Bir selam ve yol arkadaşı
İnsanlarla iletişim kurmak için bazı kurallar vardır. Bu kurallara uyan herkes; mutlu, huzurlu ve gönül rahatlığı içinde olur.

İletişimin başlangıcı; selamdır. 'Önce selam, sonra kelam' denir. Selam; 'benden sana zarar gelmez, bana güvenebilirsin, çünkü ben müminim...'demektir. Selam, bir çeşit paroladır. Selamdan sonra artık kurulacak iletişimde; kopukluk olmaz. 

Kültürümüzde mevcut olan iyi günler, merhaba, günaydın gibi cümlelerle de insanlar birbirleriyle selamlaşabilir. "Kişinin esenlik ve mutluluk temennisini selamün aleyküm şeklinde ifade etmesi en güzel ve sünnete en uygun olanıdır. 

Selam, yeryüzündeki Müslümanların birbirini tanıyıp kaynaşmasına vesiledir. Çünkü aynı cümlelerle selamlaşmak, aradaki birlik ve kardeşliğin bir göstergesidir. Müslüman, kardeşine selam vermekle, onun hakkında iyi düşündüğünü, onun aleyhinde bir tavır içinde olmadığını ifade eder. 

Kur'an-ı Kerim'de selamla ilgili, "Size bir selam verildiğinde ondan daha güzeli ile veya aynı selamla karşılık verin."  Ayetten yola çıkarak selam veren kimseye, tavır ve hareketlerimizle, daha güzel bir şekilde mukabelede bulunmalı, ayrıca onun selamlamasıyla dile getirdiği bu duasına karşılık "ve rahmetullahi" veya "ve rahmetullahi ve berekâtuhü" ilavelerinde bulunmalıyız. 

         Selamın akabinde; hal hatır sormak, çok güzel ve insanî bir yaklaşımdır. Kim olursa olsun hatır sormak kadar insanları birbirine yaklaştıran başka bir sistem yoktur. Hal hatır sormak aynı zamanda sadakadır.

Bir Hıdırellez günüydü. Vakfa bir telefon geldi arkadaşımdan;

'-Hocam Nimetullah hoca gelmiş, bir gidip tanışalım, görüşelim' dedi. 

Ben de;

'-Olur' dedim.

Kaldığı vakfa gittik. Beyazlar içinde, adeta bir nur misali. Birçok insan etrafına toplanmış. Kapıdan; 'Selamün aleyküm' diyerek girdik. Beni görünce;

'-Gel hocam yanıma otur, benim yardımcım ol' demez mi? Halbuki o beni tanımaz, ben onu tanımam. Demek ki kalpten kalbe yol var derler ya, öyle bir şey olsa gerek. Muhabbetten sonra Hıdırellez şenliklerinin yapılacağı parka doğru yola çıktık. Vakfın kapısından çıkıp, parka varıncaya kadar her önüne gelene selam veriyordu Nimetullah Hoca. Selam verirken, kadınmış, erkekmiş, çocukmuş hiç fark gözetmiyordu! Parka vardığımızda da selamını sürdürdü. Yanına gelenler şaşkın bakışlarla Nimetullah Hocayı süzüyorlardı! Çünkü onun kıyafeti bizimki gibi değildi; beyaz cübbe, beyaz tülbent ve takke. Sakalı da bembeyazdı. Herkese karşı güleryüzlü, hoş sohbet bir insan. Selamı sayesinde etrafında binlerce insan birikti, kadınıyla, erkeğiyle, çocuklarıyla! 

Ve şöyle dedi Nimetullah Hoca;

'-Hocam, selam her kapıyı açar. Bütün kinleri, düşmanlıkları bitirir. Onun için merhum Hacı Veyiszade hocam selamı yaymak için uğraşırdı. O da, kadın, erkek, çocuk, büyük herkese selam verirdi. Halk, hocamızın selamını almak, hayır duasından yararlanmak için kapıların önüne çıkar ve hocamızı beklerdi. 

Sevgili peygamberimizin; '-Selamı yayın' sözü boşuna değilmiş! 

Deneyin isterseniz; hiç tanımadığınız, bilmediğiniz bir insanla karşılaşınca, 'selamün aleyküm' deyiniz. Bakınız neler değişecek! Daha önce tanımadığınız, 'kırk yabancı' denilen cinsten olan insanların, bizimle arkadaş ve dost olduğunu görürsünüz!  

Selam, para pul istemez. Selam vermek ve almak için zorluk da yok. Şunu diyemeyiz selam konusunda; 'ne yapayım, işten çıkmıştım, beş param yoktu. Cepte para olmayınca selam olur mu?' 

Eve girerken, iş yerine geldiğimiz zaman selam vererek hayata başlasak veya hayatı devam ettirsek daha güzel olmaz mı? Aynı binada, kapı karşı komşumuzla, alt kat komşumuzla asansörde karşılaşınca; 'selamün aleyküm, nasılsınız, sağlık ve sıhhatiniz ne durumda? İşleriniz nasıl?' seyince bu komşunun bize bakışı daha değişik olacaktır. 

Hatta şunu da şöylemek istiyorum; birine kızmışsak, önce selam veren biz olalım. Aradaki buzların eridiğini, kızgınlığın geçtiğini göreceksiniz. Bu, zor bir durum ama çok insanidir! İşte huzura açılan kapılardan bir tanesi!    

 

Selam

Selam; ötelerden gelen bir ses, 

Selam; bir demet gül, sıcak nefes. 

Selam; kalbin, beyinle buluşması, 

Selam; ruhun bedenle kaynaşması. 

Selam; kanların kaynaması, 

Selam; sözlerin kaymaması....

 


2016-06-25