İslam Dünyası ve Müslümanlar
1400 yıldır İslam âlemi, İslam Âlimlerinin feryadı figanlarına aldırış etmeden, hırslarını yenemeyen yöneticiler tarafından 1400 parçaya ayrılmış ve bir türlü birbiri ile kavga etmekten de vaz geçmemişlerdir.

Gerçek inanç ve iman sahipleri, çeşitli zülüm ve haksızlıklara uğratılmışlardır. Günümüzde de aynı zulüm ve haksızlıklar İslam Aleminde, ağırlıklı olarak 'Orta Doğu'da' sürdürülmektedir.

Sadece bu güne bakarak yakın tarihimizde suçlu aramayalım ve kendi ideolojilerimize ve zihniyetlerimize göre suçlu icad etmeyelim. Mehmet Akif,'Gittim gördüm garbı, onların işleri bizim dinimiz gibi, bizim işlerimiz de onların dini gibi' diye özeleştiri yaparak bazı adreslere serzenişte bulunmuş ama bu uyarılar hiç bir zaman dikkate alınmamıştır. Mehmet Akif ve Saidi Nursi gibi bir çok vatan sever iman ve içtihat sahibi alimler Osmanlıdan beri uyarılarını yapmışlardır. Cumhuriyet tarihimizde Mustafa Kemal Atatürk'e, İsmet İnönüye, Adnan Menderes'e, Sayın Demirel'e ciddi uyarılar yapılmış ancak dinletilememiştir. Bu gün de aynı uyarılar ve telkinler Sayın Erdoğan'a yapılmakta ama Sayın Başbakan o meşhur zehrin panzehirini almayı bir türlü kabul etmemektedir. 

Müslüman Türk kültürü ile Anadolu kültürünü yoğurup, İslam'ın özü içinde pişiremediğimiz zaman geleceğe hiç bir başarıyı taşıyamayız. Ben bu fikre 45 yıldır sahibim ve 30 yıldır da sürekli yazıp söylüyorum. 

Çoğunluğumuz sürekli öncelikli olarak, ya şehvetin, ya paranın, ya da makamın arkasından koşmuşuzdur.

Tarihin her devresinde, Orta Doğu dönemin güçlü devletleri tarafından dizayn edilmeye çalışılmış ama hiç bir işe yaramamıştır. Asrısaadet ve Osmanlının güçlü dönemleri dışında, çıkar ve sömürü anlayışı ile yapılan her düzenleme mutlaka daha büyük sorunları da içine alan yeni kaosa kapı aralamıştır. Bu gün Orta Doğu Ortaçağ'ın Avrupa'sından farksızdır. Din adına her türlü soygun, zulüm yapılmakta insanlar ya diri diri gömülmekte, ya kurşuna dizilmekte, ya bomba patlamaları ile ya da boğazları kesilerek öldürülmektedir. İki Müslüman grup 'Allah-ü Ekber' diyerek birbirine kurşun sıkmaktadır.

Emperyalizmin girdiği her bölge parçalanmış ve bölünmüştür. Osmanlının sekerat döneminde Orta Doğu, Orta Asya ve Balkanların gelecek taslakları hazırlanmış ve uygulanmıştır. Orta Doğu, Afrika ve Güney Amerika, Avrupa ve Amerika tarafından; Kuzey Avrupa ve Orta Asya Sovyetler Birliği;Balkanlar ise iki arada bir derede kalmış bir bölge olarak taksim edilerek parçalara ayrılmış ve ayrıştırılmıştır. Orta Asya'da Türkler Rusya ve Çin'in insafına bırakılırken diğer bölgeler ise Sovyetler birliği ile Avrupa ve Amerika'nın insafına terk edilmiştir.

Sözde İslam adına, Türkiye Cumhuriyeti devletine 'Dinsiz'diyenler, bu gün devletin önemli kademelerini ya kendileri ya da çocukları ve torunları ele geçirmiş durumdadır. En azından benim görebildiğim görüntü böyledir...

13. YY' da parçalanmış, 16 beyliğe taksim edilmiş bir Anadolu'ya hükmedecek akla ve teknolojiye sahip olamayan, Avrupa ve Hristiyan dünyası, bu gün sahip olduğu ilim, teknoloji ve Güvenlik Konseyi gücü ile Anadolu'yu parçalamak istemesi gayet doğaldır ve ufukta görünen hedeflerinin bu olduğunu kör olan görmekte sağır olan duymaktadır.

Yıllardır ülkemizde İslami gruplar, cemaatler ve mezhepler arasında hiçbir çatışma yaşanmaz iken bu gün en ağır suçlamalar iftiralar ve çatışmalar İslam adına hizmet veren cemaatler arasında yapılması için yoğun çabalar sarf edilmektedir. Buna devleti yönetenlerin içinden de destek geldiğini görüyoruz.

Anadolu'nun sağduyulu insanı buna asla müsaade etmeyecektir. Her ne kadar saldırı ve tahriklerde olsa, sövse de dövse de bizim inançlı insanlarımız bu kavganın içine meşru yollardan dâhil olacak ve oyuna gelmeyecektir.

