Bölgesel Savaş Kapıda!
Dünya nefesini tutmuş Ortadoğu'da yaşananları seyrediyor. Sayıları 5000 civarında olduğu tahmin edilen bir terörist örgüt bölge haritasını değiştirecek bir meydan okumayla önüne geleni ezip geçerek ilerliyor.
Yani İŞID (Irak Şam İslam Devleti) adlı selefi-Sünni terörist örgüt tüm bölgeyi istikrarsızlığa doğru hızla sürüklüyor.
İŞID, El kaide uzantılı ve hatta 'Mezopotamya el kaidesi' olarak anılan, özellikle Suudi destekli, selefi bir örgüt.
Çıkış noktası Irak! Örgüt'ün doğuşu, Irak'ta yaşanan mezhep çatışmalarına endeksli, dersek yanlış bir saptama yapmış olmayız.
Saddam sonrası Irak'ta yönetimi ele geçiren Maliki'nin Sünnileri adeta izole etmesi ve nüfusun büyük kısmını oluşturan bu grubu yönetime katmaması ve 'Şii' odaklı bir iktidar kurması bugün yaşananlara zemin hazırlayan bir faktör olarak gösterilebilir.
İŞID, zaman zaman Maliki yönetimi ile çatışsa da esas gelişimini üç yıldır bir iç savaşın yaşandığı Suriye'de yaşadı.
Örgüt, Avrupa ülkeleri dâhil olmak üzere birçok cepheden kendi saflarına katılan gönüllülerle Suriye'ye indi.
Hedefleri öncelikle Kürtler oldu, Rojava'da sayısız katliamlarda bu kanlı örgütün adına rastlamak mümkün.
Bu gün için aslında böyle olacağı ta başından beri belliydi. Ortadoğu'da özellikle Suriye iç savaşında yaşananların zamanla sadece Esat rejimi için değil; tüm bölge ülkeleri için dengeleri topyekûn değiştirecek nitelikte olduğunu bu coğrafya hakkında birazcık fikri ve bilgisi olanların kestirmesi güç değil.
Türkiye dış politikasının amiral gemisinde oturanların bunu bilmemesi ve kestirememesi mümkün mü? Elbette ki değil!
Ya da Ankara'nın bu ciddi tehlikeyi fark edebilmesi için illaki bu terörist örgütün Musul konsolosunu ve onlarca personelini rehin mi alması gerekiyor du?
Ankara, başta Suriye'nin kuzeyinde, yani Rojava'da kısa sürede bir takım kazanımlar elde eden ve üç bölgede kantonlarını kuran Kürtleri kendince yola getirmek, sonrasında Esat'ı devirebilmek için nerdeyse her yola başvurmayı mubah saydı.
Bu anlamda Kürtlere karşı kanlı katliamlara başvuran el nursa ve İŞID gibi örgütler ne yazık ki sempati ile karşılandı ve hatta daha da ötesi desteklendi. Özellikle Ceylanpınar'dan İŞID militanlarının giriş-çıkışları adeta bir sıradan rutinmiş gibi kabul gördü.
Uzun süre Rojava'da Kürtlerle çatışan bu çete peş peşe ağır yenilgiler alarak esas doğduğu topraklara, yani Irak'ın içlerine çekildi.
Musulu'u ele geçiren İŞID'ın zengin petrol yataklarını hedef alması ve kuzeyde Kürdistan ordusu ile karşı karşıya gelme olasılığı önümüzdeki günlerde bizi bambaşka bir tabloyla karşı karşıya bırakabilir.
Kürdistan anti-terör timlerinin başta Kerkük dâhil olmak üzere IŞID'ın ilerleme ihtimali olduğu bölgelerin güzergâhına konuşlandırılmış olması böylesi bir olasılığın gerçekleşmesini kuvvetlendiriyor gibi.
Tam da bu noktada Rojava'da İŞID'a diz çöktüren PYD'nin Kürdistan yönetiminin cephesinde savaşmaya hazır olduğunu en üst düzeyde bildirmesi; epey bir süredir Rojava ve güney Kürdistan arasındaki kırgınlığı ortadan kaldırabilir, bu küçük ayrıntı bugün için pek önemli olmasa da ilerisi için Kürtler adına değerli ve anlamlı bir gelişmedir diyebiliriz.
Öte yandan epey bir süredir Kürdistan petrolü üzerinden Bağdat ve Erbil arasında yaşanan ihtilafın sonrasında yaşanan bu gelişmeler Maliki yönetimini kaderin bir cilvesi olsa gerek Kürtlere muhtaç kılmış durumda.
Musul'u tek kurşun sıkmadan teröristlere teslim edip, çoğu silahları ile Kürtlere sığınan binlerce Irak askerinin çaresizliği karşısında Bağdat'ın Musul'un kurtarılması için Kürtlerden yardım istemesi oldukça ironik bir durumun tezahürü gibidir.
Kürt ordusunun İŞID'ı Musul'dan çıkartması ve sonrasında gerek Musul ve gerekse Kerkük'ün kontrolünü ele geçirme ihtimali sanırım önümüzdeki günlerin en önemli gündemini oluşturacaktır.
Zaten yıllardır Erbil ve Bağdat arasında Musul ve Kerkük üzerinde yaşanan kavganın bundan sonraki boyutu çok farklı bir noktaya taşınacaktır.
Kürtler'in bir daha buraları terk etmesi çok zor gibi, Bağdat ise ülkenin en büyük petrol yataklarının olduğu bölgeyi kolay kolay Kürtlere teslim etmek gibi bir niyeti de olmaz. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde yakın zamanda bir 'Kürt-Arap' savaşının yaşanabileceğini şimdiden kestirmek mümkün, böylesi bir gelişmeden Kürtlerin yaşadığı dört bölge ülkesi ciddi anlamda etkilenecektir, Yani Türkiye, İran, Suriye ve doğal olarak Irak fiili olarak bu savaşta kendilerini bulabilirler.
Türkiye'nin bölgesel güç olma iddia ve hedefi adına Erbil ile birlikte hareket edeceğini kestirmek güç değil, nitekim Erbil ve Ankara arasında Kürt petrolü üzerinden yapılan 50 yıllık antlaşma bunun işareti gibi.
Özetle, IŞID bugün için bir büyük orman'ı ateşe vermiş gibi görünüyor, ciddi önlemler alınmazsa sonuçları hem Türkiye ve hem de tüm bölge için çok vahim olabilir.



2014-06-13