Fırdöndü ve Tombala
GAZİANTEP YÖRESİNDEN  GELENEKSEL ÇOCUK  OYUNLARI (22)

FIRDÖNDÜ

Fırdöndüyü çocukluğumuzda sadece yılbaşı geceleri oynardık. Babam o akşam eve bir fırdöndü getirirdi. Fırdöndü irice bir fıstık büyüklüğündedir. 6 yüzeyi vardır. Her yüzeyinde şöyle yazılar yer alır:

1 koy, 1 al, 2 koy, iki al, ne koy ne al, hepsini al.

O gece yemeğimizi yiyip kadayıfımızı de mideye indirdikten sonra odaya kocaman bir sini getirilirdi. Babamız evin bütün çocuklarını başına toplardı. Annemi de çağırırdık ama o gelmekte biraz nazlanırdı. Sonunda hep birlikte oynamaya başlardık. Babamız önceden edindiği 1 kuruşlukları oyundan önce eşit olarak bize dağıtırdı.

Sırayla hepimiz fırdöndüyü çevirirdik. Bir koy gelmişse yüzümüzü ekşiterek bir koyardık. Bir al gelirse çok sevinmezdik ama yine de parayı önümüze çekmek için gecikmezdik.

Bazen ortada çok para birikirdi. Çok dediğimiz de biz çocuklara göre çok yani. Biriken bütün paralar 'Hepsini al' kime geldiyse onun olurdu.

Kazanan, büyük sevinç içinde çığlıklar atarken biz kazanamayanlar ana mahzun mahzun bakardık.

Babamızın ise o anda keyfine diyecek yoktur. Kazanan kim olursa olsun, önemli değildir onun için. İçimizden birini çılgınlar gibi sevindirmenin mutluluğu yeterdi ona.

Küçük kardeşimiz Yalçın, paralarını kaybedince ağlamaya başlardı. Babamız onu susturmak için kendisine yeniden para verirdi ama o yine susmazdı.

Şimdi niçin ağlıyorsun? Diye sorduğumuzda ise şu yanıtı verirdi:

- Kaybetmeseydim şimdi daha çok param olacaktı...



TOMBALA

Tombalayı da ya yine yılbaşı geceleri oynardık ya da uzun kış gecelerinde, hafta sonlarında. Bazen de evimize gelen konuklata hoşça vakit geçirtmek için tombalayı ortaya çıkarırdı babamız.

Tombala günümüzde de oynanması süren bir oyundur ama televizyon daha çok ilgimizi çektiği için eski süksesini yitirmiştir.

Tombala oynayacak olanlar ebeden birer kart alır.

Ebe her zaman babam olurdu bizim evde. Onun torbadan çıkan sayıları ustalıkla okuması yok mu, heyecandan öldürürdü bizi.

Oyuna katılan herkes ortaya bir miktar para koymak zorundaydı. Bu oyun para kazanma amaçlı olmadığından, ortaya konan para da hiçbir zaman büyük bir para olmazdı.

Ama kazanmanın keyfi o küçücük parayı elde ettiğimizde bile bizi mutlandırmaya yeterdi.

Babam toplanan paraları üçe bölerdi. Eşit olarak değil ama...

 Birinci çinkonun hissesine düşen öbürlerinden daha az, tombalaya yani üçüncü çinkoya düşen hisse hepsinden fazla olurdu.

Torbadan çıkan sayıları dikkatle izlerdik. Bunlardan kartımızda olan bir sayı çıkmışsa, o sayının üzerini küçük bir karton parçasıyla kapatırdık. Kartımızdaki üç sıradan biri tamamlandığında:

- Çinko!.. diye sevinçle bağırırdık.

Kimse kimsenin hakkını yemesin diye babam çinko yapılan kartları kontrol ederdi.

Şu günlerde tombala oynamak isteyen birileri çıksa da oynasak...


2014-06-24