Seni Bilen Biliyor, Bana Neden Anlatıyorsun?
İnsanoğlu fıtratı gereği yaptığı işin güzel olmasını ve beğenilmesini ister. Yapılacak işin güzel olması, yapan içinde, diğer insanlar içinde faydalı olan bir iştir. Beğenilmesi ise, işi yapan için daha güzelini yapma adına faydalı olabilir. Fakat yaptığı işi gösteriş için yapmasına da vesile olabilir.

Maalesef günümüzde yapılan işi gösteriş için yapanların sayısı her geçen gün artmaktadır. Bunun en büyük sebebi de, dünya sevgisinin artması ahiret inancının ise azalmasıdır.

İyilik yapmak, sadaka vermek, ihsan ve ikramda bulunmak, muhtaçları ve düşkünleri görüp gözetmek takdirle karşılanacak güzel ve faydalı davranışlardır. Müslümanlar, Allah'ın (Celle Celalühü) kendilerine ikram ettiği nimetlerden başkalarını yararlandırmaktan son derece zevk alırlar. Ancak az da olsa, bazan yaptıkları iyilikleri, yüze vuran, gönül kıran, başa kakan ve yaptıklarını bir türlü unutamayan, yerli-yersiz dile getirmekten, ilân etmekten çekinmeyenler hatta bundan zevk alanlar bile olur. İşte âyet-i kerîmede bu tür davranışlar Müslümanlara yasaklanmaktadır. Hatta âyette bir misal getirilmekte ve bir de benzetme yapılarak Müslümanlar iyiden iyiye uyarılmaktadır: "Ey iman edenler! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi, başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki, sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak, pürüzsüz bir kaya haline getirivermiştir. Bunlar kazandıklarından hiç bir şey elde edemezler.." (Bakara sûresi (2), 264)

Şeytan ile nefis öyle programlı ve istikrarlı çalışıyorlar ki, bu gösterişin farkına varan Müslümanı dahi birçok kez 'ben kendimi övmek istemiyorum ama' dedirterek kandırabiliyor. Maalesef bu sorunlara bizlerde ara ara düşebiliyoruz. 

Müslüman Müslümanın aynasıdır diye bir söz vardır ya, bende bundan olsa gerek kendini öven insanları görünce kendi yaptığım övünmeler aklıma geliyor ve bir daha yapmamaya karar veriyorum. Benim açımdan bu tür insanlar ile karşılaşıp onları dinlemek, kendi hatalarımı görme açısından iyi oluyor ama kendileri açısından düşündüğümde ise maalesef çok kötü durumda olduklarını düşünüyorum. Aslında bu hastalığa yakalanan insanları en samimi dostları uygun bir yer, zaman ve üslup ile uyarmaları gerekiyor.

Sevdiğim bir büyüğüm ile ara ara yaptığım görüşmelerde, kendimi öven bir konu hakkında konuşurken sözümü kesiyordu. Bende ilk etapta kendisine kızıyordum fakat sonradan düşündüğümde benim için yaptığını anlayıp kendisine hak veriyordum. Hani keşke herkes beni bu şekilde uyarabilse...

Bu hastalığın özellikle toplumun önde gelenlerinde olması maalesef sorunu daha da büyütüyor. Çünkü toplum önünde örnek durumda olan insanlarda görülen bu hastalık, halka normal bir davranış gibi gelme ihtimali yüksektir. Bu da hastalığın hızla artmasına sebep olur.

Hastalığın artmasıyla birlikte yapılan hizmetler sadece göstermelik olur ve kalite azalır. Fayda için değil gösteriş için hizmetler yapılır.

Bu hastalığa kapılmamak ve kapılanları kurtarmak için elimizden gelini yapmak zorundayız. İyilik ve güzellik yapanları kendilerini anlatmandan önce bizler anlatmalıyız. Fakat yüzlerine karşı değil arkalarından yapmalıyız. Bunu ne bir eksik nede fazladan ekleme yapmadan yaparsak, met edilen kişi, kendi kendini övmesine gerek duymayacaktır.

Bu konu benim anlattığım gibi sıradan bir konu olmadığını bilmenizi ve bu konuda daha detaylı bilgi edinmenizi tavsiye ediyorum. Yoksa bir ömür boyu gece gündüz çalışıp insanlara hizmet ettiğimizi düşünerek ahirette hiçle karşılaşabiliriz.

Son olarak şunu söylemek istiyorum: Ben bu hastalığa kapılmış insanları gördükçe az konuşmaya karar veriyorum. Size de tavsiyem, sizi ve toplumu ilgilendirmeyen konular hakkında gereksiz yere nefes tüketmeyin ve az konuşanlara kızma yerine imrenin.

2013-09-28