Hamileyim!
Hamileyim! Kadınlığımdan utanmıyorum gel de ayıpla beni....

Hamile kadın böyle karnıyla sokakta gezemezmiş. 

Her gün kadın üzerine oynanan yeni bir oyun ve söylem ile karşılaşıyoruz.

Kadın ile ilgili söylemler de, nedense hep erkeklerden ve şaşkınlıkla karşılıyorum!

‘Hamile kadın böyle karnıyla sokakta gezemez'miş.

Hoppala...

 'Hamileliği davul çalarak ilan etmek bizim terbiyemize aykırıdır. Böyle bir karınla sokakta gezilmez ayıptır. ' Bunları söyleyen Türk Tasavvuf düşünürü ve avukat olan Ömer Tuğrul İnançer ve üstelik de konuk olduğu televizyon programında söylüyor.

Kimse hamile olduğu ve büyüyen göbeğiyle gezindiği için bir kadını ayıplayamaz.

Siz de şaşırdınız mı bilmiyorum ama ben duyduğumda inanmakla, inanamama arası gidip geldim.

Ben anneyim ve anne olduğumu tüm dünyaya haykırırım.

Haykırıyorum da.

Annelik nasıl ki utanılacak bir durum değil ve hatta kutsiyetse, hamilelik de; anne olmaya giden yoldur.

Ne saklanası, ne de utanılası bir durumdur.  

Neden ayıp olacak ki; anne olacak kadın.

***

Hamile sözcüğünün anlamını öğrendiğimde yirmili yaşların en başındaydım.

Bir istasyonda tren durduğunda, görevlinin avazı çıktığı kadar bağırdığına sözlerine takıldım; 'Aşağıya bir lokomotif gönderin, gelen tren hamile!' 'Tren hamile ha!' Şaşırdım kaldım.

İnsanın, hayvanın kısacası canlıların hamileliği duyduklarım arasındaydı da trenin hamileliğini ilk kez duymuştum. O zaman merak edip öğrendim ki Arapça'da Hamil ve Hamile: Taşıyan, yüklü demekmiş. En erken Türkçe karşılığıysa ‘Gebe' ve Geber(mek)ten türemiş, karşılığıysa: Şişmek, kabarmak, içi boşalmak...

Şimdi kadın hamileyse, yaşama gözlerini açacak bir bebeğe yüklü demek ki.

Bundan daha güzel ne olabilir?

Amaç kadını eve kapatmanın yeni bir şekliyse, bunun yolu; hamileliğinden utanmasını sağlayarak, ayıplayarak, kötü bir şey yaptığına inandırmaktan mı geçiyor?

Hamileliğinden utanan kadın nasıl doğuracak?

Doğurduğunda kadın, çocuğunun yüzüne nasıl bakacak?

Bayım kendinize gelin, aileye katılacak yeni bir can; yeni bir heyecan, yeni bir neşe, yeni bir mutluluk ve yeni bir sorumluluktur.
Hamileliğin utanılacak, ayıplanacak hiçbir yanı yok. Hala anlamış değilim, bir çimdik atında bunu anlayayım.

Bayım, siz hamile kadın psikolojisinden haberli misiniz?

Nasıl düşünür, neden sürekli ağlamaklıdır, neden aşerer?

Çünkü hamile kadın duygusallaşır.

Çirkinleştiğini, hatta toplumdan soyutlandığını veya soyutlanacağını düşünür.
Eşinin kendisini yeterince sevmediğini ya da eskisi gibi sevmeyeceğini düşünür.

Sürekli endişelidir hamile kadın, doğacak olanı merak eder.
Sağlıklı mı, yeterli beslendi mi? Kadın bilinçliyse beslenmesinden, yaşamdan keyif almasından, mutluluğundan ve mutsuzluğundan çocuğunun etkileneceğini bilir.

Bu ruh haliyle hamile kadını eve kapatarak hangi düşünceye hizmet edeceksiniz?

Mutsuz bir kadın ve mutsuz bir nesil mi istiyorsunuz?

Gelenekçi, ayıpçı yaklaşım yeterince yara vermedi mi topluma?

Hamile kadın ağlamaklıdır ama nedenini bile bilmez, bilemez.

Bir canı dünyaya getiriyorsa (istisnalar kaideyi bozmaz) kendi canını düşünmez. Önceliği içinde büyüttüğü canadır, canına can katanadır.

Çocuk doğduğunda nereden geldi diyeceğiz bayım?
Yoksa bize anlatılan gibi mi anlatalım çocuklarımıza?
Sizi kim dünyaya getirdi, leylekler mi getirdi?

İnanırlar mı sizce?

'Ya da biz komşudan aldık bu bebeği' uyutmalarına yeniden mi yatacağız?
Olmaz bu, olmaz.
Utanarak, utandırarak, ayıplayarak yaralamayın bir kez daha aşağılamayın kadını.

Bu nasıl bir zihniyet ki, nerden geldiği belli olan çocuğun, nereden geldiğini saklayacağız.

Özünde yaşam var olduğundan beri, bizim varolma biçimimiz hamilelikten geçiyor. Ben de diyorum ki: Tüm anne ve baba adayları dünyaya getirdiğiniz veya getireceğiniz sizin bir parçanız. Yaşama gelme sebebi onun değil, tamamen sizin isteğinizle mümkün. Bebeğiniz tamamen sizin bakımınıza, yardımlarınıza, ilginize, anlayışınıza, hoşgörünüze ve sevginize muhtaç. Siz mutlu olun ki, O mutlu olsun.

Tüm kadınlar, anneler, anne adayları size sesleniyorum: Bir sevdanın peşinden bildiğiniz gibi gitmelisiniz. Ayıplanan, dayatılan gibi değil.

Bölgeler arasında sosyal farklılıklar var elbette, sosyal farklılıklar var diye de toplumun tümünün hamileliğe bakışını 'ayıp', 'bu göbekle ortada gezmemeli, terbiyesizlik' gibi bir mantıkla yeni bir tartışma alanı yaratmak da neyin nesi?

İşte bir özgürlüğün daha tartışıldığı nokta!

Acaba, tavukta mı bir sorun var?

Sürekli bildiğimiz tekrar, ‘vah tavuğun başına gelenler'...

 
[email protected]

Turuncutime.com

 

 

 

 

 


2013-07-27