Gül Baba!..
İstanbul... 

Beyoğlu...
İstiklal Caddesi... 
Galatasaray Lisesi... 
Yani!..
Mekteb-i Sultani...




Şimdilerde İstiklal Caddesi, halkımızın sürekli gezip dolaştığı turistlerin ise vazgeçemediği bir uğrak noktası haline geldi. 
Cadde üzerinde yer alan Galatasaray Lisesi'nin önü ise adeta hatıra fotoğrafların çekildiği, canlı müziklerin ve canlı siyasi protestoların da merkezi gibi...



Peki ya bundan yaklaşık 500 yıl öncesinde?...
Sultan II. Bayezid'ın ava çıktığı yer... 
Sonrasında!..
Gül Baba...
Ve yaşanan müthiş bir gerçek hikaye!...


Yıl: 1481...
II. Bayezid döneminde Galata'nın üstleri, Perşembe Pazarı'nın Voyvoda Konağı'nın yukarılarına düşen bölge, sık ağaçlarla kaplı ve avlanmaya müsait bir bölge olarak bilinmekteydi. Kış ayı olmasına rağmen Sultan II. Bayezid, bu bölgede sadrazamı ile birlikte avlanma isteğiyle yollara düşmüş. Akşama doğru sağanak halinde bir yağmur başlayınca da sığınacak bir yer arama telaşı içerisinde iken uzaklardan gül kokularının geldiği yöne doğru atlarını hızla sürmeye karar vermişler.
Çok geçmeden bir gül bahçesi ortasında, küçük bir kulübeyi fark ederek o kulübe'nin kapısını araladıklarında bir ihtiyarla karşılaşmışlar. O ihtiyar, padişahı ve sadrazamı içeriye davet etmiş ve oldukça güzel bir misafirperverlik örneği göstermiş.
Oturup bir süre sohbetin ardından, 
Padişah sormuş: "Burada tek başına ne yapıyorsun?"
İhtiyar cevap vermiş: "Güllerle uğraşıyorum. Tek dostum güllerdir. Bunun için de, bana Gül Baba derler."
Padişah: "Merak ettim. Güllerin hepsi neden iki renkli? Sebebini anlayamadım?" 
Gül Baba: "Sadece Sarı ve kırmızı renkleri severim de onun için Sultanım." 
O gece kurulan bu dostluk devam etmiş. Padişah, canı sıkıldıkça Gül Baba'yı ziyaret etmeyi sürdürmüş. Bu ziyaretlerden birinde, 
Gül Baba, Sultan Bayezid'a iki gonca gül vererek: "Padişahım! Kendimi iyi hissetmiyorum. Bu güller, fakir gönlümün hediyesi olsun. Lütfen kabul buyurun efendim" demiş. 
Padişah gülleri almış ve çok da duygulanmış: "Böyle deme Gül Baba! Allah sana uzun ömürler versin. Ama bir gün Yüce Rabbimizin emri geldiğinde ardından nasıl bir eser bırakılsın istersin?" diye sormuş. 
Gül Baba, oturduğu yerden hafifçe doğrulmuş, ileride görünen tepeyi işaret ederek: "Ruhumu şad etmek istersen, karşıdaki tepeye bir mektep yaptır Sultanım. Bu mektebin arması da Sarı-Kırmızı olsun" demiş. 
Bunun üzerine Sultan II. Bayezid, o yıl Galatasaray Sultanisi'ni yaptırmış...

‘Mekteb-i Sultani' adıyla yeni bir kimliğe bürünen okul, Cumhuriyet döneminde de ‘Galatasaray Lisesi' adını almıştır. Gül Baba'nın Sultan İkinci Bayezıd'a verdiği o güzel kokulu sarı ve kırmızı güller önce bu lisenin, sonra da Galatasaray Spor Kulübü'nün sembolü haline gelmiştir.

Gül Baba'nın Türbesi Nerede? 
Gül Baba,1 Eylül 1541 tarihinde vefat etmiştir.
Gül Baba Macaristan başkenti Budapeşte' de bir yüksek tepeye gömülür ve tepeye "Gültepe" adı verilir. (Macarca. Rózsadomb)  Türbesinin yanına yaptırılan Gül Baba Bektaşi Tekkesi, 1686 yılında yıkılmıştır. Bir diğer kaynağa göre Gül Baba'nın iki mezarı daha vardır. Bunlardan bir tanesi, Galatasaray Lisesi'nin arka bahçesindedir ve sembol mezardır. Asıl mezar ise Boğazkesen' den Tophane' ye inen yolun sağında bulunan Gül Baba sokağındaki caminin avlusunda olduğu iddia edilmektedir. 
Mezar I. Abdülhamit zamanında onarılmış ve başına kitabeli bir taş dikilmiştir.


Gül Baba'nın Türbesi bana göre dünyada sarı ve kırmızı güllerin yetiştirildiği her yerdedir. Çünkü 'Gül Baba' Ölümsüzdür...





 

2014-06-01