Çözüm dediğiniz bu muydu?
AKP hükümeti, uzunca bir süredir merkezine ana muhattap olarak PKK elebaşısı Abdullah ÖCALAN'ı oturttuğu, çözüm süreci adı altında, içeriği ve kapsamını bir türlü kamuoyuna açıklamadığı, çalışmalar yürütüyor. Bir yıldan fazladır şehit haberleri gelmemesi içeriğini bilmediğimiz, gönlümüzün pek de rahat olmadığı bu sürece karşı sessiz kalmamıza sebep oluyor.
Ancak son günlerde terör örgütü ve yandaşlarının devlet otoritesini hiçe sayarcasına pervasız bir şekilde gerçekleştirdikleri cürretkar eylemleri sabır sınırlarını ciddi bir şekilde zorlamaya başladı.

PKK, 2001 yılında neredeyse bitme aşamasına gelmiş, halk desteği olmayan, marjinal bir terör örgütü konumuna düşmüşken, bugün geldiğimiz şu noktada, son on yıl içinde verilen ölçüsüz tavizler sayesinde ciddi bir taban oluşturmuş, bölgede hemen hemen tüm unsurlarıyla bir devlet örgütlenmesi tesis etmiş, özerk mahkemelerini kurmuş, vergi toplayan, sözde asayiş timleri ile şehir merkezlerinde dahi kimlik kontrölü yapan, yakaladığı bu ivme ile artık bağımsızlık ve büyük birleşik Kürdistan ideallerini en üst perdeden dile getiren, özgüveni tavan yapmış, gerçek anlamda parelel bir devlet yapılanması olarak duruyor karşımızda.

Daha düne kadar terörist başı olarak anılan, kendisine sayın şeklinde hitap etmenin dahi suç olduğu bir bebek katili, bugün bir demokrasi ve halk kahramanı olarak ülkemizin en önemli siyasi aktörü haline getirildi. Hatta neredeyse PKK'ya terör örgütü, elebaşına da terörist başı demek suç haline geldi.
Örgüt, işi o kadar ileri götürdü ki, şehirlerarası yolları kapatmaya başladı. 18 gündür Diyarbakır- Bingöl karayolu ulaşıma kapalı, birçok ilçe yolu da ulaşıma kapatılmış durum da ve maalesef koskoca Türkiye Cumhuriyeti bu rezilliğe son verecek adımı atmıyor, atamıyor.
Asker ve polis hükümetten gelen emir doğrultusunda eli kolu bağlı bir şekilde devlet haysiyetini ayaklar altına alan bu rezilliğe son verecek müdahaleleri yapmıyor, yapamıyor. Başta Lice olmak üzere, bölgede günlerdir olaylar durulmuyor.

Terör örgütü sempatizanları, yapılan Kalekol inşaatlarını protesto etmek için yolları kapatıklarını söyleseler bile, aslında tüm bu eylemlerin terör örgütünün en büyük finans kaynağı olan uyuşturucu hasadını perdelemek için yapıldığına dair haberler geliyor.
Diyarbakır-Bingöl kırsalında binlerce dönüm hint keneviri tarlaları olduğuna ve bu tarlalara operasyon yapılmasını engellemek için yolların trafiğe kapatıldığına dair ciddi iddialar var. Terör örgütü sempatizanları o kadar azıttı ki; işi askeri birliklere saldırmaya ve sinir uçlarına dokunmaya kadar götürdü. Hakkari'de askeri kışlaya taş ve molotof kokteyl ile saldıran eylemciler kışlanın isminin yazılı olduğu tabelayı molotof kokteyli atarak yaktılar.

Hafta sonu ise işi daha da ileri götürerek Diyarbakır'da 2. Hava Kuvveti Komutanlığı'nın bahçesindeki Türk bayrağını indirme cüretini gösterdiler. Bayrak bir ülkenin bağımsızlık sembolüdür. Eğer bir ülkede bayrağa el uzatılıyorsa hele de bir askeri birliğin bahçesinde asılı bir bayrak dahi indirilebiliyorsa ortada ciddi bir devlet sorunu var demektir. Bugüne kadar, uğruna şehitler verilmiş, al rengini şehitlerimizin kanından aldığı söylenen şanlı bayrağımıza uzanan her el kırıldı. Buna cüret eden herkes bedelini ağır bir şekilde ödedi.

Hiç kimsenin bayrağımıza ve ülkemizin haysiyetine yapılan bu saldırılara karşı tahammül göstermeye hakkı yoktur. Başta terör örgütüne bu kadar taviz vererek bu zemini hazırlayan hükümet mensupları olmak üzere, milletimizin şerefinin ve devlet onurunun ayaklar altına alınmasına sebep olan herkesin bir an önce bu millete hesap vermesi gerekmektedir.

Bugüne kadar, ülkemizin başına bir kara bela gibi musallat olan ve son otuz yıl içinde 40 binden fazla canımıza mal olarak binlerce ailenin ocağına ateş düşüren terör belasının bitirilmesi için, atılan aklı başında her adımı, bu ülkeyi seven herkes gibi, sonuna kadar destekledim.
Ama artık anlaşıldı ki çözüm süreci diye sunulan şey aslında bir çözülme sürecidir. Bu işin sonu bölünmeye gidiyor. Çok geç olmadan bu işe bir dur demek gerekiyor.
Yarın her şey için çok geç olabilir.

Hamza BAYRAM



2014-06-10