Uzun Kulak Örgütü
Sevgili dostlar 17 Aralık ve 25 Aralık kalkışmasıyla yıllarca içinde biriktirdiği duyguları ifşa eden cemaat eksenindeki paralel yapı hala daha bozgunculuğa devam etmekte. Ekonomiden, siyasete, eğitime oradan da dine kadar her alanda fitne tohumları saçan paralel yapı her geçen gün halkımızın gözünden ışık hızıyla düşmekte. Okyanus ötesinden ameliyat emri veren Gülen Bey'in itibari maalesef yerlerdedir. Sevgili dostlar yıllarca din alimi diye tanınan birinin şimdilerde fitnenin başı olarak adlandırılması oldukça üzüntü vericidir.

Ayrımcı dili sıklaştıran, hükümet karşıtı tutumunu dinsel bir örgüye dönüştüren paralel yapı maalesef artık yerli bir ruhun evrensel tezahürü değildir. Dış güçlerin maşası şeklinde davranan bu yapının en büyük zararı emin olun ekonomik değildir. Borsanın düşmesi, faizlerin yükselmesi gibi yansımalar emin olun tolere edilebilecek mahiyettedir. Yitirilen paralar yerine konabilir, dengeler tekrar kurulabilir. Fakat en onulmaz yara düşünce iklimine, tasavvufi yaklaşımlara ve iyi niyet hareketleri diye tanımlanacak yardım kuruluşlarına verildi. Artık yurdum insanı her şeye ve herkese kuşkuyla yaklaşır oldu. Emin olun tamir etmesi en zor durum budur. Bu açıdan bakıldığında da gidişat vahim.

Geçtiğimiz günlerde Kemaliye'de bir öğretim görevlisiyle sohbet ederken çok enteresan bir ifade kullandı. 'Hükümet ile cemaat arasındaki bu kavga siyasi bir kavga ben taraf değilim' dedi. Anlayan işin bu ifade bile başlı başına bir romandır. Eğitim gönüllüleri diye bildiğimiz bu yapının şimdilerde siyasi hareket içinde olduğunu tarafsız bir göz bile istemeden dillendiriyor. 'Siyasetin şerrinden Allaha sığınanlar' şimdilerde CHP'nin oklarını sadaklarından çıkarıp AK Partinin Hak ve Halkla yoğrulmuş bedenine fırlatmakla meşguller.  Soma gibi her elim hadiseden siyasi rant devşirmeye çalışan bu yapı ayrıca İslam, Musibet ve beddua gibi kavramlarla fitne ocağına ateş taşımaya devam etmekte. Evet artık cemaat külliyen bir partidir. Hatta partiden öte marjinal dış destekli bir örgüttür. Önceki yazılarda da belirtmiştim 'örgüt' kelimesi paralelci kardeşlerimizi üzmesin. Çünkü Pensilvanya İmamının şefaat hakkını kullanacağı Ecevit'in siyaset diline armağanıdır. Ecevit'in kullandığı legal bir kavramı Paralele layık görmem aslında bir iltifattır. İltifattan da  haberdardırlar sanırım.

Sevgili dostlar Soma faciasından sonra sosyal medyada ve diğer mecralarda bir takım yakıştırmalar yapıldı. Müstahak diyen oldu. İşi Niyazi'ye vuranlar oldu hatta paralelin müfrezeleri '30 Mart'a yanlış tercih yapan Soma'lıya, Türkiyeliye Allahın ikazıydı' bu yaşananlar. Paralel emir erlerinin sel felaketini, don olayını ve deprem gibi doğal afetleri istismar etmeleri, olaya mistik bir hava katmaları tamda Haşhaşi Batıniliğe uygun bir davranış. Düşünsenize bir Zaman ve Bugün abonesi olmak, Sızıntı ve Yeni Ümit müdavimi olmak Allah katında ne büyük bir ecirdir değil mi? Evet evet yanlış duymadınız bu ifadelerle abone toplanılıyor şimdilerde. Hatta daha ilerisi var zorla Zaman aboneliğine mecbur ediliyor. Öğrenciler, mütevelliler, veliler en az 3 abone bulacaksınız diyerek tehdide varan muamelelere muhatap. Dershanede son dönemeçte olan yavrularımızın velileri şimdilerde Zaman'a olan esaretten kurtulmanın arifesindeler. Umutla sınavı ve abonelikten kurtulmanın mutluluğunu beklemekteler.

Sevgili dostlar biliyorum birileri bu yazdıklarımı inkâr edecek, ısrarla hormonlu tiraj raporlarıyla cevaba kalkışacak. O Paralelcilere diyorum ki: 1 milyon sözde aboneniz var neden gündem oluşturamıyorsunuz? 1 milyon sözde aboneniz var seçimlerde işaret buyurduğunuz adreslerin hiçbiri abat olmuyor niçin? Elinizi uzattığınız yer kuruyor. El attığınız yerlerde nebatat bitmiyor. Nasıl bir tiraj raporudur ki sadece rakamdan ibaret? Çöplükte yığılmaya mahkum bu gazete artık sofraların altına sermeye bile layık değildir. Değil dünya, değil ülke artık Zaman paralel beyinlerin pelesenklerine bile cevap veremez halde.

Sevgili dostlar! Pensilvanya İmamının direktifleriyle yaşanan olumsuzlukları AK Parti'ye oy verilmesine bağlayanlara şunu sorsak acaba bir cevapları var mıdır?

Kusura bakmayın bu yazacaklarım doğruluğuna inandığım şeyler değil. Sadece Paralel haysiyet cellâtlarına bir tokat niteliğindedir. Onlar şefkat tokadını iyi bilirler.

Ey paralelciler ezanı 'Allahsız' okutanlara oy verdiğiniz ve verdirttiğiniz için bu musibetler olmasın!

Said Nursi'ye zülüm yapan CHP için utanmadan oy toplayanlara üstadın şamarı olmasın! 

Devleti ele geçirmek için şerefsizlerle kol kola olmanın cezası olmasın bu yaşananlar!

 

Sevgili dostlar dedim ya bu yazdığım sorular tamamen inandığım değerlerden uzak akıl ötesi ifadeler. Kamil düşünceye sahip biri olan her olumsuzluğu kendi günahından bilmeli. Paralelcilerin yaptığı gibi başkalarının günahından dolayı musibet geliyor dersek ilahi ikaz bizleri silkeler. Gür bir sesle biri kalkıp 'İçimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden, bizi helâk eder misin, Allah'ım' ayetini okursa 'beyinsiz' ifadesine ne kadar yakışılacağını düşünecek misiniz?

Sevgili dostlar bir ilahiyatçı olarak bunları yazmaktan hicap duyuyorum ama 'Kusuru yüzüne söylenmeyen insan, ayıbını hüner zanneder' derler. Bu eksende düşünün bu yazdıklarımı. Eyvallah...

 


2014-05-29