Marksizm Kürtler için kurtarıcı olamaz
PKK'nın on yıllar boyunca ülkemizin güneydoğusunda kurduğu korku imparatorluğu nedeniyle bölge halkımız hür iradelerini kullanarak fikirlerini özgürce beyan edebilmekten ve kendi kararlarını verebilmekten aciz bir hale getirildi.
Bu durum, bölücü örgütün sahip olduğu Marksist-Leninist ideolojinin karanlık sonuçlarını ortaya koyması bakımından önemli. Geçtiğimiz günlerde, 'Güneydoğu'daki Kürt kökenli vatandaşlara zorla Marksist, sosyalist düşünceyi dayatmanın büyük hata olacağını' ifade eden BDP'li Altan Tan da bu önemli soruna dikkat çekti. Bu tür bir dayatma bölge halkında büyük bir nefret uyandırmakla birlikte PKK'nın mevcut korku düzeni, tepkilerini göstermelerine engel olmakta.

İşin aslı, Güneydoğu'daki halkımızın Marksizm, komünizm ya da Leninizm gibi ideolojilerle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Nesiller boyu dindar olarak yaşamış, İslam'ı yaşamaktan zevk ve onur duyan, bölünmeye karşı, millet olarak kardeşçe birlikte yaşama arzusunda olan insanlardan oluşuyor Güneydoğu halkı. Ne var ki sözde bu insanların temsilcisi ve kurtarıcısı olarak ortaya çıkan PKK bir yandan etnik kışkırtma bir yandan da bölge halkına uyguladığı korku ve sindirme yöntemleriyle bölgedeki büyük komünist Kürdistan ülküsünü gerçekleştirmeye çalışıyor. Elbette ki bu komünist yapılanmadan çıkar beklentisindeki dış güçlerin mali, askeri ve stratejik desteğini arkasına alarak...

Oysa, gizlenen ve çarpıtılan en önemli gerçek Güneydoğu halkının PKK dışında başka bir tehdit veya tehlikeden kurtarılmaya ya da korunmaya ihtiyacı olmadığıdır. Bölge halkının korunması gereken tek unsur, onları kendi komünist devletlerini kurma hedefleri doğrultusunda kullanmak ve sömürmek isteyen Marksist-Leninist PKK ve onun on yıllardır silah tehdidiyle ayakta tuttuğu terör, vahşet ve korku düzeni.
Güneydoğu'daki Kürt vatandaşlarımız, ülke geneline yayılmış Laz, Çerkez, Abaza, Boşnak, Arap vs. gibi 36'dan fazla farklı etnik kökene sahip insanlarımız gibi Türkiye Cumhuriyeti devletinin birinci sınıf vatandaşlarıdır ve herkesle eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Türkiye Cumhuriyeti, üniter devlet yapısı bünyesindeki her türlü etnik ya da dini kesimden vatandaşını hiçbir ayrım gözetmeden korur, kollar ve kucaklar.

  ‘Büyük Kürdistan'a Doğru Revize Planlar Ancak PKK'yı dizayn eden dış güçlerin teorisyenleri 30 yılı aşkın bir süredir uygulanan katliam, terör ve kanlı eylemlerle bir sonuç alınamayacağını fark ettiler ve yeni bir plan devreye soktular: İlk aşama olarak, Türkiye'nin güney sınırında, Kuzey Suriye ve Kuzey Irak'ı içine alan bir Kürt devletinin kurulması...

Amaç Türkiye'de on yıllardır sonuca ulaşmayan özerk Kürt devleti hayalini Kuzey Suriye'de de hayata geçirip, ardından Kuzey Irak'taki Kürt bölgesini içine alarak Türkiye'nin güney sınırında siyasi ve askeri açıdan yerleşik bir komünist Kürdistan devleti kurmak. Son aşamada da Lenin'in "bir adım ileri iki adım geri" taktiğiyle geri çekildikleri güney ve güneydoğu Anadolu'ya, daha güçlü ve donanımlı bir halde, gereken altyapı ve desteği sağlayarak geri dönmek ve bu toprakları sözde Büyük Komünist Kürdistan toprakları içine katabilmek. Plan ana hatlarıyla budur...

Yoksa PKK'nın gerçek anlamda Türkiye'den çekilme, silah bırakma gibi bir niyeti olmadığını Duhok Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Kürt siyasi tarihi uzmanı Doç Dr. Bayar Dosky'nin şu sözlerinden de anlamak mümkün :

"George Washington'un bir sözü vardır, 'Barışa giderken büyük bir hançere sahip olman gerekiyor' der. PKK elindeki bu hançeri bırakmaz. PKK sadece Türkiye'ye yönelik bir hareket değil, dört parçaya yönelik bir hareket. Çözüm sürecinde Türkiye'ye karşı silah kullanmayacağı açık, ancak yarın ne olacağı belli değil." (http://www.timeturk.com/tr/2013/07/29/kurdistan-ruya-olmaktan-cikti-artik-bir-proje.html)

Dosky'nin bahsettiği 4 parçaya yönelik PKK hareketinin hedefi, Suriye'nin kuzeyi, Irak'ın kuzeyi, İran'ın kuzeybatısından sonra dördüncüsü de Türkiye'nin doğu ve güneydoğusu. Dolayısıyla PKK'nın Türkiye'den vazgeçtiğini düşünmek büyük bir saflık ve cehalet olur. Kaldı ki şu ana kadar olan çekilmede sadece yüzde 15'lik rakamlardan söz ediliyor. Bu da çekilmenin sadece göstermelik, taviz koparmaya yönelik bir taktik olduğu kanaatini güçlendiriyor ortaya koyuyor. "... Ancak yarın ne olacağı belli değil" ifadesiyle de Dosky, PKK'nın uygun fırsatı yakaladığını düşündüğü her an çözüm sürecinin işlemediğini bahane ederek Türkiye'ye karşı yeni bir silahlı eylemler serisini başlatabileceğine işaret ediyor.

