Bal Kurusu
Geceyi takmıyorum kafama,

seni yazmak geldi içimden sevgili...

Kırık bir testiye muhtaç kalsa da dudaklarım...

Dudaklarımın, bir meltem olup serinleyeceğini düşlüyorum, susuzluğumda..

Çok uzaklarda bile olsan,

kalemime seni doldurdum gözlerinde...

Parmaklarım, su dilenir gülüm gözbebeklerinden.

Yoksa sessiz kalır...

Biliyorum, sensizlik olsa da ağır,

Seviyorum seni..!

Acaba diyorum, Karadeniz'e dokundursam dudaklarımı,

Sensizliğin susuzluğuna yeter mi?

Hasretinle kudurmuş kelimeler azat olur mu?

Kendi zindanlarından ...

Bir meltem essin diye bekliyorum ...

Gözlerine doğru baka, baka ...

Sanki alnımdan düşen ter değil de, lav oluyor sevgili.

Hasretinle yanarken yüreğim,

Denize ismini yazmaya çalışıyorum.

Yakamoz gölge oluyor suretine baktıkça.

Bakıyorum resmine bu gece ...

Bir meltem esintisinde yalnızlığımı yaşıyorum.

Defalarca...

Kanım çekildikçe sana susuzluğum çoğalıyor..

Sessiz...

Ama bir o kadar kalemimi,

Boğazlayan bir esinti çarpıyor sol köşemde ...

Gözyaşlarımda hala dudağının ıslaklığı var.

Giderken benden bana bıraktığın tek şey ..

Siyahın en gaddar saatlerini,

Ilık bir meltemin sessizliğinde nefesliyorum.

Kokunu çekmek için, içime ...

Bir gün gelir misin kendi rüzgarınla?

Yıldızların en parlak olduğu saatlerde..

Sen ne zaman aklıma gelsen, bir yıldız alıyorum ben avuçlarıma.

Sensizliğe kafi olmasa bile, umut diyorum ...

Ölmeden kırsan duvarlarını.

Aşar gibi koca bir Seddi;

Gelsen en karanlığa inat...

Adın gibi bir meltemle düşsen yanaklarıma ...

Şehrimi satarım,

Ayaklarına...

Yeter ki bas sen, peygamber çiçekleri ile süslediğim düşlerime ...

Tenin bedenimde yol alırken,

Ter basan tenime,

Ilık meltemler ısmarlayacağım gök tanrıdan ..

Ne zaman düş olursam yüreğindeki ateşe,

Sen kaçıncı asırda gelirsen gel.

Geldiğin gün ilk bahar olacak dudaklarım, bir nisan yağmurunda... 

Yıldız , yıldız dokurum aşkım...

Seni yaşama ihtimalim var mı sevgili...?

Seni içmek,en serin rüzgarda,

Susuzluğuma, tebessümün işgalinde ...

Sevgili, sevgiliye hasret olunca kalbin ritmi değişir.

Yokluğunda yüreğim eziliyor gülüm ..

Beyazıma dudak izlerimi gönderiyorum sana, martı kanatlarında..

Karanlıkta yürüyorum arkama bakmadan

Bir cellada dönüşen sensizlikte kalemimin ardından ...

Ölümü unuttum ya düşlerimde

Şimdide yağmuru çağıyorum yağsın yanan yüreğime diye

Söndürsün ateşimi ..

Gözyaşlarımı saklıyorum beyaz duvarlara,

Döndüm sırtımı.

Senden, şiirlerimden , bir de benden başkası bilmesin diye ...

Züleyha  çok uzakta .

Tarih gün , gün düşüyor takvim yapraklarından.

Kışın ardından bahar gelir mi, diye turnaları seyrediyorum.

Biri yüreğime konsun ...

Her seste sensin diye düşlüyorum,bakıyorum telefonlarıma ...

Gün doğumu ile yokluğunla başlayan bir güne daha,

Merhaba, diyorum gözyaşlarımı ekerek yüreğime ...

Sana olan bu aşkın ateşini, tasvir etmeye kalksaydım...

Kalemime, yüreğinden bir kor seli yürürdü.

Şiirler yanardı ...

Bir gün,seninle Saray burnun da yürüyeceğiz ..

Yokluğunda yazdığım,

Seni seviyorum , diye başlayan her mısra'ya baş kaldırırcasına.

Aynı düşleri gözbebeklerimizde yaşayacağız..

Bir gülümseme  bile, kainat dolusu hazinelerden üstündür.

Seni seviyorken aşkım,

Yüzünde kalsın  gülümsemen ...

Gözlerinin bal kurusu rengi ,

Siyah gecelerimde, hasrete mayası tutmuş bir toprak gibi,

Düşer gözlerime, sensizliği ...

Öyle ki sevgili,

Kabe'nin siyah renge bürünmüş hali gibi, yaşarım yüreğimde .

Sevgili, sensizlikte sadece yüreğim değil,

Bilmeni isterim, küre- i arz yanıyor ...


2013-10-22