Türkçe Olimpiyatları'nın yapılmasına karşı çıkan zihniyetlere söylüyorum. İsteselerdi gelir yaparlardı, hiç kimsede mani olamazdı. Ama o zaman ülkede hiç yoktan kargaşa ve kaos ortamı yaratılırdı. Hiçbir Müslüman Türk çocuğu ülkesini ve milletini bu oyunların içine düşmesini istemez ve o oyunların da figüranı olmaz.

Bu yıl 12.'si yapılan Türkçe Olimpiyatları uluslararası olimpiyatlara dönüştürüldü ve dünyanın dört bir tarafında yapıldı. Zaten sonuç dünyaya mal etmekti ve bu da erkene alınmış oldu.

Oturup düşünmeliyiz. 
sayın Ekmeleddin İhsanoğlu mu? 
sayın Recep Tayyip Erdoğan mı? 
Sayın İhsanoğlu'nun arkasındaki siyasi desteğe bakarak karar verirsek, Sayın Erdoğan! 
Yok! Ülkemizin ve milletimizin geleceğini güvenceye almak istiyorsak Sayın İhsanoğlu! 
İkisinin farkı: İhsanoğlu, 'DİN' kardeşine küfür etmeyen, efelik gibi kültüre sahip olmayan. İlmi Akademik kariyeri olan bir Müslüman beyefendisi! 
Erdoğan din kardeşlerine sözde devletin çıkarı adına her türlü hakareti yapabilen, hırsıyla bütün köprüleri bir anda yıkabilen, Halkın duyguları ile oynayabilen Türk siyasetinin  içinde yetişmiş, 12 yıldır Başbakanlığında neler yapabileceğini gördüğümüz, diplomalı bir Müslüman kabadayısı. 

Allah korusun! Biz terazinin kefesinde olan ve tartanların başkaları olduğu bir devri yaşıyoruz. Ortadoğu halkı, bilhassa filistin bunların en büyük örneğidir. Terazinin dışına çıkmak için çalışmalıyız. tartanlarla yapacağımız dövüşmelerde sevişmelerde Anadolumuza, Ahadolu halkımıza ve Türkiye Cumhuriyeti Devletine sürekli zarar vermiş ve bundan böylede zarar verecektir.

Yaşadığınız ve aklınızın erdiği süre boyunca her gün Filistin'i dinlediniz, duydunuz ve gördünüz. Asıl düşman Yahudi ama sürekli iki Müslüman grubun, güç ve iktidar çatışması ve birbirlerini öldürmesi sonucu İsrail istediğini gerçekleştirdi. 1900′lü yılların ilk yarısında Amerika ve Avrupa istediği gibi bölünmüş bir Orta Doğu ‘ya jandarma olarak İsrail Devleti'ni monte etti. Tarihi gerçekleri görüp, BOP'un TOP'un ardından gitme, Avrupanın ve Amerikanın paçasına yapışması Anadolu'nun geleceğine hiç bir katkı yapmaz. Ortadoğu üzerinde, Amerika ve Avrupa ile geliştireceğimiz hiç bir stratejinin sonucu bize fayda sağlalamaz. 

Aç da olsa açıkta da kalsa, 70 sente muhtaç duruma da düşse Anadolu halkını inancı ve imanı her zaman ayakta tutmuştur. Ne yaparsak yapalım, istediğiniz iç ve dış siyasi uygulamaları deneyin, halk mutlaka ruh ve vicdanında doğruyu bulacaktır. Yol yakın iken Müslüman'ı Müslüman'a karşı kinlendirmeyin. Bu ortama su taşımayın. Fitnelerin ve fesatların önünü açan uygulamalardan vazgeçin. Kim bu karanlık gelecek için su taşırsa bilinki onlar yarın en ağır acıları çekecek olanlardır.

Gittiği her yerde meydanları dolduran, ağzından çıkan her sözü kanun olan, %92 ile Anayasa'yı millete kabul ettiren o muhteşem paşa, 34 yıl sonra müebbet hapis cezasına çarptırılıyor ve rütbeleri sökülüyor. Yaşayan biri için kaç yaşında olursa olsun bundan acı bir şey olabilir mi? Bu gün Süleyman Demirel'in itibarı sıfırlanmıştır. Yapayalnız kalmıştır. Sayın Demirel için bundan daha acı bir şey olabilir mi? Allah, diktatörlere ve halkı aldatan liderlere, mühlet verir ve mühletin sonunda da mutlaka musibetler yağdırır.

Tarihte örnekleri çoktur. Bu gün, çocuklara adları bile konmayan ve konulamayan, İslam halifeleri vardır. Bu dünyaya gelmiş ve geçmiş her insan için kötü anılmaktan daha ağır bir ceza ne olabilir. 
Hani bazı insanların defterleri kıyamete kadar kapanmazmış. 24.06.2014
ALLAH'A EMANET OLUNUZ


2014-06-24