Kadın Hakları
Kadın Hakları Bugün 5 Aralık; evvela kadın hakları günümüz kutlu olsun.

Neden Ah Gülizar demiştim?

Zira; kadının adı her ne olursa olsun yamacında 'Ah'ı vardır, soyadı ise 'Of'tur. Ah yada of her ne kadar iki harflik tek kelime olsa da ve tüm zerzenişleri en kısa bir "Ah" yada "Of" lamayla anlatsa da, istenildiği kadar uzatılabilir de. Daha ikinci harflerine sıra gelmeden Ah ve de "Of"  öyle bir uzar ki, boyu dünyaya ulaşır ve herkesin bi yoluna düşer. Ondandır ki herkesin bi doluna düşmüştür de, adını söyletmiştir dillerde. Herkesin mutlaka bir 'Ah' ve bir "Of"u olmuştur. O nedenle Gülizar sadece Gülizar değil de, Ah Gülizar; 'Of' ise kitabın tamamıdır.

Kadının bir soyadı bile yoktur; baba beşiğinden çıkıp, koca eşiğine gidince önce babası alır kızının elinden kendi soyadını.
Kocadan ayrılıp onun eşiğinden çıktığında kontrat bitmiştir ve bu kez kocası alır kadının elinden kendi soyadını. Soyadı kadının kaldığı yerin kontratıdır aslında. Soyadı olmasa da, "Ah" adıdır kadının, "Of" ise soyadıdır . Ah Gülizar

Askere kına yakılır vatana, kurban olsun diye.

Koyuna kına yakılır, Allah'a kurban olsun diye.

Kadına kına yakılır, kocaya kurban olsun diye.

Gülizar'ı yazmak için çıktığım bu yolda erkeklerin çok daha Gülizar olduğunu da tanık oldum.

Tabi kitabın ana teması ve fikri alt yapısında erkeğin egemen olduğu toplumumuzda kadın erkek eşitsizliği hakim ancak bizler toplum olarak kadın erkek eşitliğini yüzümüze gözümüze bulaştırdık.
İstediğimiz eşitlik insan olarak, saygınlık olarak olmalıydı ne var ki biz böyle söyledik ama başka şey istedik.
Terazinin bir tarafında dururken, diğer tarafta neyle tartılmak, neyle eşitlenmek istedik?
İşte onu hiç ama hiç bilemedik.

Biz asasında sona baktığımızda farkında olsakda olmasakda erkekleşmek istedik.

Biz kadın erkek eşitliğini, erkeğin hal ve tavrında olduğunu sandık.

Biz kadın erkek eşitliğini, erkeğin kılık kıyafetinde hatta ceketinin altında saklı olduğunu sandık.

Eşitlik, erkeğin hal ve tavrında değildi.
Eşitlik, erkeğin ceketinin altında da saklı değildi.
Biz böyle düşünüp;
erkeğin bedeninin içine girip hal ve tavrına bürünerek, ve
erkeğin ceketinin altına saklanarak, esasında kendimizi sakladık.
Kendimizi yok saydık.
Kendimizden çıkıp uzaklaştık, terk ettik kendimizi.
Sakladık kaybettik pembe kimliğimizi.
Üstelik sözüm ona var olma savaşı verirken, yok olma savaşını verdik; pembe rengimizi yok sayarak, mavi kimliklere büründük.

Bugün ülkemizde kadın brokratlar bile erkeğin hal ve tavrında; dikkat ederseniz çoğunlukla eller arkada ve tespih çeker gibi bir erkek varilik hakim.

Bizler erkeklerin pantolonunu giyindik, kendi küpelerimizi onlara taktık, hatta terk ettik eteklerimizi.
Bizler erkekleştikçe, onları dişileştirdik.
Bizler var olma savaşı verirken, saygı beklerken hele hele onlara olan saygımızı saygınlığımızı yitirerek erkekliği de yok etmek istedik.
Bizler kadının egemen olduğu bir toplum olsaydık, erkeklerin vay haline olurdu; 
zira egosu yüksektir kadının, erkeği yok saymaktır savaşı, kendini var saymak değil.  
Şimdi ben diyorum ki Türk kadını giderek erkekleştikçe, Türk erkeği de giderek dişileşiyor.

Oysa istediğimiz eşitlik, saygınlık anlamında olmalıydı; zira saygınlık varsa zaten içinde söz hakkıda var, yüzdeyüz eşitlik te.


Oysa her anlamda eşitliği çok çok eğitimle sağlayabilirdik.
Çalışıp ekonomik özgürlüğümüzü kazanıp eşit olmak istedik ama eğitime önem vermeyen diplomasız kadınlar olarak sadece ucuz işçiler olduk.
Biz çalıştık, ama sadece çalıştık, böylece sadece erkeklerin yükünü hafifletip sırtımızdaki kamburlarımızı şişirdik.

Fabrika üretimlerinde ağalığı, beyliği, marabalığı hala yaşıyoruz; çünkü eğitimsiz ve ucuz işçileriz.
Diplomasız olanlarımız sadece maraba oldu, eşit değil.

Çok da benzeri bir Türkiye gerçeğini örnek göstermek istiyorum.

Biz millet olarak hak dedik, hukuk dedik, eşitlik dedik ama en çokta eğitime hayır dedik;
okulları yaktık, öğretmenleri öldürdük.

Ya insan hakları eşitliği diyip, eşitliği dağlarda aradık,

yada kadın erkek eşitliği deyip, eşitliği erkeğin ceketinin altında aradık.

Eşitlik ne dağlardaydı, nede erkeğin ceketinin altında.

Eşitlik saygınlıkta, eğitimde ve alınan diplomalardaydı;
zira hayat yolculuğunda seni ileriye götürebicek, seni her yerde her şartta insanlarla eşitleyebilecek eğitim ve onun mührü olan diplomadır.
Ha keşke saygınlık anlamında eşitlik savaşlarımız olsaydı! Takdir sizin. Dilek EJDER


2013-12-05