Dostun sırtındaki akrep
İdareye talip olan insanlar için en büyük afet ve en ciddi tehlike yanlışa ve gaflete düştüklerinde kendilerine yol gösterecek aklı selim dostlardan mahrum olmalarıdır. Hele bir de her yaptıklarına -doğru yanlış ayırt etmeden- alkış tutan bir yaltakçı güruh peydah olmuşsa çevresinde, işte o zaman daha büyük bir felaketle burun buruna gelmiş demektir. Tarihte bu tür şakşakçıların gazına gelerek gözleri kararmış bakışları bulanmış ve kazanma kuşağında kaybetmiş nice yiğitler olmuştur. 

İslam dininde, karar verme konumundaki insanları  böyle bir felaketten korumak için istişareye büyük önem verilmiştir. Öyle ki istişareyle alınmış yanlış bir karar istişaresiz alınan doğru karardan daha makbul görülmüştür. İstişareden beklenen gayenin hasıl olabilmesi için, işin ehli, vicdan sahibi ve hakkı söylemekten korkmayacak, sağlam karakterli insanlarla istişare etmek gerekmektedir. Hz. Ömer, cemaatine hitaben; 'Bir gün Kur'an ve sünnete muhalif bir iş yaparsam ne yaparsınız.' diye sorduğunda cemaatten biri ayağa kalkarak; 'Şu eğri kılıcımızla düzeltiriz.' Diye haykırıyor. Bunun üzerine, Hz. Ömer o sahabeyi kucaklayarak göz yaşları içinde böyle bir cemaate sahip olduğu için Allah'a şükrediyor.

Vatanına, milletine, mukaddesatına hizmet için yola düşmüş, bu uğurda anadan, yardan, serden geçmiş yiğitlerin, geçtiği yollara, gulyabaniler tuzaklar kurup, onları yoldan çıkarmak, yanlışa düşürmek için türlü desise ve hileler tezgahlarlar. O zaman; Davası ilay-ı kelimetullah, sevdası vatan, millet, Kur'an olan insanların, mü'min kardeşlerinin, sırtındaki akrebi almaya yönelik ikazlarını dikkate almaları ve bundan dolayı da Allah'a şükretmeleri gerekmez mi?

Neredeyse insanlık tarihi boyunca gelmiş geçmiş tüm medeniyetlerin mücadele alanı olmuş bir coğrafyada yaşıyoruz. Altı asır boyunca aleme nizam vermiş bir Devlet-i Ali'nin mirasçısıyız. Yirminci asrın başında yediğimiz talihsiz bir şamarla yere kapaklanmış ve yaklaşık bir asırdır aman bir gün tekrar kalkar diye üzerimize yığılmış olan kayaların altından, tekrar, yeni bir inayeti ilahi ile kalkmanın, yeni bir dirilişe tanık olmanın heyecanını yaşarken,  dört bir yandan yıkıcı hücumlarla karşı karşıya kaldık. Hem de çok sinsi ve kalleşçe hücumlar bunlar. Kardeşi kardeşe düşürme, gönül birliği, dava birliği, iman birliği etmiş dostların, arasına fitne tohumları atarak içten yıkma, kardeşleri birbiriyle uğraştırırken, fırsattan istifade, bin bir emekle, gözyaşı ve terle elde edilmiş tüm kazanımları yerle bir edecek şeytani hamlelere şahit oluyoruz. Araya atılan fitne tohumları maalesef te'sirini de gösteriyor. Kırgınlıklar, öfkeye, ölçüsüz ve insafsız tenkitlere sebep oluyor. Her geçen gün, oluşan bu ciğersuz havadan nemalanmak isteyen fitne fırsatçısı, kuzu postuna bürünmüş gulyabaniler,  açılan yarayı büyütmek ve tedavisi imkansız bir kangrene dönüştürmek için var güçleriyle gayret gösteriyorlar. Bir taraftan medya yolu ile fitne kazanı kaynatılırken, diğer taraftan, kellesini koltuğuna alarak bu ülkenin başına çorap örmeye çalışan şer şebekelerini bertaraf etmeye uğraşan, son on yıla damgasını vuran büyük davalara imza atan yargı ve emniyetteki fedakar vatan evlatları tasfiye ediliyor.

Öte yandan; son otuz yıldır binlerce insanımızın canına mal olmuş bir yaranın tedavisi için, büyük bir cesaret örneği gösterilerek bir çözüm süreci başlatıldı ve neredeyse bir yıla yakın süredir şehit haberleri almıyoruz. Yıllardır adı terörle anılan bölgede normalleşmeye yönelik ciddi gelişmeler yaşanırken, yine bizi endişeye sevk edecek gelişmeler oldu. Terörün ve akan kanın sona ermesi için ciddi gayretler gösterilirken, oluşan güven ortamını baltalamaya yönelik ve çözüm sürecini akamete uğratacak olaylar oluyor. Bir yandan, sınır dışına çıkması beklenen terör örgütünün silahlı unsurları, yurt içinde çeşitli yerlerde, pervasızca ve tahrikkar bir şekilde boy gösterirken diğer yandan örgütün ve siyasi kanadın önde gelen isimleri devlete yönelik tehditkar açıklamalar yapıyorlar. Bir de bunların üstüne Suriye sınırımızda PKK'nın Suriye uzantısı tarafından yeni bir devlet kurmaya yönelik adımlar atılınca endişeler had safhaya çıktı.

Tüm bu yaşananların meydana getirdiği kaygıyla, endişelerini dile getirerek, taşın altına elini sokan idarecilerimizin sırtındaki akrebi almaya yönelik ikazları, insaf ve vicdan dairesinde değerlendirmek ve hadiseleri daha doğru okumaya yardımcı olacak bu tür dostane  uyarıları dikkate almak gerekmez mi?

2013-08-04