Helal Gıda Konusunda İtinalı mıyız?
   Market alışverişlerimizde nelere dikkat ediyoruz? Kaliteli ürün ararken kıstaslarımız nedir? Marka, fiyat ve son kullanma tarihi uygunsa her şey alınır mıdır? Alınan ürünün helal olması önemli midir? Helal sertifikası yeterli midir? Bilinçli tüketici olmaya doğru yol alıyoruz. Eskiden bisküvinin hamurdan, sucuğun etten, yoğurdun sütten yapıldığını düşünür, markaya, muhtevaya bakmadan alırdık. Şimdi öyle değil, büyüteçle görünecek kadar küçük yazılarda muhtevayı okuyoruz. Katkı maddeleri arasında sakıncalı madde varsa almıyoruz. Et ürünlerinde muhtevayla beraber kesim koşullarını da araştırıyoruz. Çünkü bizim alırken gösterdiğimiz hassasiyeti satıcı firma keserken göstermeyebiliyor. 
 
   İtina Gıda
, helal gıda amacına hizmet etmek için kuruldu. Nesilleri şüpheli ürünlerden korumaya yönelik çalışma başlattılar. Gıda ürünü ve katkı maddelerini bilimsel olarak tetkik ettirmekle beraber, ilahiyatçılardan oluşan ilmi bir heyetle helal cevazlarını araştırdılar. Sonuç neredeyse şok ediciydi! Buna göre, ekmekte, yoğurtta, peynirde, çiğ köftede, tüm et ürünlerinde, bisküvide, çikolatada, asitli içeceklerde ve daha pek çok gıda ürününde şüphe vardı.
 

    Eskiden biri ekmekte şüphe var, dese gülerdim. Ama dinleyince şüphem kalmadı. Duyunca sizin de kalmayacak. Piyasada satılan bazı unlarda sistin diye bir katkı maddesi var. Una kıvam veren ve hamurun sertleşmesini sağlayan bir madde bu... İnsan saçında ve domuz kılında bol bulunuyor. Sentetik yoldan elde edilmesi pahalı olduğu için, tabii yollardan elde ediliyor. Ana kaynağı Çin... Kuaförlerden toplanan saçlar ve et kombinalarından temin edilen domuz kıllarından elde edildiği söyleniyor. Bazı ev kadınlarının un alırken seçici davrandığını biliriz. Çünkü bazı un markalarının hamuru çürük oluyor, diye beğenmezler. İşte o hamurlarda sistin maddesi ya yoktur ya da az kullanılmıştır. 

    Et ürünleri de çok önemli... Maalesef ülkemizde helal sertifikası kolay alınıyor ve bazı firmalar gerekli hassasiyeti tam göstermiyebiliyor. Hiçbir firmayı zan altında bırakmak istemem. Hakkını veren firmalar da var. Onların sayısı her geçen gün artıyor fakat bu sayının yüzde yüz olması tüketicinin elinde. Sormalı, araştırmalı ve gerekirse almamalı ki firmalar helal gıda üretsinler. Burada İtina çalışanlarından dinlediğim nükteli bir hadiseyi aktarmak istiyorum: 

  'Büyük bir et kombinasında büyükbaş hayvanlarımızı kestiriyorduk. Akademi heyetimiz, kasaplara tekbir getirmeyi ve nasıl kesmeleri gerektiğini talim ettirdi ve başladık. Yaklaşık 100 kadar hayvanımızı helal kesim usulleri ile kestiler. Ben, bizim hayvanlar bitince yorgunluğumu atmak için bir masaya oturdum ve çay içmeye başladım. Biraz sonra ne göreyim, az önceki kasap yeni kestiği hayvanlarda tekbir getirmiyor ve ağzında sigarasıyla yanındakilerle sohbet ederek iş yapıyor. Hemen adamın yanına koştum ve kardeşim sen ne yapıyorsun, hani tekbir, dedim. Adam, abi sizin hayvanlar bitti, bunlar başkasının, dedi. Adama, ne demek başkasının, diğer insanlar Müslüman değil mi diyerek kızdım.'  

   Ülkemizde hizmet veren bazı firmaların helal etten anladıkları maalesef bu kadar... Kan aktıysa yeter anlayışıyla hizmet veriyorlar. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığımıza çok iş düşüyor. Helal et konusunda denetimlere ortak olmalılar ve insanları bir eğitim sürecinden geçirmeliler. Mesela kasaplık sertifikası için Diyanet kursları ve onayı zorunlu olmalıdır. İtina Gıda gibi kuruluşları gayretlerinden dolayı tebrik ederiz. Fakat 70 milyon insanımızın helal gıda konusunda korunması sadece bazı firmaların gayretine bırakılmayacak kadar önemlidir.

2013-10-30