Mazlumun Ahı Arş'a Ulaştı
'Ey! eski ölüler kalkın mezardan,
Dünyayı bir daha görün de gidin.
O günler mi berbat, yoksa bugün mü?
Biz değil... siz karar verin de gidin.'

Büyük şair, Abdurrahim Karakoç yıllarca önce, enfes bir şekilde özetlemiş hal'i pür melalimizi, bu günleri görmüş de yazmış sanki.

Dünya, pusulası bozulmuş bir gemi gibi savrulup duruyor. İnsanlar, insanlığından sıyrılmış, güçlünün mazlumu ezmeye çalıştığı bir arena da sanki.

İnsanlıktan nasibi olmayan zalimler, her gün yeni bir zulme imza atıyor. Çocuk, kadın, yaşlı, masum demeden, her gün yüzlerce, binlerce insan acımasızca katlediliyor. İnsanlık tefessüh etmiş. Tüm dünya, adeta canlı yayında yapılan zulme seyirci. Vicdanlar kurumuş, mazlumun inlemeleri uzaklardan gelen bir ney sesi gibi dinleniyor. Zalimlerin zulmüne dur diyecek, mazlumun acısını dindirecek bir Ömer yok.

Aslında batı dünyası için zulüm, katliam, soykırım, pek yabancısı oldukları kavramlar değil, tarihin karanlık sayfaları, batılı zalimlerin gerçekleştirdiği soykırımlar ve katliamlarla dolu. Ancak bizim ceddimiz hiçbir zaman yapılan zulümlere karşı kayıtsız kalmadı. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi dinden, hangi ırktan olduğuna bakmadan, renk ayrımı yapmadan, gadre ve haksızlığa uğrayan herkesin yardımına koşan bir milletin torunlarıyız biz.

  Ferdinand'ın orduları, Endülüs İspanya'sında katliama giriştiğinde, mazlumları kurtarmak için gemiler gönderen ve bugün Ortadoğu'yu ateşe veren Yahudileri dahi Anadolu'ya getirerek büyük bir katliamdan kurtaran, Çin tehdidindeki Japon prensinin yardım çağrılarına kayıtsız kalmayıp, uzak diyarlar demeyip, Ertuğrul fırkateynini Japonların yardımına gönderen, İngiliz işgali söz konusu olduğunda yardım isteyen İrlandalıların imdadına koşmakta tereddüt göstermeyen ve tarih boyunca, yazarak bitiremeyeceğimiz, insanlık adına daha bir çok destanlara imza atan, altı asır boyunca dünyada sulhün teminatı olan, bir ecdadın torunlarıyız biz.

Asırlarca dünya da mazlumun sığınağı olan ecdadımız, tarih sahnesinden çekildiği günden bu yana, yetim bıraktığı hiçbir kara parçasında insanların yüzü gülmedi, huzur ve adalet temin edilemedi.

Bugün, asırlarca aynı vatanı paylaştığımız kardeşlerimiz, zalimlerin pençesi altında inliyor. Yalancı bir bahar gibi esen hazan rüzgarlarıyla birlikte, Ortadoğu tekrar ateşe verildi. Masum insanların, çocukların, kadınların tepesine bombalar yağdırılıyor. Ama maalesef bu insanlık ayıbını herkes film seyreder gibi seyrediyor. Savaşın ne olduğunun farkında dahi olmayan masum çocuklar kalleşçe atılan kimyasal silahlarla şehit ediliyor. Ama barışın teminatı iddiasıyla kurulan Birleşmiş Milletler, iki zalim devletin vetosu yüzünden bu zulmü durduracak adımlar atamıyor. 

Orada; zulme uğrayan insanların, dini, dili, ırkı ne olursa olsun, bir insanlık dramı yaşanıyor. Ve Türkiye; tüm yalnızlaştırılma çabalarına rağmen, vicdani bir duruş sergileyerek zalime karşı durmaya devam ediyor.

Elbette ki; gerek Suriye ve gerekse de Mısır'da daha basiretli bir politika izlenip işler çığırından çıkmadan ve bunca masum insan katledilmeden çözüm bulunabilseydi, diye başlayan cümleler kurulabilir. Ve bu cümlelerde haklılık payı da yok değil. Ancak şu an gelinen noktada artık bu laflar pek bir anlam ifade etmiyor. Hali hazırda, dünyanın gözünün önünde masumların kanı akmaya devam ediyor. Bu noktadan sonra geri adım atmanın da bir anlamı yok. Bir an önce uluslararası güçler ikna edilip zalimlere dur denmesi gerekiyor.

Bu arada; zulmün sona erdirilmesi için gerekli olan diplomatik çabalar devam ederken, bizimde başvurabileceğimiz müthiş bir silahımız var. Sokaklara çıkıp bağırıp çağırmaktan, hamasi sloganlar atmaktan çok daha etkili bir silah, evet çoğu zaman ihmal ettiğimiz, ve belki de bu ihmalimizden dolayı bu sıkıntılara du'çar olduğumuz çok etkili bir silah. Ne mi bu silah; Tabii ki, Mutlak gücün ve kudretin sahibi yüce yaratıcıya, tüm acziyetimizle, müracaat etmek.

Evet; Mazlumların ahı Arş'a ulaştı artık. Şimdi, hiç vakit kaybetmeden, tükenmişliğimizi ve çaresizliğimizi arz ederek, gözyaşlarımızla, rahmeti rahmana el açıp, bu mazlumlara yardım etmesi için dua dua yalvarabiliriz. Unutmayın ki; en büyük silah samimi duygularla yapılan duadır.
 

2013-08-27