Düğün Mevsimi ve Gürültüler!...
Yine bir düğün mevsimi daha geldi. Gençler, beraber yaşamanın ve sorumluluk almanın mutluluğunu yaşarlarken ebeveynler, komşular ve akrabalar da bu mutluluğun baş aktörleri olacaklar. Düğün yapmanın olmazsa olmazları vardır. Bazılarımız davul ve halay ile asıl kültürümüzü yaşatırken, bazılarımız da batı kültürünün simgesi olan fantezi müzik ve dans ile bu sevinçlerini belli ederler. Bunları istemeyip de inançlarından dolayı düğünlerini mevlit ile yapanlar da çoktur. Bunlar ailelerin seçimi.

Düğünlerde yüksek sesli gürültü yapmaktan maksat, yapılan izdivacı çevreye duyurmak ve bu büyük sevinci dostlarla paylaşmaktır. Yüksek sesi duyan herkes gelir ve 'hayırlı olsun' duasıyla törene katılır. Geleneklerimize, örf ve adetlerimize her gün yeni bir hareket ekleniyor. Bu eklentiler de kısa zamanda sanki gelenekselmiş gibi sahipleniliyor. Artık resim stüdyosunun önünde evlenecek çiftlerin resimleri çekilirken cadde kapatılıp, iki davul ve iki zurna ile gürültü yapılıyor. Hani hayırlı olsun diye dönüp bakan da yok, kimlermiş diye merak eden de. Olsun, onlar gürültü yapıyorlar ya. Birkaç gün önce, mutlu günlerini ölümsüzleştirmek için resim çektiren bir çiftimiz için, Abidinağa Caddesi arabalarla kapatılmış. Kapatan lüks arabalardan biri İstanbul, diğeri de Bursa plakalı. Acaba bu insanlar, İstanbul ve Bursa'da böyle bir ana caddeyi kapatabilirler mi?

Orada gördükleri medeniyeti Kilis'te neden uygulamıyorlar? Yoksa bırakıp gittikleri memleketlerini hor mu görüyorlar? Kapatılan bölgede işyeri ve konutu olanlar var. Eşya getiren götürenler var. Üstelik yollar, yeni düzenlemelerle tek yöne dönüştürüldüğünden sürücüler zaten şaşkınlık geçiriyorlar. Ayrıca buraya başka yerden dolaşılarak gelinmesi de mümkün değil. Bu eziyete ne gerek var. Böyle kapatmalarla işine gidemeyen, işini aksatan, zorluk çıkarılan insanlar, acaba 'Allah mutlu etsin' derler mi? Başkalarının nefretini kazanarak yapılan bir düğünden ne hayır beklenir? Ayrıca düğün, nişan gibi törenlerde silah kullanmak, çeşitli patlayıcılar kullanmak da birçok kişinin özel zevkleri arasında. Gelin ve damadın fotoğrafları çekilirken şarjör boşaltmak da neyin nesi. Adeta aileler, şehir ortasında kalabalıklara aldırmadan mermi yakma yarışındalar.

Oysa rahatsız olan kişilerin yanında, zaman zaman kör kurşunlara hedef olarak hayatları kararanlar ve hatta hayatlarını kaybedenleri de çok duyuyor, okuyoruz. Böyle mağduriyetlerin geri dönüşü de yok. İlgili mercilere yapılan şikâyetler de havada kalıyor. Yetkililer, duymazlıktan gelme politikası güdüyorlar. Ama bilinçli ve bilgili olan vatandaşlarımız bu durumlardan şikâyet ediyorlar. Şikâyetlerini, 'bimer' aracılığı ile yetkililere iletmelerine rağmen bir sonuç alamayınca, 'soruna el atacak başka hangi merci var?' diye de bizlere soruyorlar. Bir de hepimiz için kutsal olan mübarek 'ramazan ayı' yakında başlayacak.

Oruç, sahur, iftar, teravih ve mukabele derken belki itikâfa girenlerimiz bile olacak. Özellikle ramazanda, teravihin ve vakit namazlarının kılınması da hoparlörlerle dışarı veriliyor. Namazın vakti, ezan ile ilan ediliyor zaten. Namazın kıldırılmasının da ilan edilmesi mi gerekiyor? Bu durumun dinen de açıklaması yok. Eğer varsa da bizlere anlatılması lazım değil mi? Gerek emniyet, gerekse de müftülük yetkililerimiz, rahatsız edici gürültü kirliliği konularında halkımızı bilinçlendirmeli, yapanları da uyararak bu olumsuz durumları önlemelidirler. Kilis, artık hızla büyümekte olan bir şehir. Mutlu olmak da, mutlu etmek de, çevreyi rahatsız edici hal ve hareketlerden kaçınmakla mümkündür. Hepimiz herhangi bir ikaza gerek duymadan birbirimizin haklarına saygılı olmak zorundayız. Bu vesile ile yaklaşmakta olan Ramazanı Şerifin bizlere, sevdiklerimize ve tüm Müslüman dünyasına hayırlı olmasını dilerim. Başkalarının hak ve özgürlüklerine daha saygılı bireylerden olmak dileklerimle kalın sağlıkla...

Ahmet Laz

[email protected]



2014-06-25