İnorganik Düşünceler: ''İngiliz Aklı…'' -1
 

BnLMJR_IQAAc2H4

İnsanoğlu, sosyal yaşamın birinci etkeni ve vazgeçilmez unsurudur. Dolayısıyla yaşam biçiminin şekillenmesinde çevresinde olup bitenlere karşı anti-sosyal bir kişilik sergilemesi beklenmemeli. Bu nedenledir ki, etkin olduğu sosyal yaşamda çevresindeki diğer canlıları da hayatın bir parçası kabul eder.

Kendisine ait, medeniyetine ait, tasarımlarına ve yaşam kültürüne ait çelişkileri yine çevresinde yaşayan hayvanlar üzerinden, kendisini konuşturmak ihtiyacı hisseder zaman zaman...

Bu vesile ile biz , kaç bölüm olarak sürdürülmesini kestiremediğimiz bu makalemizde uzun soluklu bir yolculuğa çıkacak ve paradigmalarını Fabl'laştırarak kendisine ve dünyaya şekil vermeye,sekülarize etmeyeçalışan ‘insan aklı' üzerinde bir analiz yapmaya çalışacağız...

Hemen konuya girelim...

Anlatacağım hikayeyi bir çok bilim adamından dinlemiş,özellikle Komplo Teorilerine ilgi duyan gazetecilerden dinlemiş veya okumuş olmalısınız. Emperyal güçlerin Yeni Dünya Düzeni‘ni anlatmaya yönelik çok önemsedikleri , hatta Askeri Okullarda ders olarak verdikleri bilinmektedir.

Efendim hikayemiz şöyle,

ABD'de bir askeri okulda ders olarak anlatılan Horoz ve Tilki Hikayesi!

Öğrenciler dershanede hocayı beklerken ışıklar kapatılmış ve bir çizgi film gösterilmeye başlanmış. Filmin adı : ' Küçük Tavuk '

Bir kümes var. Kümeste bir çok tavuk ile genç ve küçük horozlar, bir de kümesin yaşlı ve büyük horozu bulunuyor. Kümesin etrafında da bir tilkidolaşıyor. Yaşlı ve büyük horoztilki içeri girmesin diye kümesin kapısını sıkı sıkıya kapatmış, tavukları dışarı bırakmıyor. Tabii dışarı çıkamadıkları için doğru dürüst yemlenemeyen tavuklar da zayıf ve cılız kalıyorlar. Yaşlı vebüyük horoz ise dışarı bırakmadığı tavuklara ölmeyecek kadar mısır tanesi dağıtarak yaşamalarını sağlıyor.

Kümese giremeyen tilki bunun üzerine kümesin tellerinde küçük bir delik açarak küçük ve genç bir horoza sesleniyor ve ona biraz mısır veriyor. Mısırıyiyen küçük ve genç horoz her gün gelip tilkiden mısır alıyor. Bir süre sonratilki küçük ve genç horoza tek başına yiyebileceğinden fazla mısır verince genç horoz hem kendisi yiyor hem de diğer tavuklara mısır dağıtıyor. Böylece yavaş yavaş yaşlı ve büyük horozun kümesteki gücü kırılıyor. Horozunetrafındaki tavuklar azalmaya başlıyorlar. Artık popüler olan genç ve irileşenhorozun etrafında ise tavuklar toplanıyor.Bu aşamada tilki kümesin kapısının önüne mısır bırakıyor. Kümeste bir tartışma çıkıyor. Kapıyı açalım mı açmayalım mı diye. Sonunda korkarak kapıyı açıyorlar ve kafalarını dışarı uzatıp yemlenip hemen geri çekiyorlar. Bir süre böyle devam ediyor. Hiçbir şey olmuyor. Kümesteki tavuklar rahatlıyor. Korkuları azalıyor.
Nihayet bir gece tilki kümesin önündeki avluya mısır döküyor. Artık korkusuz olan tavuklar genç ve güçlü horozun öncülüğünde dışarı çıkıyor ve rahat rahat yemleniyorlar. Kümesteki her tavuk semiriyor. Tilki bir süre sonra geceleri ,kümesin kapısından kendi mağarasına kadar mısır tanelerini döküyor. Sabahkümesten çıkan ve korkusuzca yemlenen tavuklar yemlene yemlene mağaraya kadar gidiyorlar. Onları içeride bekleyen tilki bütün kümes mağaraya girince mağaranın kapısını kapatıyor...

Çizgi film burada bitiyor ve ışıklar yanıyor. Dersin hocası kürsüye çıkarak, 'İşte Üçüncü Dünya ülkeleri böyle yönetilir' diyerek derse başlıyor ve ardından da sorular geliyor.

1-Kümes Neresi?,
2-Yaşlı horozlar Kimler?
3-Genç horoz Kim ?
4-En önemlisi tilki Kim?

Neticede çeşitli cevaplar alınıyor ve ortak bir deklarasyon yayınlanıyor :

'Ulusların dostları yok sadece çıkarları vardır...'

Konu ile yakından paralelelik arz ettiği için bir örnek daha verip birinci bölümü bitirelim.

Toplumlar üzerinde kara probaganda faaliyetleri ile varlığını sürdürmeye çalışanKomonizm‘in küllerinden eser kalmamasına rağmen halkın kayıtsız şartsızitaat etmesi için Stalin‘e adfedilen bir tavuk örneği verilir.

Rivayet odur ki Stalin,yakın dostlarının bulunduğu bir toplantıda;

'Dostlarım söyleyin bakalım,halkın devrimlerimize baş eğmesi,kayıtsız şartsız itaat etmesi için, yönetici olarak bizler ne yapmalıyız.?' diye sorar.

Kimisi demokrasiden,kimisi sürgünlerden,kimisi idamlardan vs bahsederler...

Tabi Stalin bu fikirlerin hiç birisine katılmaz.Yaverini çağırıp canlı bir tavukgetirmesini söyler.Tavuk getirilir ve Stalin tavuğu canlı canlı tüğlerinden yolmaya başlar.Tavuk , kan içinde çırılçıplak kalır.Odanın ortasına salar ve tavuk odadan çıkar.Ancak , tüğsüz olduğundan tavuk titreyerek içeri gelir.Odanın dört bir tarafına koşturur durur.Şömineye yaklaşır, tüğsüz derisi kavrulur.Çaresiz kalantavuk, Stalin'in bacakları arasına sığınır.Stalin cebinden yem çıkarıp yolunmuş tavuğun bacakları arasına tane tane atar.Yemlenen tavuk bunun üzerine Stalinnereye giderse peşinden gider.Olayı şaşkınlık içerisinde izleyen arkadaşlarına dönerek

'Halk dediğimiz topluluk bir tavuk gibidir,tüğlerini yolup at ve serbest bırak,peşinden ayrılmaz'

(devam edecek...)

İlhan NEZOR



2016-06-28