Vakit Yaklaşıyor
30 Mart yerel seçimleri bitti. Bazı itirazlar sonucunda YSK, itiraz edilen ve itirazları kabul edilen yerlerde seçimlerin 1 Haziran'da yenilenmesini kararlaştırdı. O seçim de, problemsiz, sıkıntısız çözüldü! Ama yine de yüksek sesten konuşmalar bitmedi. Bir televizyon kanalında, bununla ilgili yorum yapıyorlardı. Herkes bir şeyler söylüyor, kendine göre bir anlam yüklemenin çabasına giriyordu! Hatta bir ara tansiyon iyice yükseldi, program sunucusu zor durumda kaldı! Şu, küçücük, miniden de mini seçimi genel seçim havasına sokmaya, tek bir örnekten yola çıkarak, 'bu, hükümete bir ültimatomdur' demeye getirenler çıktı!

Düşündüm, nasıl 'ültimatom' olabilir diye. İlerleyen saatlerde anlaşıldı ki, Hükümetin başarısından rahatsız olanlar, Türkiye'nin ayağa kalkıp, koşmaya başlamasından memnun olmayanlar; Almanya'nın, İngiltere'nin, İsrail'in... daha birçok, Türkiye'ye karşı hınç içinde olan ülkelerin borazancılığını yapıyorlar! Mesela; başta Yalova olmak üzere seçimlerde AK PARTİ'ye karşı diğer partiler ittifak yaptılar! Buna karşı sadece 3 puan öne geçebildiler! İttifak yaparak bu puanı alabiliyorlar! Demek ederleri 3 puanmış! Ama yine de yerleşim birimlerinden çoğunu AK PARTİ aldı!

Neden böyle söyleyelim; artık sağır sultan duydu, kör gördü, aptal anladı!... anlamayanlar veya anlamak istemeyenler de; Türkiye'deki değişimden, demokratikleşmeden, huzurun yakalanmasından, kardeşliğin tesisinden, tarih yapacak duruma gelmesinden, dünya ülkelerine yön vermesinden, gündem yapar halde olmasından, alan el değil, veren el pozisyonuna gelmesinden, dışa bağımlılıktan kurtulmasından, kendi madenini kendisinin çıkarıp işletmesinden, zengin bir ülke durumuna gelmesinden, herkesin fikir danıştığı, herkese yol gösteren, Orta doğu'da ipleri eline alan büyük ve devasa bir Türkiye olmasından... rahatsız oldukları için, içimizdekiler kendi bindikleri dalı kesiyorlar! İsimlerinin, 'milliyetçi,' 'halkçı' olması bir şey değiştirmiyor.

Vakit yaklaşıyor! 10 Ağustas'ta Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Eğer ikinci tura kalırsa-ki kalacağını zannetmiyorum- bir ilk olarak; Cumhurbaşkanını halk seçecek! Yani kendi başkanını yine kendisi seçmiş olacak! Bundan daha normal, bundan daha mantıklı bir şey olabilir mi? Şimdiye kadar halkımız, kendi başkanını, kendi liderini kendisi seçemiyordu! İşte bu; anlamadıkları demokratik açılımın bir sonucudur! 

Olayları kışkırtmaya, provoke etmeye kalkmalarının altında yatan gerçek; halk, cumhurbaşkanını seçmesin. Eğer seçerse, aynen AK PARTİ'ye verdiği yetkiyi, onayı, vizeyi, oluru... yine verecek! Bu da; yıllardır ülkeyi yöneten, ama bir çivi çakmayan, vesayetten kurtulmak istemeyen, tabuların yıkılmasını aklına getirmeyen veya haz almayan, gelen ağam giden paşam, dün dündür bugün bugündür anlayışıyla hareket edenlerin pillerinin bittiğine işarettir!

Artık, bir zaman olduğu gibi; '367 saçmalığı' ortalıkta görünmeyecek! Artık bir zamanların akıl hocası olan savcıları(!) devreye girip, kaos hasıl edemeyecek! Halk; kendisine saygılı, değer yargılarına önem veren, dini, milli değerlerinden taviz vermeyen, açık fikirli, gizli gündemi olmayan, her zaman istişareden yana olan, hata yapabilen ancak ihanet etmeyenlere yetki verecektir!

AK PARTİ,  adayını dolayısıyla açıkladı! Ama muhalefet, hala 'çatı adayı' üzerinde çalışıyor! kendi partilerinden bir aday ortaya koyamıyorlar! Acaba içlerinde Cumhurbaşkanlığı yapacak yetenekte aday yok mu da açıklayamıyorlar? Yoksa, 'nasıl olsa AK PARTİ'nin adayı ipi göğüsleyecek, öyleyse çatı adayı, dam adayı, baca adayı... söylemleriyle zamanı dolduralım, halkı böyle meşgul edelim' şeklinde bir düşünceleri mi var? Fakat görünen o ki, umutsuzlar! Halkın kendilerine oy vermeyeceğini biliyorlar! 

Demek istiyorum ki; halkımız, eski halk değil! Eskiden aldatılıyordu, şimdi kimse halka kül yutturamaz! Eskiden 'Nurlu', 'ben de sizdenim,' 'camilerimiz açık herkes namazını rahatça kılıyor'... riyakarca tavırlara inanıyordu! Ama artık halk, o halk değil! Türkiye, eski Türkiye değil!



2014-06-04