Mısır'daki darbenin taktiği: At değiştirme
Çok yazıldı çizildi ama bir gerçek var o da Mısır'da yapılan; darbe içinde darbedir. Darbecilerin ‘at değiştirme' taktiğidir. Mursi, generallere güvenmeyip halk hareketinin talep ettiği gibi acil demokratik bir seçim yapsaydı ardından da yeni çoğulcu bir anayasa talebini reddetmeseydi böyle olur muydu sorusunun artık anlamı yok.

MISIR'DA NELER OLDU…
Durum Erdoğan'ın iktidarı ve besleme medyasının söylediği gibi değil. Mısır'da demokrasiye karşı yeni bir darbe yaşanmıyor. Mursi'yi iktidarda tutan askerler darbe ile geldikleri konumlarını zaten 50 yıldır sürdürüyorlar. Mısır'ın ana muktediri bugün de Amerikancı askeri cuntadır. Ülkede halk hareketiyle demokrasinin kapısı aralandı. Ama askerlerin vesayetinde yapılan seçimlerin hiçbirisi de demokratik olmadı. İhvan ve Mursi, durumu okuyamayarak demokrasi güçlerinden koptular. Kurnazca var olan sistemin üstüne oturabileceklerini sandılar.

Halk, 2011'den bu yana demokrasi ve özgürlük istemiyle kararlı biçimde başkaldırdı. Erki elinde bulunduran askerler ve onların arkasındaki emperyalist güçler geri adım atıp Mübarek'i indirdiler. Halkın direnişine önce temkinli yaklaşan Mısır'ın en örgütlü yarı legal örgütü Müslüman Kardeşler (İhvan) gecikmeli olarak direnişe katıldı ve giderek öne çıktı.

Mübarek devrildiği zaman yönetim tamamen darbeci askeri cuntanın eline geçti. Askerler ve arkasındaki güçlerle uzlaşan İhvan, Mursi'yi başkan adayı gösterdi. Dönemin belirsizliğinden, yaralanan İhvan, ittifaklarla Mursi'yi başkan seçtirdi. Asker desteğini de alan Mursi halkın boykotu sonucu yüzde 50'nin altında bir katılımla bir anayasayı onaylattı.

Yeni süreç; insan haklarını, demokrasiyi dışlayan, gerici, islami bir otoriterleşmeyi halka dayattı. Bunun yanında var olan ekonomik siyasi toplumsal sorunlar katlanrak büyüdü. Boyun eğmeyen Mısır halkı yine ayağa kalktı. Daha önce Mursi'yi destekleyen çevrelerin bir kesimi de direnişe destek verince halk hareketinin tabanı genişledi.

MURSİ DARBECİLERLE UZLAŞTI

Mısır halkının yüzde 75'i Mursi'yi ve İhvan'ın dayattığı yeni otoriter sistemi istemiyor. Erki paylaşan iktidarın büyük ortağı askerler yani darbeci cunta bu defa Mübarek gibi Mursi'yi de sattı. Bu süreç yukarda söylediğim gibi darbe içinde darbedir. İktidarı elinde bulunduran Amerikancı askerler, onların arkasındaki diğer emperyalist güçler halk hareketinin kabarması karşısında konumlarını korumaya çalışıyorlar. Yeni duruma uygun vaziyet alıyorlar. Halkın bir kısmının Mursi'ye sevinmesi gerçeği değiştirmiyor. Meselenin özü budur. Geniş bileşenleriyle Mısır Halkı'nın özgürlük, demokrasi talebi, bu uğurda verdikleri mücadele henüz bitmedi, sancılı ve karmaşık biçimde sürüyor.

Askeri cunta tasfiye edilinceye, gerçek, çoğulcu bir demokrasiyi temel alan yeni bir anayasa yapılıncaya, tüm politik grup ve hareketlerin katılımını sağlayacak acil bir seçim yapılana kadar sürecek. Mısır hakının ezici çoğunluğu, önce kurnazca cuntayla uzlaşan şimdi de iç savaş öngören İhvan'ın girişimlerini boşa çıkaracaktır.

Recep Tayip Erdoğan ve adamlarının ayağa kalkan Mısır halkını ‘darbeci' gibi göstermeye çalışması bildik bir seneryodur…

RECEP TAYİP ERDOĞAN VE ADAMLARININ DERDİ BAŞKA

Mesele Başbakan'nın ve yandaşlarının söylediğinden farklıdır. Onların feryadı biraz da kendileri içindir.11 yıldır adım adım devleti ele geçiren AKP, darbelerle oluşan, dizayn edilen ceberut devlet yapısının tüm kurumlarının üstüne oturuyor, onları yönetiyor. 12 Eylül darbe günlerini aratmayan bir baskı, devlet şiddeti ve tutuklama dönemi yaşıyoruz. Bozuk düzenin temsilcisi, muktediri artık AKP oldu. AKP'de tıpkı İhvan gibi kendini ‘muhafazakar, demokrat, müslüman' olarak tanımlıyor.

Bunun açılımı ise; ABD işbirlikçiliği, çarpık neo-liberal rantçı politikaların yürütücülüğü demek. Özetle darbe devamı olanlar, darbelerin üstüne oturanların darbeden şikayetçi olması hiç de inandırıcı olmuyor. Emperyalistlerin üfürdüğü rüzgarla 'Ortadoğu'nun lideri' olarak gösterilen Recep Tayip Erdoğan ‘Arap baharı' yaşayan ülkelere akıl hocalığına soyundu. Mısır'a yaptığı ziyarette İhvan'a, Mursi'ye taktikler verdiğini medyada bol bol okuduk. Libya'da, Suriye ve diğerlerinde küçük emperyalist olma hayalleri boşa çıkan Erdoğan şimdi de Mısır'da el attığı dalın kurumaya başlamasından hayli tedirgin.

Türkiye'de de Taksim direnişi, gelişen halk hareketiyle karizmayı çizdiren Recep Tayip Erdoğan'ı bundan sonra zor zamanlar bekliyor. Aslında akıl hocalığını yaptığı Mursi için değil bu feryadı, aynı zamanda kendisi içindir de…

Bizler yani HALK Darbelerden çok çekmiş ve 33 yıldır 12 Eylül askeri darbesinin ağır sonuçlarını yeni muktedirler eliyle hala yaşayan ülkenin insanları olarak darbelere karşı durmak bizim için öncelikle insani bir görevdir. Dünyanın her yerinde emperyalistler ve onların işbirlikçileri darbelerle, darbe sonrası manevralarla egemenliklerini sürdürüyorlar.

2013-07-12