 Yeni Aktör PYD Söz konusu "Büyük Komünist Kürdistan" hedefine ulaşmada ön plana çıkan son aktör ise Kuzey Suriye'deki komünist Kürt hareketi olan PYD... PKK tarafından 2003 yılında Suriye'de kurulan Partiya Yekitiya Demokrat (Demokratik Birlik Partisi) yani PYD, PKK'nın Suriye uzantısı. Amacı da kuşkusuz PKK ile aynı : Büyük Komünist Kürdistan'ı kurabilmek...

PYD bu amaçla, PKK'dan aldığı askeri destekle Suriye'nin kuzeyinde 2012 yılı içinde Halep vilayetine bağlı Ayn al-Arab, Halep'in kuzeybatısındaki Efrin ve Haseke vilayetine bağlı Malikiye kasabalarının yönetimini ele geçirdi. PYD'li militanlar bu sözde "zaferlerini" kutlarken PKK paçavraları ve Abdullah Öcalan posterleriyle gösteriler yaparak gerçek kimliklerini açıkça sergilediler.

PKK kadrolarının son dönemde o bölgeye hem asker ve silah desteği yaptıkları, hem de PYD militanlarına ve bölgedeki Kürt halkına Marksist-Darwinist çizgide yoğun bir ideolojik eğitim verdikleri biliniyor. Özetle PKK, Türkiye'den çektiği askeri ve teorisyen kadrolarını, Kuzey Suriye'ye göndererek orada ilk planda kurulmasını çok daha yakın ve gerçekçi gördüğü Kürt devletinin temellerinin atılmasında görevlendiriyor.

Esad yönetimi de bu oluşuma örtülü bir destek veriyor, Suriye'nin kuzeyinde muhalif İslami gruplardan daha çok kendiyle müttefik bir Kürt yapılanmasını tercih ediyor. PYD'nin Esad rejimiyle ittifak halinde muhaliflere karşı savaştığı, direnişçileri arkadan vurduğu ise herkes tarafından biliniyor. Esad'ın arkasındaki Batılı derin güçlerin esas hedefi, Suriye'deki karışıklıktan faydalanarak, Türk sınırında PYD önderliğinde sözünü ettiğimiz de facto komünist Kürt devletini tesis etmek. Bu oluşumu sağlamak için de her türlü destek, komplo ve kargaşayı devreye sokmuş durumdalar.

Planın Açmazları kağıt üzerinde başarılı gibi gözüken bu planın gerçekte pek çok açmazı var. Her şeyden önce Suriye'de çok sayıda farklı görüşü temsil eden Kürt topluluklar mevcut. Bunların hepsinin teknik olarak PYD ile bağdaşması, uzlaşması mümkün değil. Ayrıca Müslüman Kürtlerin, PYD gibi PKK uzantısı Marksist-Leninist çizgideki komünist bir örgüte destek vermeleri de düşünülemez. Dolayısıyla, PYD'nin Suriye'deki tüm Kürt halklarını temsil etmediği açık.

Komünist Kürdistan planının en önemli açmazlarından biri de bu tür bir komünist yapılanmanın zaman içinde bu oluşumu destekleyen Batılı güçlerin aleyhine döneceğidir. Ortadoğu'nun en kilit noktasında kurulacak böyle bir komünist devlete dünyanın bütün dev komünist güçlerinin hem maddi hem askeri hem de stratejik destek vermeleri kaçınılmazdır. Bu durumun ise yakın vadede, başta ABD ve Avrupa olmak üzere tüm Batı demokrasileri açısından büyük bir tehdit oluşturacağı açıktır. Bölünerek zayıflayan dev milletlerin yerini alarak güçlenen radikal ve komünist gruplar, sadece Ortadoğu'nun değil, yakın zamanda tüm dünyanın başına büyük bela olacaklardır.

Bu noktada belirtilmesi gereken gerçek, hem ABD'nin hem Avrupa'nın, hem Rusya'nın, hem İsrail'in, Çin dahil Doğu, Batı, tüm dünya ülkelerinin huzur, barış ve menfaatlerinin bulunduğu tek çözümün İslam Birliği olduğudur. On yıllardır rızaları olmaksızın kendilerine zalim marksist yöntem ve öğretilerden başkası dayatılmamış olan Kürt kardeşlerimizin de tek barış, mutluluk ve kalkınma vesilesi yine İslam Birliği olacaktır. İslam'ın herkesi kucaklayan sevgi, şefkat ve merhamet ruhu, yıllarca silahların tehdidi altında ezilmiş Kürt kardeşlerimizin üzerindeki korku ve dehşet bulutlarını dağıtacak, hak ettikleri rahat, refah ve özgürlüğü kendilerine geri verecektir. Hangi dinden, hangi mezhepten olursa olsun, isterse dinsiz veya ateist olsun İslam'ın adalet şemsiyesi altında herkes aynı hak ve özgürlüklere kavuşarak en güzel yaşamı sürecektir inşaALLAH.


http://twitter.com/Didem_Urer

http://didemurer.blogspot.com/

http://www.facebook.com/didemurerr


2013-08-12