Ortadoğu kan ağlıyor
Filistin kan ağlıyor, Irak kan ağlıyor, Suriye kan ağlıyor, Mısır kan ağlıyor, atmış yılı aşkın bir süredir çözülemeyen ve binlerce insanın canına mal olan Filistin sorunu bir insanlık ayıbı olarak gözümüzün önünde duruyor. Diğer taraftan ABD ve İngiltere'nin zalim bir diktatörün zulmünden kurtarmak bahanesiyle girerek harabeye çevirdikleri ve Saddam'a rahmet okutacak zulümlere imza attıkları Irak'ta yıllardır sular bir türlü durulmuyor ve her gün patlayan bombalarla masum insanlar katledilmeye devam ediyor. Ölü sayısının artık yüz binlerle ifade edildiği Suriye'de ise sorun içinden çıkılmaz bir hale geldi. Şimdi de Mısır yürekleri dağlayacak görüntülere sahne oluyor. Zalim darbe rejimi tarafından her gün gerçekleştirilen katliamlarda ölenlerin sayısı artık binlerle ifade ediliyor. Hiçbir kutsala saygısı olmayan zalimler, can havliyle camilere sığınan silahsız ve savunmasız halkı dışarı çıkarmak için camileri dahi ateşe vermeye başladılar.

Son bir asırdır, Ortadoğu coğrafyasında, kan ve gözyaşı hiç eksik olmadı. Bugün bir yangın yerini andıran bu topraklar, zalim diktatörlerin kendi halkına uyguladığı çok fazla zulme şahit oldu.

Şüphesiz ki yaşanan bu zulümlerin ana sebebi, batılı egemen güçlerin zengin petrol yatakları üzerindeki hakimiyetlerini kaybetmeme savaşıdır. Petrolün ekonomik bir değer olarak insan hayatına girmesiyle birlikte zengin petrol yataklarını barındıran Ortadoğu coğrafyası, batılı emperyalist güçlerin hedefi haline geldi. Kendi çıkarlarını her türlü insani değerin üstünde tutan batılı güçler, türlü ayak oyunları ve ihanetlerle Osmanlıdan kopardıkları bu toprakları, kendi çizdikleri uydurma haritalarla küçük küçük parçalara böldüler ve Osmanlıyı arkadan hançerlemenin ödülü olarak, kendi güdümlerinde hareket edecek ailelere taksim ettiler. Fiilen bu topraklardan çekilip gitseler bile yaptıkları bağlayıcı anlaşmalarla halen buraları sömürmeye devam ediyorlar. Bu sömürge düzenine zarar verecek her türlü girişimi bertaraf etmek için ise zaman zaman bu ülkelerde darbeler gerçekleştirdiler. Her darbe sonrası gelen zalim diktatörler halka büyük kıyımlar uyguladılar. CIA' ye ait gizli belgelerin açığa çıkmasıyla görülüyor ki bu bölgede yapılan tüm darbelerin arkasında ABD ve İngiltere'nin parmağı  var. 

Bugün batı dünyasının petrol yatakları bakımından pek de zengin olmayan Suriye ve Mısır'da yaşanan zulme sessiz kalmasında ki en büyük sebep, buralarda başarıya ulaşacak muhtemel demokratik  hareketlerin petrol zengini diğer Arap ülkelerinde kurdukları kukla krallıkları tehdit ediyor olması. Arap halkları arasında yayılan demokratik yönetim arzusundan dolayı, korkuya kapılan batı güdümündeki bu dikta rejimlerin Mısır da gerçekleşen darbeye tereddütsüz verdikleri desteğin temel sebebi de işte bu koltuk korkusu.

Kendi koltuklarını koruma adına yapılan zulme alkış tutan bu insafsız diktatörler için akan kanın veya ölen insan miktarının bir önemi yok. Suriye, Mısır veya başka bir İslam ülkesinde olmuş, fark etmez, ismin hiçbir önemi yok onlar için, bu topraklarda yüz binler ölmüş, milyonlar mülteci konumuna düşmüş, ülkeler, şehirler viraneye dönmüş, hiç umurlarında değil. Önemli olan kan ve gözyaşı üzerine kurdukları sömürü düzenlerinin devamı.

Ancak unutulmamalıdır ki; bu yaşlı dünyamız, tarih boyunca bir çok zalim gördü ve her defasında bu zalimler akıttıkları kanın içinde boğulup gittiler. Zulüm ile inşa ettikleri medeniyetleri başlarını yedi ve yıkılmaz dedikleri düzenleri, çok kısa süre içinde, yerle yeksan oldu.

Hani nerede; Lenin, Stalin, Hitler, Musoloni, Saddam, Kaddafi ve diğerleri. Nerede 27 Mayısın, 12 Martın, 12 Eylülün ve bin yıl sürecek denen 28 Şubatın kudretli paşaları ve kurdukları zalim düzenleri.

Allah adili mutlaktır. Şüphesiz ki vakti geldiğinde tüm zalimlere haddini bildirecektir.


2013-08-19