Helalde Bilim Adamı Desteği Olmalıdır
   Ülkemizde helal sertifikasını TSE Kurumu veriyor.
İlk uygulaması 4 Temmuz 2011 tarihinde başlayan çalışmalar, İslam Konferansı Teşkilatı (İKT) çatısı altında yürütülmüş ve sonuçta 3 adet Helal Standardı yürürlüğe girmiştir. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığının desteği önemlidir fakat yeterli midir, diye sormak istiyorum.
Helal Sertifikası verilirken çoğu zaman fetvalara ihtiyaç duyuluyor.

   Örneğin geçtiğimiz yıllarda gündeme gelen asitli içeceklerdeki alkol meselesi gibi. Sade ve meyve esanslı gazozlar, meyve esanslı sodalar ve yine meyve esanslı soğuk çay içecekleri alkol şüphelisi durumunda. Piyasada bulunan az sayıda sade gazoz içeceği ise alkol kullanmadığını ispatlamışlardı.
İçeceklerde alkol kullanılmasının sebebi, katı olan meyve esansını çözeltiye kazandırmak içindir.

   Ayrıca sıvının akışkanlığını artırdığı için fabrikada şişe dolum hızını artırıyor, diye tercih ediliyor. Ne var ki alkol (Etil Alkol) kullanılması Müslümanlar için sakıncalıdır ve bazı firmalar bunu kullanıcıdan gizliyorlar.

   Konunun tartışıldığı günlerde İlahiyatçılardan bazı ilginç açıklamalar gelmişti. Örneğin, bir şişe gazoz içildiği zaman sarhoş etmiyorsa sakıncası yoktur, gibi. İlk bakışta mantıklı gibi görünen bu yanlış düşünce, yine başka yanlış önermelere kapı aralıyor. Buna göre biri çıkıp, ben iki veya üç şişe gazoz içtim ve yine de sarhoş olmadım, öyleyse gazozdaki alkol sakıncalı değilmiş, dese ne diyeceğiz?


   Konuya görüşlerine önem verdiğim Kimyacı Prof. Dr. Mustafa Yalçın Nutku'nun güzel bir misaliyle açıklık getirmek istiyorum. 'Bir şişe gazozdaki alkol miktarı örneğin bir damla olsun. Bu kadar bir alkol sarhoş etmez, doğrudur. Peki, bir damla alkolü içki şişesinden alıp içer misiniz? Herhalde içmezsiniz. Çünkü sarhoş etmek başkadır, haram olması yine başka... Bunları bir birine karıştırmamak lazım...

   Keşke İlahiyatçılar bir konuda fetva verirken konuyla ilgili Bilim Adamlarının da görüşünü alsalar. Din ilimleri ve Fen ilimleri beraber olunca anlam taşırlar.'
Alanında uzman bir ilahiyatçı çok iyi kimya bilmeyebilir. Aynı şekilde bir kimyacı da ilahiyat konusunu bilmeyebilir. Bilim İnsanları arasında uzlaşı önemlidir. Özellikle toplumun iman selametini ilgilendiren konularda bu uzlaşı mutlaka sağlanmalıdır. Yoksa basit mantıkla çok hatalar işlenir ve mesuliyet altına girilmiş olur. Herhalde kimse böylesi devasa bir mesuliyeti yüklenmek istemez.

   Son yıllarda Batıdan devşirme Ice Tea (Soğuk Çay) içeceklerinin etkisi altındayız. Şeftali aromalı, elma aromalı, limon ve pek çok meyve türünün aromasını içeren içecekler görüyoruz. Özellikle genç neslin elinden düşürmediği bir içecek haline geldi. Hatta kolanın bile önüne geçti.  Bu konuyla özellikle ilgilendim ve içeriklerini inceledim. Alkol konusunu geçiyorum, kullanıcılarında bağımlılık yapan başka bir madde fark ettim. Kafein!

   Aslında beni bu konuyu araştırmaya sevk eden hadise bir ders sırasında oldu. Bir öğrencim derste izin isteyerek dolabını açtı. Herhalde kitap çıkaracaktı. Fakat dolabında belki 10 taneden fazla teneke kutuda soğuk çayları görünce şaşırdım ve sordum. Hayırdır, niye bu kadar fazla, dedim. Öğrencimin verdiği cevap şaşırtıcıydı. 'Hocam kantinde çabuk tükendiği için her zaman bulamıyorum. Ben de param oldukça alıyor ve stok yapıyorum.' Meğer öğrencim çay tiryakiliğinde beni çoktan sollamış haberim yokmuş.
 

   Teneke kutudaki soğuk çayların bağımlık yapmasının nedeni içine konan kafeinle ilgilidir. ÇAYKUR mamulü DİDİ çayının gençler arsında çok tercih edilmemesinin nedeni yine kafeinle ilgilidir. 

  Diğer firmaların mamulün dışına büyüteçle okunacak kadar küçük punto ile yazdığı 'kafein içerir' yazısına dikkat çekelim. Ayrıca içindekiler kısmındaki miktarlara bakınca, ÇAYKUR'dan daha fazla kafein içerdiğini göreceksiniz.
Çocuklarımızı, gençlerimizi ve kendimizi tükettiğimiz gıda ürünleri konusunda dikkatli olmaya davet ediyorum. Esen kalın... @kimyaci64

2013-11-07