Sarhoş Etmeyen Şarap!
Biliyorsunuz bu gün üstünde egemen olduğumuz Anadolu, insanlık tarihine beşik, medeniyetler tarihine mezar olmuş bir coğrafya. Hem tabi güzelliği hem de stratejik özelliği nedeniyle var olan dünya devletlerinin de her zaman iştahını kabartmış, gözünü kamaştırmış cennet bir ülke.

Bu vatan toprağında yaşamak, cennette yaşamakla eşdeğer olduğunu gerçekten yaşayan bilir!

Yüce kitabımız Kur'an cenneti, altından ırmaklar akan bahçe olarak tasvir ediyor. Detaylarda da sebil pınarlardan söz ediliyor, içenler zevk veren şarap ırmakları anlatılıyor.

Zencefil karışımı içecekler, sarhoş etmeyen şaraplar, cennet ehlinin etrafında fır dönen hizmetçilerle sunulur diyor.

Özetlediğim tanımlamaların ayetlerde yer aldığını göğsünde iman taşıyanlar elbette bilir.

 Anadolu'yu batıdan doğuya, kuzeyden güneye gezen yeryüzünün cennetinde yaşadığını bilim adamı olmasa da keşfeder.

7 bölgemizin yedisinde de düşmanları çatlatacak güzellikte buz gibi bazen berrak, bazen boz bulanık akan ırmaklar cennet türküleri söyler.

 Bu topraklarda doğmak, bu topraklarda yaşamak, Allah'a şükretmek ve binlerce ham etmek için yeterli sebeptir.

Bu Vatan'ın çocukları, bu coğrafyanın evlatları, ne yazık ki bu cennet vatan toprağında cehennemi yaşamaya mahkûm!

Her dem acı, kan, gözyaşı bu topraklarda yaşayan milletin kaderi.

Çoğu zaman siyasetçinin, bazen bürokratın basiretsiz yönetimi, milletin canını acıtırken; Anadolu çocuklarının yakasını tabi afetler de hiç bırakmaz.

Son on gün içinde yaşanan, Soma'da ki maden faciası, Ülkeyi kan gölüne çevirmeyi hedefleyen Okmeydanı fitili; Ege, Marmara ve de Anadolu'yu sallayan 6,5 şiddetindeki depremi başka türlü nasıl okunmalı?

Ülkeyi 12 yıldan beri yönetenler, çıraklık, kalfalık ustalık diye ayırdıkları iktidarlarında rejimi kördüğüm ettiler.

Çözebilene aşk olsun!

Kördüğüm iktidarına omuz veren yazarların başında gelen Cengiz Çandar bile,  25 Mayıs tarihli makalesini  'Paramparça' başlığı ile yayınlamış.  

Ülke insanlarını param parça eden Erdoğan Çankaya'ya tırmanmak için Almanya'da yaşayan gurbetçileri de Amasya Elması gibi ikiye bölmeyi başardı.

Fransız yazar Joseph Joubert 'çözebileceğiniz düğümü kesmeyin' demiş.

Firigya Kralı Gordios sabanın boyunduruğuna attığı kördüğümü çözebilseydi kılıçla kesmeye ihtiyaç duyar mıydı?

Körü körüne sorgulamadan inananlar, şapkayı önüne koyup düşünmenin zamanı gelmedi mi?

Yaptıkları iyiliği sayanlara, gittikleri yere kamerasız gitmeyenlere verilecek hazır bir cevabınız yok mu?

Şayet bir cevabınız yoksa başınızı duvara vurmaya hazır olmalı, tutunacak dal aramaya da peşinen başlamalısınız.

 

 



2014-05-26