Cazipliği İle Gelen Büyük Tehlike!
İnsanların fıtraten birbirleriyle iletişim kurma zorunluluğu vardır. Bu iletişimin amacı, yaratılış gayemize uygun bir hayat nizamını devam ettirmemizdir. Fakat dünyanın Hak ve Batıl üzerine kurulduğunu düşünürsek, yaratılış gayesinin dışlında bir gaye daha olduğunu göreceğiz. Bu da batıl'a uygun bir iletişimdir.

Hakk'ın tarafında yer alıp yaşamaya gayret gösteren insanlar; hem kendi yararı hem de bütün insanlığın saadeti için iletişim kurarlar. Fakat Batıl için mücadele eden insanlar ise, Hakk'ın tam tersi bir anlayış ile iletişimi sırf kendi menfaatleri için kullanıp bütün insanlığı köleleştirme peşine koşarlar. Bu sadece iletişim için değil diğer bütün alanlar için de geçerlidir.

İnsanlığın önüne koyulan teknolojik ürünlere yukarıda bahsetmeye çalıştığım şekilde bakacak olursak; bize sunulan ürünlerin nimet mi yoksa külfet mi olduğunu çok iyi kavrayabiliriz.

Tabi ki bunları söylerken şunu da aklımızdan çıkartmamamız gerekiyor: Bize sunulan nimetleri ister Hakk'ın yanında yer alanlar, isterse Batıl'ın yanında yer alanlar bize sunsun, bizim için önemli olan; ihtiyaç için kullanmamız ve bunu yaparken de bilinçli olup işin sonunun kime yaradığına dikkat etmemizdir.

İletişim için kullanılan ilk kablosuz telefon 1973 yılında üretildi. Sadece arama ve konuşma için kullanılan ilk cep telefonları 1999 yılından sonra internet ortamına bağlanma imkânını sundu. İnternete bağlanmasıyla, ilk etapta işadamlarının rahat iletişim kurmalarına imkân sağlandı. Medya aracılığı ile gelişen reklam sektörü cep telefonundaki cazipliği diğer halk kesimine de sundu. Cazipliğe aldanan birçok kişi cep telefonundaki interneti ihtiyaç dışı kullanıma başladı.

2000 li yıllardan sonra telefonlara kamera özelliği yüklenerek ihtiyaç dışı kullanım oranı hızla artmaya başladı. 2005 yılından sonra ise Palm Treo 700w marka ilk akıllı telefon üretildi. Bu telefonlar ile ofis belgelerini açabilme imkânını bulan iş adamları, bu telefonların ilk kullanıcıları oldu. Arkasından yine medya aracılığı ile bu caziplik halka yansıtıldı ve akıllı telefonun yaygınlığı her kesim insana da sirayet etmiş oldu.

Akıllı telefonların özelliklerini saymakla bitiremeyiz. Hatta birçok kullanıcı bu telefonların özelliklerini tam anlamıyla kullanamıyor. Zaman ve diğer caziplikler nedeniyle kullanılamayan akıllı telefonların tam özellikleri, kullanılmadan yeni bir telefon alma ihtiyacı hissediliyor.

Gerekli olan ihtiyaçlarımız için kullanıldığında pek sorun vermeyecek olan bu akıllı telefonlar maalesef çoğunluk tarafından ihtiyaç dışı kullanılıyor. Bu ihtiyaç dışı kullanımın saymakla bitiremeyeceğimi zararları vardır. Bu zararlar sadece kullanıcıyla sınırlı kalmayıp bütün insanlığı da etkileyebilir. Çünkü insan toplumsal bir varlıktır. İyiliği de kötülüğü de toplumu etkiler.

Akıllı telefonların insanlık için en büyük zararı bizleri yaratılış gayesinden uzaklaştırıyor. Dünyaya neden gönderildiğimizi unutup sadece dünya nimetlerinden faydalanma ve bu nimetler için var gücümüzle çalışma sorununu ortaya koydu.

Cep telefonunu ile nefisler zirve yaptı. Anında bir fotoğraf çekip bütün dünyaya paylaşan genç bayan ve erkek mutluluktan uçar oldu. Sosyal paylaşım siteleri hızla cebe indi ve kullanıcılar saniye saniye paylaşımlar sergiliyor. Elden düşmeyen telefonlar insanlardan utanma duygusunu çekip aldı. En değerli hazinemiz olan zamanı değersiz yaptı. Gerçek his ve duygular yapmacıklaştı. Kimliğimizi kaybetmeye başladık ve inancımızdan hızla uzaklaştık.

Bu saydıklarıma yüzlerce sorun ekleyebilirsiniz. Bizim esas bilmemiz gereken konu, bu önümüze koyulan hizmetin, kimler tarafından ve niçin koyulduğudur. Hani Hakk'ı savunanlar burunu üretip önümüze koysa güzel bir nimet say ve kullan. Fakat bunu önümüze koyanlar insanlığı köle olarak kullanmak isteyenlerdir. Adları a ve b olabilir, hatta insanlık perisi diye de gösterilebilir ama bu onların inançlarını değiştirmez! İnançları onlara kendilerinin dışlındakilerini sömürmeyi emrediyor. Sömürürken de kölesini ürkütmemek için hoş görünmeye çalışıyor.

Bakın BTK Başkanı Tayfun Acarer,  'Avrupa'nın en çok konuşan ülkesiyiz. Aylık konuşmada kişi başı 350 dakikaya doğru gidiyoruz' diyor. Ayrıca Türkiye'ye her yıl ortalama 16 milyon cep telefonun ithal edildiğini ve bunun yüzde 57'sini akıllı telefonların oluşturduğunu söyleyerek bununla övünüyor. Daha kendi cep telefonunu üretemeyen bir ülke olarak ithal ile övünmek ne kadar akıllılıktır?

Denizin altını delip yol yapan bir hükümet 16 milyonun üzerinde kullanıcısı olan cep telefonlarını neden üretemiyor?

Yoksa ürettirmiyorlar mı?

Veya bu akıllı telefonları üretenler, Nicholas Rockefeler'in dediği gibi,'Yakın bir zamanda tüm insanların derilerinin altına bir chip yerleştireceğiz (RFID mikroçipi) ve bu chip ile bireyin ihtiyaç duyduğu tüm işlemleri gerçekleştireceğiz, insanların sahip oldukları her şey bu chipte olacak, örneğin nüfus işleri, bankacılık işleri, sağlık kontrolü, navigasyon işleri ve benzeri tüm işlemleri bu bilgisayarlı chip sayesinde yapacağız şu anda Amerika'da küçük çaplı pilot denemeler başladı.' Bir misyonumu gerçekleştirmeye çalışıyor? Burada deri altından bahsediyor, fakat şimdinin teknoloji ise bilinç üstü de olabilir. Sizce insanın gerekli gereksiz bütün ihtiyaçları cep telefonuna neden sokuluyor? Bizim rahatlığımızı düşünüyorlar diye mi? Yoksa bütün köleler pardon insanlar her şeyini cep telefonuna soktuktan sonra düğmeye! mi basacaklar?

Söylenecek o kadar söz var ki, bu köşeler buna müsait olmuyor. Bizde işin acemisi olduğumuz için özetleyemiyoruz. İnşallah tüm okuyucular, bu yazılanları komplo teorileri saymadan gerçek istatistiklere bakarak üzerimizde oynanan oyunları görür.

Mevla'm cümlemizi hidayete erenlerden eylesin.


2013-11-06