Kadın-erkek eşit mi?
Belki de yıllarca çeşitli platformlarda tartışıla gelen bir husus kadın-erkeğin eşit olup olmama durumu. Son zamanlarda şiddet olaylarına binaen daha da belirginleşti ve üstünde duruldu. Akademisyenlerce, uzmanlarca çeşitli tezler ortaya atıldı ve halen tartışılmakta.

Kadına yönelik şiddet konusunda düşünce ve önerilerimi önceki yazımda dile getirmeye çalıştım. Bu yazı da başlıkta ifade ettiğim üzere eşitlik-denklik hususun da Kuran-ı Kerimin bakış açısını yansıtacağım. Umuyorum ki meselenin kavranması daha açık ve net olacaktır.

  Ey insanlar! Sizi tek bir nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. (Nisâ, 4/1) .

 Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O'nun varlığının delillerindendir. Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için alınacak dersler vardır. (Rûm, 30/21) ayetleri kadın ve erkeğin yaratılıştan eşitliğine işaret eder.

Erkek olsun, kadın olsun, her kim de mümin olarak iyi işler yaparsa, işte onlar cennete girerler ve zerre kadar haksızlığa uğratılmazlar. (Nisâ, 4/125)

 

Müslüman erkekler ve Müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, itaate devam eden erkekler ve itaate devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazı erkekler ve mütevazı kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve Allah'ı çok zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. (Ahzâb, 33/35) ayetleri de kadınların da, erkeklerin de kulluk sorumluluğu ve akıbet olarak eşit olduklarını çok açık bir dille ifade etmektedir.

 Kadına yüklenen anlam zamanla toplum tarafından değişti! Her toplum kendi kadın profilini yarattı!

Kadın ve erkeğin zamanla toplum içerisinde rol ve görevleri bakımından ayrıştığı veya ortak alanlarda bulunduğu görülmektedir. Sanayi devrimi sonrası kadının çalışma hayatına girmesi, kırsal ve kentsel alanlarda kadının rol ve sorumluluklarının farklılaşması ve kadının zamanla meta haline gelmesi toplum içerisinde yeni bir kadın algısının oluşmasına neden olmuştur. Çoğu konumda erkek ile aynı işi yapabilecek durumda olan kadın, fiziksel ve ruhsal açıdan hassas yapıda olmaları itibariyle istismara uğramış ve ötekileşmiştir. Çoğu durumda olduğu gibi kadın da toplumdan topluma kısmi gerek belirgin bir şekilde farklı muameleye tabi tutulmuştur. Örneğin bir toplum kadını günahın kraliçesi ilan ederken başka bir toplum tanrısal anlam yüklemiştir. Meseleye sadece cinsiyet ekseninden hareket etmek İnsani değerleri, yaradılıştaki denge ve hassasiyeti görmezden gelmeye neden olmaktadır. Bu açıdan insan ve insanca bir yaşam adına, ne feminal bir ifadeyle kadının doğaüstü bir anlam atfedilmeli. Ne de kadın bütün günahların ana kaynağı ilan edilmelidir

 
Yazımı Üstat Necip Fazıl'ın bir sözü ile bitirmek istiyorum.

Cinsiyet ayrımına yönelik şöyle diyor üstat. Adam olmak cinsiyet meselesi değildir şahsiyet meselesidir!

2013-10-09