Kırk Yıllık Zulüm Sona Ererken...
Tarih 2 Mayıs 1999. Yani;  14 yıl önce, dönemin Fazilet partisi İstanbul milletvekili Merve KAVAKÇI, başörtüsüyle, pervasız ve cüretkar bir şekilde, meclis genel kuruluna girerek, Laik Türkiye Cumhuriyeti devletini temelden sarsacak(!) bir saldırı gerçekleştirdi. Ancak şükürler olsun ki; o gün mecliste, haddini bilmez bu kadına, haddini bildirecek gerçek vatansever(!) milletvekilleri vardı. Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı tarihi boyunca gerçekleştirilmiş bu en büyük saldırı(!), Merhum Başbakan Bülent ECEVİT önderliğinde, laik Cumhuriyetimizin fedakar(!) muhafızları tarafından bertaraf edilmiş, hain(!) saldırgana haddi bildirilmiş ve Cumhuriyetimiz yıkılmanın eşiğinden döndürülmüştü(!). Bu pervasız saldırgan, vatandaşlıktan çıkarılarak milletvekilliği düşürülmüş ve böylece bir daha kimsenin böyle bir şeye cesaret edememesi için de kötü niyetli(!) başörtülülere büyük bir gözdağı verilmişti. Yunan ordularını denize döktüğümüz Büyük Taaruza denk(!) bir zafer kazanılmış, vatansever milletvekillerimizde bu menfur saldırıya karşı ortaya koydukları destansı(!) savunmayla isimlerini cumhuriyet tarihimize altın harflerle(!) yazdırmışlardı.

  Evet; maalesef ülkemizde bir kesim, yıllarca bu şizofren ruh halini yaşadı ve bu absürt atmosferi solukladı. Yıllarca kaba bir niyet okuyuculuğuyla insanların inançları sorgulandı. Başörtüsünün siyasi bir sembol olduğu ve Laik Türkiye Cumhuriyetini tehdit eden en büyük silah olduğu evhamı empoze edildi. İnançlarının gereklerini yerine getirmeye çalışan dindar Müslüman kadınlara devlet dairelerinin, üniversitelerin kapıları kapatıldı. Sırf başı örtülü diye binlerce insan mağdur edildi. Eşinin başörtüsünden dolayı takibata uğrayan, memuriyetten atılan insanlar oldu.

   İnsanı, eşref-i mahlukat yani, yaratılmışların en şereflisi olarak yaratan Cenabı Allah, insana en yakışır hayatı telkin etmek için de peygamberler ve kutsal kitaplar göndermiştir. İnsanların hayatını tanzim etmek için gönderilen üç semavi kitapta da örtünmeye dair açık emirler bulunuyor. Kur'an-ı Kerimde açık bir şekilde örtünme ile ilgili emirler olduğu gibi, Tevrat ve İncil'de de(tüm tahrifata rağmen) kadınların başörtüsü takmaları ile ilgili emirler görmek mümkün. Mesela Tevratın bir nevi tefsiri ve Yahudilerin en önemli fıkıh kitabı olan Talmut'ta kadının yaratılışı ile ilgili bölümde, 'Ben kadını Adem'in bedeninden sürekli örtülü ve gizli olan bir parçasından yarattım ki her zaman örtülü ve iffetli kalsın.' Denmektedir. Yine İncil'de Korintliler  11/6 da 'Kadın başını açarsa saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi, ya da traş etmesi ayıpsa, başını örtsün.' Denmektedir. Kur'an-ı Kerimde de  Ahzab suresi 59. ayet ve Nur suresi 31. ayette açık bir şekilde kadınların örtünmeleri emredilmiştir.

  İşte; inançlarının gereği olarak, yüce yaratıcının emrini yerine getirmek amacıyla, başını örten mütedeyyin hanımlar, devletin karar mekanizmasına çöreklenmiş, art niyetli, kaba ve softa bir grup tarafından yıllarca mağdur edildi. Ama artık; ülkemizde, yetmişli yıllarda üniversitelerde başlayan ve yıllarca çağ dışı ve ilkel bir Laiklik anlayışı ve akıl almaz bir ideolojik saplantıyla, binlerce insanımızı mağdur eden, 28 Şubat post modern darbesiyle iyice zıvanadan çıkan, başörtüsü yasağı, bir utanç vesikası olarak tarihin tozlu raflarındaki yerini aldı. Kamuda başörtüsünün serbest bırakılmasının ardından, geçtiğimiz hafta hacdan döndükten sonra hayatlarına başörtülü olarak devam etme kararı alan 5 milletvekilinin, meclis genel kuruluna başörtüleriyle girmeleri, suni olarak üretilen ve neredeyse kırk yıldır ülkemizi meşgul eden bir tabuyu da yerle bir etti. Böylece 28 Şubat sürecinde kamusal alan saçmalığıyla zirve yapan, neredeyse sokağa bile başörtüsüyle çıkmalarına müsaade edilmeyen başörtülü hanımlar, başörtüleriyle meclis genel kurulundaki yerlerini alarak yetmişli yıllardan beri süregelen bir zulme son noktayı koydular.


2013-11-04