Ruhu olmayan ordu, millet olamayan halk
Obama askerlerini Irak'tan çekerken güvenlik konusu çokça tartışıldı. Ama o yeni orduya dair istatistikleri göstererek sorunların üstesinden gelineceğini ileri sürdü. Gerçekten kâğıt üstünde oldukça kalabalık, farklı özellikte güvenlik birimlerinden oluşan uzunca bir liste vardı.
Sınır muhafızlarından polise, boru hatları koruma birimlerinden silahlı kuvvetlere kadar. Maaş alan 932 bin kişi. Teorik olarak 'muazzam' bir güvenlik cihazı vardı.

Güruh ne zaman ordu olur?
Kısa süre sonra ordunun ciddi sorunlarının olduğu dile getirilmeye başlandı. En önemlisi, yeni ordunun ruhu yoktu. Oluşturulmaya çalışılan profesyonellik, ehliyet, yetenek işe yaramıyordu. Saddam dönemi ordunun kötü ruhları kışlaları ele geçirilirken, ülkenin fay hatları da orduyu istila etmişti. Etnik, mezhepsel bölünmüşlük; disiplini sarsıyor korku, nefret ve siyasi ihtiraslarla daha da derinleşiyordu.
İflas etmiş bu ordunun mimarının Maliki olduğu konusunda tartışma yok. Uygulamaları ile güvenlik birimlerini işlevsiz bir yığına dönüştürmeyi başardı. Ordunun önemli pozisyonlarına profesyonellik ve yetenek yerine kendi adamlarını -Şiileri- doldurdu. Kişisel sadakat bütün pozisyonlarda belirleyici oldu. Hızını alamayarak kendisini Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanı olarak atadı.

‘Yandan çarklı' emir komuta
Hiyerarşiyi yok ederek, ast üst ilişkisini çökertti. Yolsuzluk rüşvet orduyu bitirdi. Komutanlıklar parayla satıldı. Öyle ki Maliki'nin danışmanları, üst düzey komutanları es geçerek ast birimlere doğrudan emirler vermeye, iş tutmaya başladılar.

Hayalet ordu
Bir süre sonra yetenekli subay/astsubaylar ordudan ayrıldılar. Kalan yeteneksizler ise iktidarın 'mezhebinden olma' avantajını kullandılar ta ki IŞİD saldırısına kadar. Hatta bazıları sadece maaş günleri kışlaya gelerek 'hayalet ordu' kavramını sisteme armağan etti. Sonrasını hep birlikte gördük.
Musul'da konuşlu 30 bin kişilik iki tümen tek mermi ‘atmadan 'başıbozuk' 800 kişiye teslim oldu. Şimdi herkes soruyor. Neden? Orduları ordu yapan kanunların gücü, kuruluş şemaları ve asker sayısı değildir. Elbette hukuk önünde, halkın gözündeki meşruiyeti önemlidir.

Kurumsal kültür
Ordulara hayat veren, onu 'güruh' olmaktan çıkaran, savaş makinesine dönüştüren kurumsal kültürüdür. Hukuk araçlardan sadece biridir. Ordu mensuplarının paylaştığı normlar, hatıralar, değerler, inançlar, tutum ve davranışlardır. Bunları ordunun tarihi, liderleri ve mensupları geliştirir, içselleştirir. Sabahtan akşama kolayca oluşmaz ve değişmez. Emir verende, alanda, bunu sadece yasa emrettiği için yapmaz. Çünkü itaat kurumsal kültürün bir parçasıdır, çoğu zamanda bireylerden öte bir anlam taşır. Aksi takdirde silahlı bir organizasyonu, asla disiplin ve bütünlük içinde ve bir arada tutamazsınız. İtaati güçlendiren, disiplini sağlayan, yasaları ve kültürü yaşatmak her şeyden önce liderlerin görevidir. Sorumluluk sadece askeri liderlere değil ayni zamanda siyasi liderlere de aittir.
Bunları dikkate almamak ciddi sorunlar yaratabilir. Kaldı ki seferberliği anayasal kurumlar ve kurallar çerçevesinde değil de Şii liderlerin fetvasıyla yaparsanız ülkeniz daha baştan bölünmüş demektir.

2014-06-20