Suriye'deki İç Savaş ve Ciğer Yiyici...
Hadislerde bildirilen ahir zaman alametleri ardı ardına gerçekleşiyor

Peygamberimiz sav olağanüstü bir ahlak, feraset ve akıl sahibi idi. Güvenilir ve dürüst kişiliği  iman etmeyenlerin dahi kendisine sonuna kadar güvenmelerine sebep oluyordu.


Peygamberimiz (sav)'e Allah çok sayıda mucize nasip etmiştir. Ancak bu mucizelerden bazılarını biz kendisinden tam 1400 yıl sonra anlayıp kavrayabiliyoruz. İşte bunlar, Peygamber Efendimiz (sav)'in bildirdiği ve günümüzde ardı ardına gerçekleşen ahir zaman alametleridir. Peygamber Efendimiz (sav) ahir zamanla ilgili hadislerde dönemin kutlu şahısları Hz. İsa (as) ve Hz. Mehdi (as)'ın fiziksel özellikleri, bu kutlu şahısların çıkış öncesi belirecek alametleri, o dönemde gerçekleşecek olayları, onların faaliyetleri, talebeleri ve devrin diğer önemli şahıslarıyla ilgili çok sayıda ayrıntı bildirilir.

Yaklaşık son 30 yıldır dünyada yaşanan gelişmeleri hadislerin ışığında incelediğimizde, içinde bulunduğumuz dönemin "ahir zaman" olduğunu anlamak zor değildir. Mübarek Peygamberimiz (sav)'in bundan 1400 yıl önce haber verdiği olayların günümüzde kendisinin birebir tarif ettiği biçimde gerçekleşiyor olması çok büyük bir mucizedir.

Ahir zaman alametleri hadislerde "bir tesbihin taneleri gibi birbiri ardınca" sözleriyle ifade edildiği gibi arka arkaya gerçekleşmiş durumdadır ve halen de gerçekleşmeye devam etmektedir.

Hadiste mucizevi biçimde tarif edilen Suriye iç savaşı Peygamberimiz (sav)'den rivayet olunan ahir zaman hadislerinde Suriye'de günümüzde yaşanan savaş, katliam ve hadiseler detaylı bir biçimde tarif edilmektedir. Bu konuda Resulullah (sav)'tan aktarılan bir hadis şöyledir:

 

"Ali ibn Ahmed Ubadullah ibn Musa'dan, o da Muhammed ibn Musa'dan, o da Ahmed ibn Abu Ahmed, o da İsmail ibn Eyaş'dan, o da Muhacir ibn Halim'den, o da Mugira ibn Saad'dan, o da İmam Muhammed Bakır'dan tahriç etti:

Müminlerin Emiri dedi ki: 'İki ordu Şam'da ihtilafa düştüğünde, Allah'tan bir işaret dışında bir sona ulaşmayacaktır.'

Sonra ona soruldu: 'Bu işaret nedir Müminlerin Emiri?'

Dedi ki: 'Yüz bin kişiden fazla kişinin yok olduğu Şam'da bir deprem. Allah bunu inananlara rahmet, inançsızlara azap olarak yaratır. Bu meydana geldiğinde Şam'da durana kadar ilerleyecek sarı sancaklı boz atlı binicilerin geldiğini görürsünüz. Büyük bir dehşet ve kızıl ölüm olacaktır. Sonra Haresta denen bir Şam köyünün battığını görürsünüz. Sonra ciğer-yiyicinin oğlu Şam minberinde oturmak için Yebis vadisinden gelir. Bundan sonra Mehdi'nin (as) çıkışını bekleyin.' (Gaybet-i Numani)


Şimdi, Sayın Adnan Oktar'ın 22 Kasım'da A9 TV'de bu hadis-i şerifle ilgili yaptığı kapsamlı açıklamaların ışığında hadiste geçen ifadeleri tek tek ele alalım:

1- "İkİ ordu Şam'da İhtİlafa düştüğünde" : İfade açıkça olayın Şam merkezli yani Suriye'de meydana geleceğini belirtiyor. İhtilafın da iki cephesi var; yani Esad yönetimindeki "Suriye Rejimi" ve bu rejimi devirmek isteyen "Muhalif Güçler". Bir kaynakta Suriye iç savaşının bu iki cephesi şöyle tanımlanıyor:

