Yemeğin Tuzu
TV dizilerini seyretmeyi pek sevmem.
Yaşanmış birçok gerçeği bize hatırlatan 80 ler ve 90 lar dizilerini bazen seyrederim. 90 larda her diyalog sonunda 'sen sonuna bak' diyen biri var.
Evet bazı sonlar ibret verici, bazı sonlar da 'ah zamanında olsaydı' dedirtir.
12 Eylül darbecilerinin sonu her ikisini de dedirtiyor bize. Tahsin Şahinkaya ve Kenan Evren de yargılandıkları, 'ihtilal yapma' davasında yaptıkları fiilden sonra ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Rütbeleri de sökülecek. Ancak sanıklar, yargılama sonucunu dahi anlayabilecek durumda değiller.
Bu yargılama sonucu bize, kanunlarımızda yapılan düzenlemelerin, darbecilerin yargılanması için yeterli olduğunu da göstermesi açısından umut veriyor.

Böyle düzenlemeler 10 yıl önce yapılabilseydi, ne iktidar partisine kapatma davası açılabilirdi ne de genelkurmay sitesinde bildiriler yayınlanabilirdi. Ülkemiz, kalkınma yolunda daha hızlı ve emin adımlar atar hep birlikte daha ileri noktalara gelmiş olurduk.

Anayasa mahkememiz, BALYOZ davası ile ilgili bir karar aldı. Balyoz davası mahkemelerce sonuçlanmış, Yargıtay'ca da onanmıştı. Şimdi yeniden yargı süreci başlayacak gibi görünüyor.
Haksız yere mağdur edilmelerin tabi ki önlenmesi gerekiyor. Ancak kafa karışıklıklarıyla zalimleri masum gibi gösterme çabalarını da hoş görmek doğru değil. Sosyal paylaşım sitesinde, Necmettin Şekeroğlu kardeşimiz bir hikâye paylaşmış.
Konunun daha iyi anlaşılması için sizlerle burada paylaşmak istiyorum.
Adamın biri karısına pek hoş davranmaz, kalbini kırar. Sonra karısından sofrayı kurmasını ister. Kadıncağız hiç sesini çıkarmadan kurar sofrayı ve buyur eder kocasını. Adam sabırsızca sofraya oturur, iştah kabartacak bir zevkle yemeye başlar. Yemek tuzsuz olmuştur. Birkaç lokma yedikten sonra karısından tuz ister. Karısı; 'sen yiyedur ben getiririm', der ve içeri gider. Adam ikide bir; 'tuz nerde kaldı?' diye sorar. Kadın her seferinde 'tamam getiriyorum' diye cevap verir. Fakat tuz bir türlü sofraya gelmez.
Neyse adam tuzu isteye isteye karnını doyurur. Sonra aklı başına gelir. Az önce hatununun kalbini kırdığı için ondan özür diler. Hanım mutfağa gider ve elinde tuzla geri döner.
Adam merak eder ve sorar; 'bu ne şimdi, karnım doyduktan sonra tuzu ben ne yapayım' der. Karısı da ona; 'senin kalbimi kırdıktan sonra dilediğin özür, doyduktan sonra sofraya gelen tuz gibidir, ihtiyaç kalmaz'... der.

Gerçi, mahkûm edilerek rütbelerinin sökülmesine karar verilenler, henüz bir özür de dilemediler.
Onlar hala vatanı korumuş olduklarını iddia ediyor, kararı anlamaktan da uzak görünüyorlar. 34 yıl önce yapılan ihtilal (yetki hırsızlığı) sonucunda, iktidar hırsı ile yanıp tutuşan üç beş kişi tatmin oldu ama milyonlarca geri dönüşü olmayan çok büyük mağduriyetler yaşandı, kalpler kırıldı.

Anayasa Mahkememiz bu hak kayıplarını da karşılayabilecek mi?
Huzur ve güven içinde yaşamak umuduyla kalın sağlıkla...

Ahmet Laz

[email protected]



2014-06-21