Örf, Adet ve Gelenekler…
Örf, adet ve gelenekler bir toplumu oluşturan en büyük kültürel yapılardır. Yine toplumları vücuda getirmede ana öğe olarak da vasıflandırılabilir. Kimi zaman toplumları oluşturan yapı taşları niteliğinde olur. Mana itibariyle 'örf' bir toplulukta benimsenmiş ortak alışkanlık ve usullerdir. 'Adet' ise topluluklarda yerleşmiş usul kaide ve geleneklerdir. Sosyolojik olarak 'örf' ve 'adet' tanımlamayı güçleştirecek şekilde birlikte kullanılan iki sosyolojik terimdir. Genel anlamıyla örf ve adetler kanun olmadığı halde alışkanlık olarak uygulanan, bulunan yer ve konumun şartlarına göre teşekkül eden, mantığa aykırı olmayan dince güzel kabul edilen davranış, olgu, kaide ve kurallardır. Bir başka değişle örf ve adetler toplumdaki bireyler için kimi zaman hayati önem taşıyan bazı  durumlarda en uygun davranışı belirleyen kurallardır. İslam hukukunda örf ve adetin konumu ise...
İslam hukukunda 'örf' hakkında tam ve kesin bir bilgi bulunmayan konularda vazgeçilmez bir hukuk kaynağıdır. Adet ise bir toplumda öteden beri uygulana gelmiş, yazısız nesilde nesile aktarılan halk arasında tatbiki iyilik ve kötülük değer ölçüleriyle yapılması gereken tutum ve davranışları belirleyen  kaidelerdir . Dinimizde hoş ve güzel olan örf ve adetler benimsenmiş, Bu konuda Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyurarak bu konudaki teredütlerimizi gidermiştir.' Müslümanların güzel gördüğü şey Allah katında da güzeldir.' Ahmed bin hanbel 1, 379

Örfün delil sayılması Kuran ve sünnete uygun olmasıyla sınırlıdır.Aksi taktirde hiçbir hükümlülüğü olmaz. Zira kötü ve toplumları yanlışlara götüren, günah işlemeye sebep olan bir takım gelenek, görenek maskesi altında işlenen davranış biçimlerini yasaklamış, yermiştir. Yukarıda örf ve adetlerin kısaca tanımını yapmaya çalıştık.

Bir cümleyle özetleyecek olursak yani bir toplumda örf ve adetler. sosyal hayatları düzenleyen kurallar sistemini oluşturan yapılardır demiştik bu doğru Fakat siz bütün hayat ölçülerininizi beşeriyetin koymuş olduğu bu sistemler doğrultusunda planlandırmaya çalışırsanız bazen telafisi mümkün olmayan muzir sonuçlar doğurur, hayatı felce uğratabilir. Bundan dolayı dikkat edilmesi gereken şey gayet doğal ve mübah olan adet ve geleneklerin asıl maksatlarının dışına çıkılması değil, yanlış olan örf, adet ve gelenek diye bazı yalan yanlış kurallarla, sistemlerle hayatı ilişkilendirmektir. Dolayısıyla bazı toplumlarda örf, adet ve gelenek adı altında nice yanlışlar işlenmekte nice hayatlar sönmektedir. Örftür. adettir, gelenektir diye nice doğrulardan sapıldığını ve bilhassa nice hayatların harcandığını çok örnekleriyle görüyoruz, biliyoruz, yaşıyoruz.

Bir toplumda benimsenmiş hiçbir geçerliliği olmayan bir takım olguları hayat tarzı haline getirerek bir takım kanunlar ve kuralları ve ancak insan hayatına getirdiği zararlardan başka işe yaramayan beşeri sistemleri yaşam biçimi haline getirmek o toplumda hayatı felce uğratır. Ve yine  Örf, adet ve gelenek diye adlandırılan hayat tarzları eğer ilahi nizamın koyduğu hayat ölçüleriyle örtüşmüyorsa, hele hele hayat kuraları diye nitelendirilen bu olgular Allah'ın koymuş olduğu hayat nizamıyla bire bir çarpışıyorsa ziyan üstüne ziyandır.

Mesela bazı bölgelerimizde alışıla gelmiş, nesilden nesile aktarılmış bazı adetler mevcutdur. Adetlerin iyisi de kötüsü de bulunduğundan özellikle bunları devem ettirenler açısından iyi değerlendirilmesi, doğruyla örtüşüp örtüşülmediği iyi hesaplamalı ona göre hareket etmelidir. Bilhassa adet ve geleneklerimizi dine ve ahlaka uygun olmasına dikkat etmeli, sünnettullaha aykırı olanları ise atmalıyız. Çünkü insan öncelliği elbetteki Allahın koymuş olduğu hayat nizamı, ilahi vahiy olmalıdır.  Rabbimiz bu konuda ne güzel buyuruyor. ' İşte bu benim dosdoğru yolumdur. Artık ona uyun başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O,nun yolundan ayırır. İşte bunları Allah sakınasınız diye emrediyor.' enam 53. Beşeriyetin koymuş olduğu bir takım hayat sistemi diye nitelendirilen insan yapımı kurallar , kul ve Allahın arasına girmesine fırsat vermemeli.

Hayatımızı tüm insanlığa rehber olan 'hayat kitabı' kurana göre düzenlemeli, yaşamalıdır. Zira örf ve adetlere bağlılık diye anlamsız tutuculuk içine girmemeli, hurafe dediğimiz bir takım batıl inaçlardan uzak durmalıyız. Bunları örf ve adettir diye değerlendirerek Allahın koymuş olduğu sınırları aşmamalıyız. Bazı toplumlarda benimsenmiş  ve adet haline getirilmiş doğrulukla alakası olmayan, tamamen batıl ve hurafe sayılan davranışlardan bir kaçı şunlardır.

Kan davaları, başlık parası, beşik kertmesi, fal baktırma, yatırlara, bez bağlama kurban adama, mum yakma, uğur tutma vs. Yukarıda saydığımız davranışları dinimiz yapılmasını kesinlikle yasaklamış onlardan şiddetle kaçınmayı emretmiştir. Her yörede kendine özgü örf ve adet mevcutdur.

Doğru veya yanlış. Bu bağlamda güneydoğu bölgemizde de bir takım örf ve adetler bulunmaktadır. Güzel örf ve adetlerimizin yanı sıra dinimize aykırı ve akla, mantığa ters düşen örf ve adet diye nitelendirdiğimiz bir takım olmazsa olmaz kurallarımız vardır. Bunlardan en çok görülenler ise başta kan davaları olmak üzere başlık parası ve berdel gibi olaylar takip etmektedir. Yöremizin bazı bölgelerinde bunlar kısmen terk edilmek le beraber bazı bölgelerimizde ısrarlı bir tutuculukla devam edilmektedir. Özellikle aşiretler arası daha sık görülen  bu davranışlar maalesef sosyal bir problem haline dönüşülmektedir.

Bundan sonraki yazılarımızda inşallah zarar ve faydalarıyla beraber bu konular üzerinde durmaya çalışacak sosyal bir problem olan bu olguları psikolojik tahlillerle ele almaya gayret edeceğiz. Bir başka yazımızda görüşmek temennisiyle....

Esselamün Aleyküm Verahmetüllahi ve berekatü.

2013-12-07