Seçim Sistemleri
Bu günlerde, önümüzdeki milletvekili seçimlerinde ve sonrasında uygulanmak üzere, yeni bir seçim sistemi üzerinde çalışmalar yapılıyor.
3 Kasım 1839 tarihindeki Tanzimat fermanının okunması ile başlayan 175 yıllık demokrasi tarihimizde geldiğimiz nokta, yüzde 10 gibi yüksek seçim barajı ile birlikte 'liste usulü nispi temsil sistemi'dir. Geçmişte, ülkemizde o kadar çok sistem değişikliği yapıldı ki, iyi ve kötü yönleri ile hepsi de bizim birçok tecrübeler kazanmamıza vesile oldu. Mevcut seçim sisteminin, doğruları olduğu kadar yanlışları da var.

Yüzde 10 baraj, bir yandan istikrarın korunmasına yardım ediyor, ama temsilde büyük bir eksikliği de beraberinde getiriyor. Bir yanda bazı bölgelerde (mesela ilimizde) bir milletvekili, 40-50 bin seçmen tarafından seçilirken, diğer yanda 160 bin seçmen tarafından seçilen milletvekilleri var. Bu durum temsilde adalet anlayışına ters düşüyor. Arkasında az sayıda seçmeni bulunan vekillerin de, hele sırt sırta veremeyip birbirleri ile mücadele içinde olurlarsa, parlamentoda pek ağırlıkları olmuyor. Bunun sonucunda da bölgelerine yeterli hizmet götüremiyorlar.

Dünyada, günümüzde milletvekili genel seçimlerinde birçok değişik sistem uygulanmaktadır. Demokrasilerde asıl olan halkın parlamentoda tam ve doğru olarak temsil edilmesidir. Yüzde 10 olan ülke barajı, dünya ülkeleri arasında en yüksek olan bir orandır. Başbakanımızın gündeme getirdiği dar veya daraltılmış bölgeli seçim sisteminde, seçim bölgeleri ortalama seçmen sayıları esas alınarak belirlenir ve ülke çapında her milletvekili, benzer sayıdaki seçmenler tarafından seçilirler.

Türkiye'de 55 milyon civarındaki seçmen, 550 milletvekilini seçecek. Yani her 100 bin seçmene bir milletvekili düşüyor. Bu durumda, her yüz bin seçmeni olan bir bölgeyi, 1 seçim bölgesi olarak düşünürsek milletvekili olabilmek için o bölgede en çok oyu alan seçilmiş olacak ve bu sayede 'seçim barajı' uygulaması da otomatik olarak ortadan kalkacak.

Daraltılmış bölgeye ilaveten düzenlenecek tercihli sistemde ise, adayların sıralaması da seçmenler tarafından sandıkta yapılacağından, halkın istediği kişiler, halkın istediği partilerden seçilecekler. Tercihli sistem daha önce de ülkemizde denenmiş ve başarılı sonuçlar alınmıştı. Ancak parti liderlerinin veya teşkilatlarının bunu istemelerini beklemek de saflık olur.

Ülkemizde 20 Ekim 1991 seçimlerinde, tercihli seçim sistemi uygulanmış ve bu seçimlerin ilginç sonuçları olmuştu.

Mesela Kahramanmaraş'ta, CHP 3 milletvekili çıkarmış, ancak tercihlerden dolayı parti merkezince belirlenen sıralamadaki ilk üç aday yerine 4., 5. ve 6. sıradaki adaylar seçilmişti. Yani parti başkanı olan Ecevit ve merkez teşkilatın dediği değil halkın dediği olmuştu.

Daraltılmış, tercihli ve barajı olmayan bir seçim sistemi ile liderler sultası da sona erecektir. Demokrasi, eğer halkın iktidarı ise, sadece oy çoğunluğu ile seçilmek elbette yeterli değildir. Adayların da, partilerin genel merkezleri tarafından belirlenmesinden ziyade, tercihli oy sistemi ile seçmenlere bırakılması gerekmektedir. Bu uygulamada parti genel merkezlerinin, parti içi ve halk arasında temayül yoklamaları gibi göstermelik bir telaş içine düşmelerine de gerek yoktur.

Ayrıca parti teşkilatları, her isteyeni değil de, parti prensiplerine ve göreve uygun kişileri aday adayı yapacaklarından, sadece para toplamak için aday adaylığını dağıtmazlar.

Tercihli sistemde, seçmenler tarafından istenmeyen, ancak bazı menfaat gurupları veya paralel yapılar tarafından desteklenerek adeta ataması yaptırılan kişiler de ayıklanmış olacaktır.

Milletvekilliğinde ve Belediye Başkanlığında, üç dönem üst üste seçildikten sonra bir dönem ara verilmesi ilkesini getiren başbakanımız, önümüzdeki seçimler için vereceği kararlarda hem bu ilkesine sadık kalacak, hem de dar bölgeli, tercihli ve barajsız bir seçim sistemini ülkemize kazandıracaktır. Bereketli nisan yağmurlarının gelmesi duasıyla kalın sağlıkla...

Ahmet Laz

[email protected]



2014-04-25