Karar ve Vicdan
Karar ve Vicdan Hükümetin koyduğu 'izleyici yasağı' da bir kez daha gösterdi ki, bugün karar duruşması yapılacak 'Ergenekon' normal bir dava değil. Gazeteciler, rektörler, milletvekilleri, yazarlar ve askerlerin de içinde olduğu 66'sı tutuklu 278 sanık altı yıldır ancak olağanüstü dönemlerde gözlenecek türden bir yargılamadan geçiyor. Devletin tüm kurumları böyle bir örgütlenmeden haberdar olmadığını belirtmiş olmasına rağmen, 22 ayrı dava tek başlık altında birleştirilmiş durumda. Ortada gizli bir örgütten ziyade birbiriyle hayatı boyunca ilişkisi olmamış insanların bir araya getirildiği bir dava var. Bu niteliği nedeniyle 6 yıldır kamuoyu bu davayı anlamakta çok büyük güçlük çekti. Silivri'deki mahkeme, kendisine yönelik 'muhalifleri yargılıyor' algısını ortadan kaldıracağı yerde, uygulamalarıyla sürekli bunu daha da pekiştiren bir görüntü verdi.
Ortada bir de Silivri'deki mahkemenin olağan bir hukuki süreç yerine olağanüstü bir yargılama yaptığının hükümet tarafından da kabul edilmesi gerçekliği var. Hükümet, kendisine yönelik MİT operasyonu sonrasında da olsa çıkardığı bir yasayla özel yetkili mahkemeleri, 'demokratik hukuk devletine aykırı' bularak lağvetti. Sadece bu karar bile tek başına Silivri yargısının normal değil olağanüstü olduğunun itirafı.



***

Ergenekon davası ilk ortaya çıktığında, içeride kıyametler koparken en büyük destekçisi dış kamuoyuydu. Ancak AKP iktidarının, davayı, tüm muhalifleri içine attıkları bir büyük 'çuval' haline sokması, içerideki tepkileri daha da büyütürken Batı'daki algıyı da tamamen değiştirdi. Artık bu davaların olağan olmadığı, adil yargılanma hakkı ve ifade özgürlüğü gibi birçok temel hak ve özgürlüğünün ihlal edildiği algısı tüm dünyada yerleşmiş durumda.



***


Davanın, yine bugünlerde basın özgürlüğü, muhalif seslerin susturulması, sansür otosansür tartışmalarının sıcaklığı içindeki medya açısından da çok büyük bir önemi var. Meslektaşlarımız Mustafa Balbay ve Tuncay Özkanhaklarındaki karar bugün verilecek. Üzerinde tek bir silah yakalanmamış, hiçbir şiddet eylemine karışmamış meslektaşlarımız 5 yıldır dört duvar arasında yattıktan sonra şimdi de büyük ceza tehditleri karşısındalar. Haklarındaki istemin ne kadar ağır ve hukuk dışı olduğunu söylemek için ille de hukuk fakültesini bitirmiş olmak gerekmiyor.
Bu davada yargı ve siyaset tarihimiz açısından ilk niteliğinde bazı olaylar da yaşanıyor. Halkın seçtiği vekiller de Meclis'e gidip yemin edemedi ama bugün haklarındaki kararı öğrenmek için hâkim karşısına çıkacak. Belki de Meclis'e adımlarını atamadan hüküm giyecekler.



***


Dava sürecindeki olağanüstülük başından beri tartışıldı. Son getirilen izleyici yasağı bu dava üzerindeki gölgeyi daha da artıracak. Keza bugünkü duruşmaya sanıkların eşlerinin, çocuklarının, anne babalarının, kardeşlerinin bile izlemesine izin verilmemesi de...
Maalesef bu noktadan sonra verilecek karar ne olursa olsun, vicdan ve adalet açısından hep tartışılacaktır.

SiViL iRADE VE ULUSAL GüVENLiK


YAŞ kararları hakkında özellikle hükümet çevrelerinden duyduğumuz temel yorum, 'sivil iradenin güçlendiği' sözü. Tabii ki TSK'nin komuta kademesini sivil iradenin belirlemesi kadar doğal bir şey olamaz. Hükümetten sadece irade göstermesini değil, Türkiye'nin güvenliği ve ulusal çıkarlarının korunması açısından da en ideal kararları vermesini beklemek hakkımız.
Türkiye içeride ve dışarıda gücü artan PKK tehdidi; güney komşusu Suriye'de iç savaş; dört bölgeli konfederal Kürdistan girişimleri; Akdeniz'de Rumların enerji emrivakileri ve doğuda İran'ın attığı çelmeler ile karşı karşıya. Dünkü ve bugünkü haberlerimizde YAŞ kararları ile emekli edilen ve atanan komutanların özeliklerini ayrıntılı olarak işledik. 'Siyasi irade' damgasını taşıyan yeni TSK üst yönetiminin böylesi kritik bir dönemde nasıl bir performans göstereceğini yaşayarak göreceğiz.


2013-08-05