Gezi'den Lice'ye Erdoğan'dan Öcalan'a!
"Son günlerde, bölgedeki bu gelişmeler konusunda da özellikle halkıma çağrıda bulunuyorum. Bu çözümsüzlük sürecini, ortadan kaldırmaya yönelik atılan adımlardır. Bu süreci provoke etmeye yönelik adımlardır. Bu çözüm sürecine karşı olan provokasyonlara karşı milletçe dik durmamız lazım. Diyarbakır'da o annelerin gösterdiği tavrı tüm bölge halkının aynı şekilde göstermesini hatırlatmak istiyorum. Tokat'taki vatandaşın ortaya koyduğu tavrı aynı şekilde herkesin ortaya koymasını söylüyorum"....Recep Tayyip Erdoğan!
... ... ...
"... Tarihi bir aşamadayız. Başarılı olacağımıza da inanıyorum. Bunu başarmamız için burada yürüttüğümüz görüşmelerin tüm kamuoyunun bilgisine açık, şeffaf ve yasal bir şekilde yürütülmesi gerektiği tartışmasızdır. Böyle olması durumunda sürecin spekülasyonlara değil, demokratik çözüme ve bütün ülkenin demokratikleşmesine dönük olduğu herkes tarafından görülecektir. 
Önemli bir uyarı olarak şunu da belirtmek isterim ki; bizim hiçbir ulusun ulusal değer ve simgelerine karşı olumsuz ve rencide edici bir yaklaşımımız olmamıştır, olamaz. Türkiye halkını bize karşıtlaştırmayı amaçlayan son bayrak provokasyonunun da her iki tarafın gerekli kurumları tarafından ivedilikle soruşturulması ve sonuçlarının tüm halkımızla paylaşılması elzemdir"...Abdullah Öcalan!
Günlerdir Lice'de yaşanan ve son olarak iki insanın; kuvvetle muhtemel asker kurşunundan çıkan silahlar sonucu yaşamlarını yitirmeleri sonucu meydana gelen olaylar ürkütücü bir noktaya gelmiş durumda,
Önce Lice'deki can kayıplarını protesto etmek için yapılan gösterilerde askeri alan içerisindeki Türk bayrağı hiç bir şekilde tasvip edilmesi mümkün olmayan bir şekilde bir çocuk tarafından direkten indirildi, ardından Tokat'ta Lice olaylarını protesto eden bir avuç Kürt öğrenci yüzlerce gözü dönmüş ırkçı tarafından "linç" edilmek istendi.
Herkes nefesini tuttu tedirgin bir bekleyiş içine girdi.
Yaşanan bu kaotik durumda kuşku yok ki toplumu yönlendiren liderlerin her zamankinden çok tansiyonu düşürücü ve soğuk kanlı davranmaları gerekir.
Yukarıda Lice olayları ve sonrasına dair gerek Başbakanın ve gerekse Öcalan'ın mesajlarını dikkatlice okuduğumuzda ne yazık ki sayın Erdoğan'ın Tokat'taki linç girişimine adeta arka çıkan söylemi çok ciddi ve kötü sonuçlar doğurabilir nitelikte. 
Linç kültürüne arka çıkmak, demokratik tepkileri şiddet ve korku ile bastırmaya çalışmak, kitleleri eldeki çoğunluğa güvenerek baskı altına almak ;toplumsal ayrışmayı ve çatışmayı tetikleyen en önemli gerekçelerdir.
Elbette ki sayın başbakanın ülke gündeminin bir numaralı konusu olan Lice hadisesine dair kamu oyuna verecek mesajları olmalı, elbette ki sayın başbakanın bu konuya dair söyleyecek sözleri vardır; lakin verilecek mesajlarda; açıkçası bir kesimi bir diğer kesim üzerinde baskı kurmaya davet etmek, insanların demokratik tepkilerini dile getirmelerini şiddetle bastırmaya çağırmak kabul edilebilir ve anlaşılabilir bir durum da değildir.
İki liderin mesajlarını dikkatlice okuduğumuzda Öcalan'ın olaya daha soğuk kanlı,daha makul ölçülerde bakabildiğini ve özellikle bayrak indirme hadisesinin hem iktidar ve hem de kendi örgütünce dikkatlice araştırılması yönündeki telkinlerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Aslında günlerdir Lice'de yaşananlar aslında bize geçen yıl yaşanan Gezi olaylarının adeta bir kopyası gibi geliyor.
Orada da iktidarın anlaşılmaz bir inatla direttiği Gezi parkında AVM yapılabilmesi uğruna kestiği ağaçlar üzerinden başlayan ve kısa süre içerisinde ülkenin 80 vilayetine sıçrayan sokak olayları ve bu olaylar sonrasında yaşamlarını polis silahlarından çıkan kurşunlarla ve darpla yitiren ve çoğu çocuk ondan fazla genç insanı toprağa verdik.
Bugün de tıpkı Gezi'deki gibi iktidarın anlaşılmaz inadı sonucu Kürtlerin yaşadığı coğrafyada kendince "iç güvenlik" gerekçesi ile yapımına başlanan ve bölge halkı tarafından tepki ile karşılık bulan karakol-kale kol inşaatlarına gösterilen reaksiyon ve sonrasında yaşanan sivil can kayıplarını görüyoruz.
Ne yazık ki tıpkı Gezi gibi hükümetin Liceyide doğru okuyamadığını, çözümün diyalog yolu ile değil de kolluk kuvvetlerinin inisiyatifine bırakılarak çözülmeye çalışıldığını görüyoruz.
Yalnız Gezi ve Lice olayları arasında çok ciddi ve gözden kaçırılmaması gerekilen bir ayrıntı var; Gezi tamamı ile "spontane", yani kendiliğinden gelişen, örgütsüz ve lidersiz bir halk hareketi idi, Lice protestoları ise örgütlü, kontrollü ve çok daha programlı bir eylem.
PKK Lice olaylarının kontrolünü tamamı ile elinde tutuyor denilebilir, nitekim KCK'nin gençleri dağa çağırıp adeta savaş ilanında bulunması bu kanıyı doğrular nitelikte.
Türkiye çok tehlikeli bir eşikte, bu eşiğin kazasız bir şekilde atlatılması ve özellikle toplumsal barışın ve birlikteliğin sağlanması adına örgütler, partiler ve liderler kendi tabanlarına her zamankinden çok daha ciddi bir şekilde sağduyu çağrısı yapmak zorundalar.
Sokakların karışması halinde içinde bulunduğumuz geminin su alacağını bilmemiz gerekir.



2014-06-10