Başbakan Almanya'da...
Bilindiği gibi tarihte şanlı ülkeler kuran ve ülkeler fetheden ecdadımız, yönetirken de hak ve hukuktan ayrılmamış, sömürge düzeni kurmamış, hatta bölgeyi imar ederek kendine özgü güzel eserler ortaya koymuştur. Bugün Kosova'ya kadar tüm balkanlarda bu eserleri görebiliyoruz.

Değişik zamanlarda soykırımlara varan şiddet ve savaşlardan sonra dahi, bu bölge halkının inançlarına ve yaşam tarzlarına ne kadar sahip çıktıklarını da müşahede ediyoruz. Atalarımız, kurdukları hak ve hukuk düzeni ile, örf ve inançlarını sonraki nesillere aktarabilmiştir.

İkinci dünya savaşından sonra başta Almanya olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine, Türkiye'den işçi akını olmuştu. Geri dönmeyen bu işçilerimizin ikinci ve üçüncü nesilleri oralarda yetişmiş, her türlü baskılara rağmen kendi örf ve adetlerinden koparılamamışlardır.

Bugün Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde özellikle de Almanya'da, siyasetçisinden esnafına, mühendisinden işçisine, sanatçısından tüccarına kadar her dalda faaliyet gösteren hatırı sayılır bir sayıda soydaşımız yaşamaktadır.

Başbakanımızın Almanya'da Türklerin organize edeceği bir toplantıya katılmak istemesi, çeşitli itirazlara yol açtı. Alman yetkililer, başbakanın böyle bir toplantıyı yapmasını istemediler. Çeşitli marjinal gurupların, şiddete yönelik gösterilerle protestolar yapacaklarını ilan etmeleri, yetkilileri tedirgin etti.

Ancak, Almanya'nın böyle guruplardan çekindiğini söylemek çok zordur. Belki de, başbakanın liderliğinde, Türkiye'nin önü alınamaz yükselişini durdurmak isteyen yetkililer, bir yandan el altından aykırı seslerin yükselmesini teşvik ederken, diğer yandan da başbakana, Almanya'daki toplantının iptal edilmesini tavsiye ettiler.

Büyük projeleri birer birer uygulamaya koyan, çözüm sürecinde de başarılı olan bir Türkiye, gelişmiş ülkeleri endişelendiriyor. Çözüm süreci, aynı zamanda bir kalkınma projesidir. Bir yanda büyük projelerin ihalelerinin yapılması diğer yandan çözüm sürecindeki azim ve kararlılık, Türkiye'nin ayağa kalkmasını istemeyen batılıları çeşitli tedbirler almaya zorluyor. İstanbul'a üçüncü köprünün ve havaalanının yapımına başlanması, kanal İstanbul projesinde yer etütlerinin tamamlanması, rakiplerimizi de doğal olarak ürkütüyor.

Türkiye, sömürgeci batının Afrika'daki pazarına da ortak olmuş durumda. Eskiden Türkiye böyle miydi? Bize hep Rus, Arap ve İran düşmanlıkları öğretilir, dost olarak da Avrupa istikameti gösterilirdi. Tabi düşmanla ticaret de yapamazdık.

Bizim yerimize Yunan, İtalyan, Fransız ve İngiliz malları Ortadoğu ve Afrika pazarlarını işgal eder, biz ise seyrederdik. Bugün Irak'ın imarını da biz yapıyoruz, İran'ın ticaretini de. Her türlü engelleme gayretlerine rağmen Başbakan, Almanya'daki soydaşlarımızla buluştu. Coşkulu ve medeni bir atmosferde geçen konuşmada başbakan, 'hiçbir ülke bize parmak sallayarak istikamet gösteremez, yeni Türkiye'yi kabullenin artık' diyerek batılılara adeta dersler verdi.

Kim ne derse desin, Türkiye artık o eski Türkiye değil. Bu vesile ile, Miraç kandilimizin de tüm Müslümanlara hayırlar getirmesini dilerim. Kalın sağlıkla...

Ahmet Laz

[email protected]



2014-05-27