Nükleer Kaygı Bilmecesi
En sonunda bu da oldu, kendisini ısrarla ve ısrarla 'Japon' olarak tanımlayan bir arkadaş, bizlerin anlayacağı bir şekilde Japonya başbakanının Türkiye`ye nükleer santral sattığını, aslında bunun çok kötü olduğunu, bundan dolayı kaygı duyduğunu söyledi.  
(
http://www.youtube.com/watch?v=nvO5Kx5_zxw)

Görsel ve sosyal basın da bu hüzün dolu konuşmayı hemen ve sanki önceden hesaplanmış gibi gündem yaptı.  Acaba bu Japon arkadaşımız neden kendisinden 10bin kilometre ötedeki 4 tane reaktör için kaygı duyuyor? Kendi ülkesinde elektriğin %40ı, 50den fazla reaktörden yıllardır üretilmekte(*). Samimi ve kaygılı Japonlar, mevcut durumlarını hatılamaları için bizim Japonca öğrenip, onlara seslenmemizi mi bekliyorlar acaba?  

Bugün nükleer ve su kaynaklı enerji yatırımlarının karşıtı eylemlerin arkasında bilin ki başka enerji kaynaklarına dev ölçekte hakim güçler vardır. Yani olay çevreci görünümlü olsa da aslında petrol ve gaz devlerinin planladıkları eylemlerdir.

Dünya ölçeğinde yaygın kömür santralleri ağı olan bir kuruluş, istediği ülkede istediği reklamı yapar. Eğer ülke kömürden enerji üretimini azaltmayı planlıyor ise hertürlü propaganda aracını kullanarak kamuoyu oluşturabilir. O kadar ki gücüyle siyasi iktidarları bile etkisi altına alabilir, kendi lehine karar çıkartabilir. 

Dünyanın ürettiği enerjinin %42si kömür, %21 i gaz, %11i nükleer kaynaklıdır. 150 civarında gemi ve denizaltı nükleer yakıt ile çalıştırılmaktadır. Romanya %20, Ermenistan ve Bulgaristan %30, Ukrayna %50, Fransa %75 enerjisini nükleer reaktörlerden karşılamaktadır.(*)

Japon kardeş haklı, nükleer enerji üretimi büyük bir risktir.

Son 50 yılın en ileri enerjisi; 3 büyük kaza geçirmiştir. Amerika ve Ukrayna- Çernobil, mühendislik ve işletme hatası neticesinde reaktörün erimesi nedeniyle yaşanmıştır. Japonyada ise santral depremde hasar görmüştür. Ukraynada hala santral sahasına 30kilometreden fazla yaklaşılmamaktadır. Nükleer atıklar yerin dibine gömülseler bile uzunca yıllar zehir saçmaya devam etmektedir. Radyo aktif atıkların yer altı suyuna karışarak yeryüzüne çıkması mümkündür. 

Evet riskli bir teknoloji ama uzaktan kumanda ile oturduğumuz yerden serinleme cihazının hava çıkışını aşağı yukarı yaptırmanın büyük bir keyif olduğu bir zamanda yaşıyoruz. 

Japon kardeş Türkçe yaptığı uyarı mesajını, kameralara çekmek için bile nükleer enerji kullandı. 

Türkiye 2027 yılına kadar 2 santralde, 8 adet reaktörü devreye alacak. 3. santral planı da şuanda devlet gündeminde. 1980li yıllarda Yozgatta Uranyum tespit edildi.  Bundan 30yıl sonra devletin artık uranyumdan enerji üretmesi doğal bir hak. Önümüzdeki 50yılda Uranyum yerine Toryum kullanılması için mühendisler çalışıyor. Türkiyenin de mühendislerinin nükleer çağı yakalaması gerekiyor, çünkü tespit edilmiş en büyük ikinci Toryum rezervleri Türkiyede bulunuyor.

Ütüsüz pantolon giymeden sokağa çıkmıyorsanız, şu ana kadar insanlığın geliştirdiği en ileri enerji yönetime de karşı çıkmayınız. Önümüzdeki 100 yıllarda başka enerji kaynaklarını verimli kullanana kadar bu dönemi geçirmek durumundayız.

 * istatistik bilgilerin kaynağı  www.world-nuclear.org adresidir


2014-04-29