Millet Olmak...
Özellikle son dönemlerde, çeşitli mecralarda, millet kavramı tekrar sorgulanmaya başlandı. Gezi olaylarıyla başlayan süreçte çeşitli kutuplaşmalar olduğu, yaşanan olayların ve fikir ayrılıklarının, farklı toplumsal kesimler arasında derin uçurumlar meydana getirdiği, farklı dünya görüşlerine sahip kesimlerin birbirlerine karşı ciddi tahammülsüzlük sergilediği ve bu sebeple gün geçtikçe millet olma vasfımızı yitirdiğimiz iddia ediliyor.

Oysa gözden kaçırılmaması gereken çok önemli bir husus var. Bu millet; birçok sağlam ve derin kök üzerine boy atmış, farklılıklarını zenginliğe dönüştürmeyi başarmış, tarih boyunca verdiği çetin mücadelelerle rüştünü ispatlamış bir millettir.

Ünlü Fransız Filozof ve yazar Ernest RENAN, 1882 yılında yayınlanan 'Millet nedir' isimli eserinde Millet kavramını tanımlarken manevi bağı kıstas alır. Bu kitabında yazar; 'İnsan, ne ırkının, ne dininin, ne dilinin, ne nehirlerin izlediği yolun, ne de sıradağların eseridir. Sağlam duygulu ve sıcak kalpli insanların bir araya gelmesi, manevî bir şuur yaratır ki, buna millet denir.' Yine yazar kitabın ilerleyen bölümlerinde Millet kavramını özetle; 'Belirli bir maziye, ortak bir hatıra kültürüne sahip, geçmişte ortak acılar yaşamış, gelecekte de birlikte yaşama ideali olan insan topluluğu' olarak tanımlamaktadır. Subjektif milliyetçilik anlayışı olarak adlandırılan bu tarif geniş bir kabul görmüş ve Atatürk tarafından da benimsenmiştir.

Neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahip Anadolu, tarih boyunca çok çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Coğrafi olarak çok stratejik bir noktaya konumlanmış olan bu topraklar tarih boyunca hep cazibe merkezi olmuş ve buralara sahip olmak isteyen uygarlıklar arasında cereyan eden, çetin savaşlara sahne olmuştur. Geçen bu süre içinde, buralardan gelip geçen kavimler oldukça zengin bir kültür mozayiği meydana getirmiştir. Zamanla farklı coğrafyalardan gelip Anadolu'ya yerleşen insan toplulukları, kaynaşarak çok renkli bir toplumsal yapının doğmasına sebep olmuşlardır. Asırlarca birlikte yaşayarak, zengin bir hatıra birikimine sahip olan bu topluluk, birlikte büyük acılar çekmiş ve mücadeleler vermiştir. Farklı ırk, farklı din ve farklı mezheplere mensup milyonlarca insan, büyük medeniyetler kurmuş, huzur ve güven içinde yaşamışlardır.

Yirminci asrın başlarında dünyayı saran savaş rüzgarları, Devleti Aliyi yerle bir ederken, bir varoluş mücadelesine giren Anadolu halkları, Kurtuluş Savaşında, tüm vatan sathına yayılan cephelerde omuz omuza mücadeleler vermiş, binlerce evladını bir tohum gibi toprağın bağrına bırakmış ve böylelikle gelecekte de birlikte yaşama arzusunu ortaya koymuşlardır. Tüm farklılıklarına rağmen, verdikleri destansı mücadeleyle, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı güçlü bir millet olduklarını ispatlamışlardır.

Tarih boyunca; basiretli duruşuyla, üzerine oynanan tüm oyunları bozan ve gerçek anlamda millet olmanın hakkını veren Anadolu insanı, son dönemlerde yine kalleşçe tezgahlanan bir oyunla karşı karşıya kaldı. Birliğimizi ve beraberliğimizi bozmak, bizi birbirimize düşürmek ve şu cennet vatanı cehenneme çevirmek için var güçleriyle hücuma geçtiler. Toplumun huzurunu kaçırmak ve bir çatışma ortamı meydana getirmek için olmadık bahaneler üretip anarşi çıkarmaya çalışıyorlar. Gezi olaylarıyla zirve yapan bu anarşi  ve kargaşa çıkarma gayreti, bu günlerde tekrar canlandırılmaya çalışılıyor. Ankara'da ODTÜ den geçen yol bahane edilerek çıkarılan olaylar yine yurt geneline yayılmaya çalışıldı. Ancak halkın sağduyulu yaklaşımı sayesinde bu başarılamadı.

Şimdi de binlerce insanın bir araya geldiği futbol müsabakalarını hedeflerine koydular ve bunun ilk provasını da hafta sonu oynanan Beşiktaş-Galatasaray derbisinde sahnelediler. Derbide sahaya inen şuursuz kitle Türkiye'yi dünyaya rezil etmekle kalmadı. Aynı zaman da; maalesef, 2020 olimpiyatlarını güvenlik gerekçeleriyle kaybeden İstanbul'un, 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası şansını da zora  soktu.

Ancak inanıyorum ki; vatanını milletini seven sağduyulu insanımız bu hamleleri de boşa çıkaracak. Artık iyice kabak tadı vermeye başlayan bu olaylara karşı, daha uyanık olacak. Yaptıkları her eylemle Türkiye'nin imajına ve itibarına zarar veren bu marjinal örgütlerin tahrikine ve oyununa gelmeyecek ve millet olmanın gereğini yerine getirerek, vatanına, devletine sahip çıkacaktır.


2013-09-24