Doğarken damgalanmak-2
Türkiye'de çalışan kaç kişi kişiliğine ve yeteneklerine uygun bir meslek seçmiş ve hayatını o işi yaparak kazanmaktadır? %5 diye düşünürsek büyük başarı. Neden? Çünkü bizim eğitim sistemimiz kişiye özel bir yaklaşım içinde değildir.

Bizler itaatkar (terbiye tanımı içine girer), saygılı, öğretmeninin anlattıklarını hiç sorgulama ihtiyacı duymayan, büyüklerinin söylediği herşeyi koşulsuz doğru kabul eden, herhangi bir konuda sıkıntıya düşünce susarak sabır gösteren bireyler yetiştirmek isteriz.

Böylece sınavlarda bir hata veya bilinçli bir haksızlık olduğunda koyun sürüsünün bir parçası gibi boyun eğecek şekilde eğitilmek istenir.

Çünkü böyle bireylere istediğinizi yaptırabilirsiniz. Yönetmek kolaydır. İnsanlar kendilerinden bir haber, şayet çalışkanlarsa (bu da ezberlerinin ne kadar iyi olduğu ile doğrudan orantıdır, sistem muhakeme etmeye dayanmaz) o dönemin yüksek puanlı yerlerine girerler, mesleğini sevmeyen ama o itaat kuralları içinde sabah 9 akşam 6 ayaklarını sürüye sürüye işe giden, çalıştığı süre bir an önce geçsin diye saat takip eden, yaptığı işi sevmeden yaptığı için onu "daha iyi nasıl yapabilirim?" diye düşünme ihtiyacı duymayan ve mutsuzluk hallerini hem iş arkadaşlarına hem de ailesine yansıtan bireyler ortaya çıkar.

 İşini severek yapan insanların o işe nasıl dört elle sarıldıklarını, işleri hakkında konuşurken nasıl heyecan duyduklarını ve gözlerindeki parıltıyı gözlemleyebilirsiniz.

Toplumda kadın erkek ayırımı yapmadan küçük yaşlardan itibaren her bir bireyin tek başına yaşaması durumunda ihtiyaç duyacağı temel yaşam bilgileri ile donatacak bir eğitim sistemi oluşturmak çok zor mudur?

"Ben yumurta bile kırmayı beceremem" diyen erkekler, eline tornavida almanın erkek işi olduğunu düşünen kadınlardan oluşan bir toplumda verimli yaşamdan söz etmek mümkün müdür?

Neden her bir çocuk öğrenme yaşına gelince eline fırçayı alıp boya yapabilecek, bir şeyin vidası düşünce onu yerine takabilecek, ampul değiştirebilecek, yaşadığı bölgenin arıcılık, tarım veya halıcılık gibi hem ailesinden göreceği hem de işin uzmanlarınca güncel teknoloji bilgileri ile donatılarak eğitilmesin?

Neden her çocuk ütü yapmaktan, çamaşır yıkamaya, (cinsiyet ayırımı gözetmeksizin ) araba kullanmaktan, televizyon programı ayarlamaya temel yaşam bilgilerini öğrenmiş bir şekilde 15 yaşına erişmesin?

Neden eğitim sistemi her bir bireyin ileride çok iyi bir boya ustası, ressam, müzisyen, su tesisatçısı olma alternatifini de düşünerek o mesleklerle hem tanışma hem de en azından kendi işini görecek kadar bilgilerle donatılmasın?

Matematik, fizik, kimya, tarih ve coğrafya öğretirken bunları yaşamda kullanacakları formları ile öğretmek, milyonlarca öğrencinin bunlar benim hayatta ne işime yarayacak duygularından uzaklaştırmak mümkün değil midir?

Tarihi öğretirken müzelerde, coğrafya öğretirken gerçek yaşam örneklerini kullanmak imkansız mıdır?

Herkes yönetici, mühendis, avukat, doktor olunca daha mutlu olacak diye birşey yoktur.
Çok iyi bir teknik elemanken, başarılı bulunup yönetici pozisyonuna getirilmiş sonra da hayal kırıklığına uğranmış profesyonel yaşam hikayelerine sıkça rastlamak mümkündür.

Ama ne yazık ki bir yönetici bir teknik elemanın 10 ve bazen 20 katı maaş alıyorsa doğal olarak herkes yönetici veya daha iyi para kazanıldığı düşünülen mesleklere yönelmektedir.

Çok iyi paralar aldığı gözlenen insanların hayatının 7 günü ve 24 saati kiralanmış durumdadır.

Böyle bir çalışma sistemi bundan 100 yıl sonra herhalde bizlerin şimdi Mısır piramitleri yapılırken köleler geceli gündüzlü çalıştırılmışlar bilgisi ile eş değerde olacaktır.

Bir  futbolcunun aldığı parayı düşündüğünüzde hangi adalet sistemine göre değerlendirme yapıldığı çok ciddi bir soru işareti oluşturuyor.

Bu sistemi değiştirmeyi düşünmek % 1'lik üst gelir düzeyinin % 99'un kaynaklarının büyük bir kısmını kullanmasını da gündeme getirmektedir ki herhalde son yıllarda tüm dünyada yaşanmakta olan çalkantıların sebeplerinden biri olduğu düşünülebilir.


2013-07-21