Barışın tek formülü kalplere Allah sevgisi...
Sevgiyi Allah için yaşayan insan; her canlıyı her varlığı Allah'ın tecellisinin bir yansıması olarak görür. Allah sevgisini tadan kalpler etrafındaki her şeyden büyük bir zevk ve neşe duyar...

Sevgiyi paylaşmak ister,

Çevresine karşı hep güler yüzlü, şefkatli ve merhametlidir.

Karşısındaki güzelliklerin gerçek sahibinin Allah olduğunu bilerek iltifatlarla süsler sözlerini.

Allah sevgisiyle yüklü yüreği hep mutludur,

Çevresindekileri de hep mutlu etmek ister.

Allahın yarattığı her şeyin özel ve değerli olduğunu bilir,

Buda Allah olan sevgisini daha da artırır. (İnşaAllah)

Gerçek sevgiyi yaşayan insanlar etrafındakilere sevgiyi yaşamayı öğretir. Sevgi; tıpkı bir domino taşının yüzlerce domino etkilediği gibi birbirine aktarılır. Böylece dünyada zulümler, kıskançlıklar ve nefret yol bulmaz. (İnşaAllah)

Şeytandan Allaha sığınırım.(İman edenler ve Salih amallerde bulunanlar ise rahman onlar için bir sevgi kılacaktır.)19/96 ayette Allah iman edenlere ve Salih amallerde bulunanlara bu nimeti vereceğini söylüyor. (MaşaAllah) Sevgi bizim için büyük nimettir...

Sevgi Allah'ın insanlar için yarattığı, nefsin hem dünyada hem ahrette en çok hoşuna gidecek nimetlerden biridir.

Mümin, dünyada gördüğü her türlü güzelliğin, aklın ve bütün yeteneklerin Allah'a ait olduğunu bilir ve bu nedenle de kalbinde Allah'a karşı derin bir saygı ve sevgi duyar. Sevgiyi insanlara kazandırabilecek olan özellik ise, yalnızca ‘iman'dır. Derin Allah sevgisi, Allah korkusu, Kuran ahlakını yaşamadaki kararlılık insanların birbirlerine ‘gerçek bir sevgi' duymalarını sağlar. Ve bu sevgi sonsuzdur, asla bitmez veya tükenmez. Hiçbir çıkar ilişkisine dayanmaz.

Peki, iman olmadan insanların birbirlerine gösterecekleri ilgi gerçek sevgi olur mu? İman olmadan yöneltilen sevgi her zaman eksik kalır, dünyevi değerlere bağlı kalır, yalnızca fiziksel özelliklere ya da maddi imkânlara yöneltilir. Ve bu çıkarlardan herhangi birindeki eksiklik anında sevgi sanılan duygununda yok olmasını sağlar.

 Komşumuzdaki Yangın

19. yüz yıldan itibaren dünyada sevgiyi, barışı, kardeşliği, hoş görüyü emreden kuran ahlakı yerine; şiddeti, terörü, diktatörlüğü, savaşı ve çatışmayı savunan Darwinist materyalist düşünce yer almıştır. Toplumların çatışmayı sömürmeyi savunan ideolojilerle beyinleri yıkanmış ve bozulma başlamıştır.                                                                                                                                                                              

 20. yüzyıl savaşlar yüzyılı olarak tarihe geçmiştir

 Dünyanın dört bir yanında gün geçmiyor ki İslam ülkelerinden katliam haberleri gelmesin.
On yıllardır Çeçenistan, Bosna, Afganistan, Keşmir, Doğu Türkistan, Filistin gibi ülkelerde yaşanan insanlık dramlarına hepimiz şahidiz. Ancak son yıllarda bu yaşanan olaylarda Ortadoğu'yu da kapsayacak şekilde ciddi bir artış oldu. Özellikle Arap Baharı'nın ardından bölgede tansiyon her geçen gün gittikçe yükseliyor.


Yapılan mitingler, atılan 'twitler', açılan pankartlar, üretilen sloganlar hep bunun için... Fakat bunlar gerçekten çare mi?

 Çare olsaydı bunca yıldır olurdu. 

 Bir apartmanda yangın çıktığını düşünün herkes evinden tencerelerle, sürahilerle su getirip ateşe atsa... Bu elbette bir gayrettir ama nafile bir gayrettir, ateşi söndürmeyeceği açıktır. Yapılması gereken acil olarak itfaiyenin gelmesini sağlamak ve bir yandan da apartmandaki insanların kurtarılmasını sağlamaktır. 

İşte şu an Müslüman ülkelerde yaşananlar karşısındaki durumumuz karşımızdaki apartmanın yanmasından farksızdır. Bu yüzden en etkili çözümü bulmakla yükümlüyüz. Ancak yapılacak şeyin ne olduğu belli. Allah Kuran'da bize çok açık bir şekilde çözümü bildirmiş.

Çözüm: Birlik olmak, dağılıp ayrılmamak. Yani; Müslüman ülkelerin birleşmesi, kendi aralarında güçlü bir birlik oluşturmaları... Bu en akılcı ve en uygulanabilir çözümdür.
İslam Ülkeleri Birliği her şeyden önce bir sevgi, muhabbet, dostluk birliği olacaktır.


·  Demokrasi bu birliğin olmazsa olmazı olacaktır.

·  Her insanın fikrine, düşüncesine, inancına, inançsızlığına, mezhebine, etnik kökenine, yaşam tarzına kesin, samimi ve tavizsiz bir saygıyı şart koşacaktır.

Ortadoğu'daki en güçlü ülke Türkiye'dir. İslam ülkelerinin Türkiye'nin koruma çemberindeki birliğe ihtiyaçları vardır. (İnşaAllah)


2013-10-07