Sadece padişahlık yerine cumhurbaşkanlığı ihdas edilmiş oldu o kadar. Diğer kaideler aynen transfer edildi.

Dünden bugüne cumhuriyetimiz yüzüncü yılına ilerliyor ve maalesef karnemizde pek hoş notlarımız yok. Osmanlının bakiyesindeki birçok sorunun yanı sıra yeni cumhuriyetimize kazandırılmaya çalışılan ısmarlama karakterler zaman zaman bu toprakların asli unsurları olan insanlarımıza acı tecrübeler kazandırdı. E rağmenci ötekileştirme gafletimiz her kesimden insanlarımıza derin acılar, büyük mağduriyetler yaşattı.

Madem her kesimden insanlarımız bedel ödedi. O halde biz bizi anlayacak kıvama gelmiş olmalıyız. Şapkamızı öne almak suretiyle gerekli muhasebe ve empati mekanizmalarımızı devreye sokma zamanı çoktan gelmiş olmalı.

İntikam duyguları sadece mağduriyet sırasını değiştirir. Bu gerçeklikten hareketle affedici ve tahammül duygularımızı ön planda tutarak; bu devletin, bu toprakların ortak mirasımız olduğunu bilmeli ve tüm farklılıklarımıza rağmen aynı devletin milleti olduğumuzu kabullenmeliyiz.

Önümüzdeki günlerde Meclisimizin Genel Kurulunda demokratikleşme paketi görüşülecek. Devletin temsil makamı, cumhuriyet rejimini formatlama siyasetinde; kimlikleri, dinleri, inançları ve fikirleri dolayısı ile mağduriyet yaşayan her kesimden özür dilemeyi bir erdem olarak görmelidir. Komplekslerinden arınmış bir devlet, güçlü devlet karakteridir.

AK Parti hükümetinin ülkedeki oy dağılımından belli ki etnik kimlik üzerindeki ayrışmada birleştirici unsur oldu. İktidarı döneminde birçok konuda ezber bozan devrim niteliğinde önemli adımlar attı. Kendisiyle ve tarihiyle yüzleşen bir yaklaşım içinde oldu.

Dersim olayları sebebiyle Alevi vatandaşlarımızdan devlet adına özür mahiyetinde beyanat Başbakan Erdoğan'dan geldi. On yıllardır üstü örtülen bu mesele kendimizle ve hatalarımızla hesaplaşma adına milat da sayılabilir.

Son olarak Tehcir meselesi sebebiyle Ermenileri ve özellikle Ermeni vatandaşlarımızı anlama adına 99. yılında, yani 23 Nisan 2014'te Başbakanlık sitesinde yayınlanan taziye mesajı tarihi bir adım olarak kayıtlarda yer alacaktır.

Sözde Ermeni soykırımı, çok su götürür bir konu. Tarihçiler ve siyasilerin bu mesele üzerinde söyleyecekleri daha çok şeyler var. Fakat şu an meselenin gerçekliklerinden ziyade mevcut algının şekli ve durumu daha mühim. Gelinen noktada Ermeni diasporası 1915'i kimlik merkezi haline getirmiş durumda. Osmanlı mirası üzerine kurulu Türkiye Cumhuriyeti, mevcut acıyı ve algıyı anlama adına temiz bir sayfa açma iradesini ortaya koymuştur. Ermeniler ve Ermeni temsilciler bu durumu konjektürel bir politika olarak algılamamalı. Devlet iradesinin bu minvaldeki değer adımlarının bir parçası olduğunu bilmeli ve yeni bir gelecek oluşturmanın zeminine katkı sağlamalıdır.

Devlet nizamını ve millet huzurunu tehdit etmeyen her inanç, fikir ve eylem hoşgörü ve tahammül ile karşılanmalı. Kimlik meselesi asla ötekileştirme konusu edilmemeli.

Güçlü bir devlet, büyük bir millet olmanın gereği budur...

Ahmet ÇİÇEK

Araştırmacı-Yazar



2014-04-24