Bu bir temennidir...
Sevgili dostlar 2007 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden aylar önce Baykal'a bir Gül diye yazı kaleme alarak Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı adayı olacağını öngörmüştüm. Herkes Erdoğan ismine odaklanmışken Gül ismi cidden birçokları için sürpriz idi. Yazı hayatında emekleyen biri olarak bu tahminimin tutması tabi ki benim için bir kıvanç meselesiydi. Milas'ın paralel medyasında kalem oynatırken işin doğrusu başka bir Türkiye ile karşı karşıyaydık. Çok basit tahminlerle doğru sonuçlara ulaşmakta zorluk çekmiyordum. Ama Gezi olayları özellikle Mısır darbesiyle birlikte şahsı düşünce iklimim değişmeye başladı. Aylarca kalemime sus emri vermiştim. Çünkü hislerim o andaki duygularımın yanılgılarla dolu olabileceğini söylüyordu. Sustum ve takip ettim. Biriktirdiklerimi de seçim öncesi birçok yazıyla bu mecradan sizlerle paylaştım. Eğer o dönemde yazı yazmış olsaydım çokça hata yapacaktım. Duygularım ve inancım şükürler olsun ki beni yanıltmadı.

Evet dostlar şimdi ise daha çok temkinli olma döneminde olduğumuz için ince eleyip sık dokumaya çalışıyorum. Haftalardır 'başbakan Çankaya'ya çıkmayacak ARINÇ çıkacak' tezini öne sürüyordum. Eski Türkiye olmadığımız için bunu yazmayı mahcup olma endişesiyle erteliyordum. Etrafımdaki birçok kimse 'Erdoğan cumhurbaşkanı olacak bu sefer' derken ben hep farklı düşünceleri dillendiriyordum. Bunu dostum Mutlu IRMAK Bey'in dediği gibi 'her şeye muhalif' olma refleksinden yapmıyordum. Çünkü Erdoğan birçok olmazı gerçekleştiren bir figür. 2007 de Demirel'in şu sözü kulaklarımda 'bu aşamaya gelen biri cumhurbaşkanlığından vazgeçmez'. Evet, ne Özal ne de SHP destekli Demirel, cumhurbaşkanlığı altın tepsisini boş çevirmemişlerdi. Ama ERDOĞAN siyasal olarak daha güçlü olmasına rağmen Çankaya'nın yollarını kardeşi GÜL'e armağan etmişti. Evet, siyaseti farklı okuyan ve ezber bozan ERDOĞAN liderliğindeki AK Parti bu sefer ne yapacak soruları sorulurken 'Ters köşe yapabiliriz' sözüyle hesaplar tekrar yapılmaya başlandı. Benim çekinerek söylemeye kıyamadığım sözleri şimdi ekranlarda duyuyor olmak bana garip duygular hissettirmiyor değil. Bu girizgahtan sonra gelelim asıl mevzuumuza.

Sevgili dostlar herkes başkanlık, yarı başkanlık ve yetkisi geniş cumhurbaşkanı gibi birçok şeyi ortaya atıyor ve konuşuyor olabilir. Ben 'devletin kodlarının tekrar yüklenmesi' veya 'ayarlarının güncellenmesi' gibi teknik konulara değinmeden direkt sonuç ve temennimi belirteceğim.

Paralel ihanetin ardından yeni bir Türkiye gerçeği ile karşı karşıya olduğumuzdan hareketle herkes daha duyarlı ve fedakâr olmalıdır diyorum. 3 dönem kuralı sadece ve sadece başbakan için esnetilerek ERDOĞAN aktif bir başbakan olarak görevine devam etmelidir. Devam etmelidir ki ananas tüccarları kâbus görsün. Uzun adam yürüsün ki Ortadoğu da ki mazlumlar cesaret bulsun. ERDOĞAN başbakanlık konutunda otursun ki küresel vampirler ve onların paralelinde ki ihanet şebekeleri yeni hesaplar için kâğıtları yeniden karsın.

Evet. ERDOĞAN, GÜL ve ARINÇ AK Partinin troykası. Ve şu ana kadar birbirleriyle ilgili birçok şey söylense de aynı davanın yolcusu olduklarını ve ara sıra sürtüşseler de gönül dünyalarında ki koalisyon yadsınamaz bir gerçeklik. Bir ağabey edasıyla Çankaya'nın yeni sakını olmak kanaatime göre ARINÇ'a yakışır. Hep fedakârca davranan, GÜL için ERDOĞAN için defalarca yutkunan ve olası makamlardan feragat eden ARINÇ için Reis-i Cumhurluk lüks değil aksine gerekliliktir. Siyasetin finalini Çankaya'dan yapmak mutlu son adına da ülke gerçekleri adına da hayırlı olacak diye düşünüyorum.

Peki şu an itibariyle bir numaralı koltukta oturan GÜL için ne düşünüyorsun diye sorulduğunda cevabım AK Parti saflarında siyaset derim. Diş işleri bakanlığı, başbakan yardımcılığı gibi bir görevi kabul etmeli ve elini taşın altına koymalı. Erdoğan'ın ustalık dönemi kabinesi itiraf edelim ki başarısız oldu. Koltuklar bir kez değil birkaç kez değişti. Ustalık döneminin 3 tane iç işleri bakanı oldu mesela. İdris Naim ŞAHİN, Muammer GÜLER ve Efkan ÂLÂ. Birçok zorlukları alt eden adeta tarih yazan ERDOĞAN gerçek ustalarla bir dönem daha devam etmeli ve GÜL gibi akîl adamlarla kabinesini güçlendirmelidir. Makam ve mevki hesabı yaptığına inanmadığım Gül'ün bu görevi kabul edeceğini varsayıyorum. Gerçek vatan ve millet sevgisi bu şekil olur diye düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığından sonra bakanlık olur mu diyenlere başka ülkelere baksınlar derim. AK Parti ile Türkiye ilkleri yaşadı dedik ya bu Cumhurbaşkanlığı seçimi de bir ilk olsun.

 Bu düşüncelerimi sardederken Başbakanımız köşke çıkmayı hak etmiyor gibi sonuç çıkarılmasın. Aksine; paralel yapının ısrarla onun köşke çıkmasına engel olduğunu gördüğüm için inadına çıksın diyesim geliyor. Ama pire için yorgan yakılmaz. Çetelerden arınan devlet, virüslerden kurtulmak isteyen AK Parti için ERDOĞAN başbakan olarak dimdik ayakta durmalıdır. Bu ülkenin bir dönem daha ERDOĞAN'a ihtiyacı var.

Kimse kusura bakmasın şu an itibariyle ne AK Parti'ye parti olarak rakip var ne de ERDOĞAN'dan başka ortada bir başbakan namzedi var.  Asıl ağlanacak halimiz bu! Türkiye diktatörlükleşiyor diyenler şunu da desinler neden lider yetiştiremiyoruz desinler. Kekliğe benzemeye çalışan karga misali birçok lider ortaya çıkabilir. Bize mazisini kucaklayıp atiye uçan lider gerek.


2014-04-26