Yine 1 Mayıs
İki gün önce yine bildik tanıdık bir 1 Mayıs gününü daha geride bıraktık. Bir yanda, kutlamaları Taksim meydanında yapmak için inatlaşan işçi sendikaları, diğer yanda geçmişte yaşanan kötü deneyimler ve zararlar nedeniyle Taksim'de kutlamalara sıcak bakmayan yöneticiler...

Sonuçta bir yanda koşuşan, tahrip eden sözüm ona işçiler ve onları kovalayan, dağıtmaya çalışan güvenlik görevlileri, diğer yanda da dükkânlarını kapatmak zorunda kalan ve zararlarını nasıl telafi edeceğini düşünen bölge esnafı.

Özellikle başta İstanbul, Ankara, İzmir ve Diyarbakır gibi büyük illerimizde bu inatlaşmanın kimlere faydası, kimlere zararı var? Ben adının işçi bayramı olduğu söylenen bu taşkınlığın, hiç kimseye faydasının olduğunu düşünmüyorum. Sayılamayacak kadar çok olan zararlarından bazıları ise, heba edilen bir çalışma günü ve çalışmayan toplu taşım araçları, zor durumda bırakılan emniyet güçleri, zarar görme korkularıyla açılamayan işyerleri, ülkemizin ekonomik yönden önemli kayıplarıdır.

Taşkınlık endişesi ile Taksim'deki otobüs duraklarının camları dahi önceden söküldü. O bölgedeki esnafın geçmişte yaşadıkları zarar, ziyan ile almak zorunda oldukları tedbirlerden dolayı yaptıkları masraflar, hep milli servetimizin heba edilmesi değil midir? Buna, orada toplanıp sloganlar atacağız diye inatlaşanların sebep olduğu ortada değil midir?

Türkiye'de 11 milyon civarında kayıtlı işçi vardır. Bu sayının sadece 900 bini sendikalıdır. Kayıt dışı çalışanları da göz önüne alırsak, mevcut çalışanlarımızın sadece yüzde beşi sendikalıdır. Bu sendikalı işçilerimizin birçoğu da böyle inatlaşmalarının karşısındadır. Taksim bölgesinde toplanmaya çalışan ve çoğu da provokatör olan bu kadar az sayıdaki guruplar, ideolojik bir yaklaşımla terör estiriyorlar.

On binlerce (30 binin üzerinde) güvenlik görevlisi ve aileleri, yasaları uygulayabilmek için günlerce strese giriyorlar. Sendikalar, huzur bozucu faaliyetler yerine, doğru dürüst sendikacılık yapsalar da üye sayılarını arttırıcı faaliyetler içinde olsalar daha doğru olmaz mı?

Sendikalarımızda genellikle ilgililerin niteliksiz, niteliklilerin de ilgisiz olmaları nedeniyle bir mayıslar hep kavgalar, taşkınlıklar ve yıkımlar ile anılmaktadırlar. Kutlamalar, bir barış havası içinde, işçilerin problemlerinin konuşulup çözümlerin arandığı medeni bir ortamda, ama müsait birçok alanlarda kutlansa güzel olmaz mıydı? Bunu sağlayabilmek için, nitelikli olan sessiz çoğunluğun seslerini gür olarak çıkarmaları gerekiyor.

Dünyada mevcut olan iki yüz civarındaki ülkeden, Türkiye de dâhil 136 ülkede bir mayıs işçi bayramı olarak kutlanmaktadır. Sosyalist kültür ile yoğrulmuş ülkelerde dahi maalesef kimsenin aklına böyle bir kutlama gelmemektedir. Hele hele, kutlamaların bu kadar stres ve sıkıntılara sebep olduğu başka bir ülke daha yoktur. Bu vesile ile işçilerimizin işçi ve dayanışma günlerini kutlar sağlık ve mutluluklar dilerim. Barışın ve sağduyunun hâkim olduğu günlerde yaşamak umuduyla kalın sağlıkla...

Ahmet Laz

[email protected]



2014-05-03