İkinci tura gerek kalmayacak
Köşk seçimlerinin tarihi yaklaştıkça tablo daha da netleşiyor. AK Parti Köşk adayını 1 Temmuz Salı günü açıklayacağını duyurdu. Ankara'da ATO'nun büyük salonunda saat 11.30'da; il, ilçe başkanları, belediye başkanları, kongre delegeleri, eski ve yeni milletvekilleri, parti kurucuları, MKYK, MYK, gençlik ve kadın kolları üyelerinin katılacağı bir törenle, büyük bir ihtimalle Başbakan Erdoğan'ın Köşk adaylığı ilan edilecek.

CHP son anda vazgeçmez ise CHP ve MHP'nin ortak adayı da belli oldu. BDP'liler ise Köşk adaylarını bu hafta sonu açıklayacaklarını duyurdular. Cumartesi günü mübarek Ramazan ayının ilk orucunu tutacağız. Cumhurbaşkanlığı seçim çalışmaları Ramazan ayına denk gelecek. AK Parti her türlü hazırlığını yapmış durumda. CHP ve MHP kurmayları sık sık bir araya gelerek çatı adayın kampanya programını hazırlamaya çalışıyorlar. Türkiye yeni bir şölene hazırlanıyor. Her seçim, her sandık sonucu demokrasinin bir kazanımıdır. Türkiye bir ilke tanıklık edecek, bir ilki yaşayacak. Devlet başkanını bizzat milli iradenin sahibi olan millet seçecek. Bu seçim Türkiye'nin tarihi için bir dönüm noktası olacak. Bu tarihten sonra millet ve ülke için her şey eskisinden daha iyi olacak.

10 Ağustos'taki seçimin ilk turunda bence sonuç alınacak, ikinci tura gerek kalmayacak. AK Parti Başbakan Erdoğan'ın devlet başkanlığı seçimi için adaylığını açıkladıktan sonra bütün enerjisi ile seçime yüklenecek. Bu nedenle başbakanlık tartışmaları, Erdoğan sonrası dönem gibi başlıkların konuşulması, tartışılması istenmiyor. Bu tartışmaların hem seçim kampanyasına hem de partiye zarar vereceği görüşü hakim. Kısacası biz ne kadar merak edersek edelim bu konuda her şeyin 10 Ağustos'tan sonra netleşeceği ve karara bağlanacağı söyleniyor. Bunun dışındaki tartışmalar niyet beyanından öteye gitmeyecek gibi.

Dün Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, faiz oranını 9.50'den 8.75'e indirdi. 0.75 puanlık bu indirim umarım hızla bankaların borç verme faiz oranlarına yansır. Yatırımcı için, ekonomimizin canlanması için ‘yetmez ama evet' diyebileceğimiz iyi bir haberdi. İnşallah devamı gelir.

Dün Başbakan Erdoğan AB ülkelerinin büyükelçileri ile bir öğle yemeği yedi, onlara hitap etti. Onlara çok önemli mesajlar verdi. Diyarbakır'da çocukları dağa kaçırılan annelerin feryatlarına AB ülkelerinin neden kayıtsız kaldığını sorguladı. Türkiye aleyhine gelişen her olayı sahiplenenlerin Diyarbakırlı annelerin çığlıklarına kulaklarını kapatmalarını nasıl izah edecekler? Merak ediyorum. Ayrıca Türkiye'nin, Hükümetin aynı anda nasıl hem El Kaideci hem de İran'cı olabildiğini sorguladı ve diplomatlara kendi ülkelerinde Türkiye'ye bu iftirayı atan Paralel Yapıya dikkat etmelerini tavsiye etti. Herhalde bazı batılı ülkeler çelişki de olsa bu hükümetin aleyhine olan her şeye inanmak istiyorlar.

2014-06-25