"Suriye iç savaşı, Suriye isyanı ya da Suriye krizi; Suriye Baas Partisi'ne sadık askerler ve bu partiyi iktidardan indirmek isteyen Muhalifler arasında süregiden silahlı mücadeledir." (http://tr.wikipedia.org/wiki/Suriye_İç_Savaşı)

 

2- "YÜZ BİN KİŞİDEN FAZLA KİŞİNİN YOK OLDUĞU" : Peygamberimiz (sav) bu savaşta hayatını kaybedecek insanların sayısını çok net bir biçimde bildiriyor. Hadiste doğrundan "100 BİN" sayısı vurgulanmıştır ve ölenlerin sayısının "100 BİNDEN FAZLA" olacağı belirtilmiştir. Gerçekten de Suriye iç savaşında başlangıcından bugüne kadar hayatını kaybedenlerin sayısı istatistiklerde birebir bu miktarla ifade ediliyor :

"Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül: ... Ortada 100 BİNDEN FAZLA insanın hayatını kaybettiği, 21. Yüzyılın en büyük katliamı sözkonusudur." (SonDakika; "http://www.sondakika.com/haber/haber-cumhurbaskani-gul-suriye-deki-savas-tum-bolge-icin-5130549/"; 1 Ekim 2013)

"Suriye'de 27 aydır devam eden iç savaşta ölenlerin sayısının 100 BİNİ AŞTIĞI belirtildi." (Akşam Gazetesi; 26 Haziran 2013)

"Suriye'de olayların başladığı Mart 2011'den bu yana rejim güçlerinin operasyonlarında ve çıkan çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısının 101 BİN 513'e ulaştığı bildirildi." (TimeTurk; 02 Eylül 2013)

Hadisin devamında bu katliamlar sonucunda hayatını kaybeden masum Müslümanların şehit olup Allah'ın rahmetine gireceklerine, zalim saldırganların ise Allah'ın azabına uğrayacaklarına işaret vardır.

 

3- "Şam'da durana kadar İlerleyecek sarI sancaklI boz atlI bİnİcİler" : Bilindiği gibi, komünist PKK'nın Suriye uzantısı olan PYD örgütünün bayrağının rengi SARI'dır. Son olarak PYD, ortasında kızıl yıldız olan bu sarı bayrağı Suriye'nin Türkiye sınırında çekmiştir.

Hadiste ayrıca sarı bayraklı bu topluluğun renginin BOZ rengi olduğuna da dikkat çekilmektedir: Sarı bayraklı PYD miltanlarının gerek kıyafet, üniforma ve yelekleri, gerekse tank, cip, kamyon gibi taşıtları, klasik ortadoğu ve çöl bölgelerine özgü kamuflaj rengi olan BOZ, yani beje çalan açık toprak rengindedir.

Hadisin devamında "dehşet ve kIzIl" bir ölümden bahsedilmektedir. Kızıl renk, herkesin bildiği gibi komünizmin sembolüdür. Komünistlere dünyaca takılan lakap kızıllardır. Kızıl Çin, vs. gibi... Suriye devletinin resmi siyasi partisi de, Esad yönetimindeki "komünist" Baas Partisi'dir. Hadiste açıkça komünistlerin yaptığı, sivillerin bombalanması, sivil halka kimyasal silah kullanılması gibi dehşet verici katliamlara dikkat çekilmektedir.

 

4- "Haresta denen bİr Şam köyünün battIğInI görürsünüz" :  Hadis-i şerifte, Peygamber Efendimiz (sav) hayret verici bir biçimde adeta görür gibi, doğrudan isim ve yer bildirerek, Şam'ın "HARESTA" ilçesinin batacağını yani bombardımanlarla yerle bir edileceğini 1400 yıl öncesinden haber vermiştir. Esad'a bağlı Suriye ordusunun roket, havan topu ve savaş uçaklarıyla yaptığı saldırılar sonucu Şam'ın Haresta köyü enkaz haline gelerek adeta haritadan silinmiştir. Çeşitli kaynaklarda konu hakkında yer alan haberlerden bazıları şöyledir:

"Suriye'nin başkenti Şam'ın doğusunda yer alan Haresta ilçesi, rejimin yoğun bombardımanı sebebiyle adeta harabeye dönmüş durumda." (Anadolu Ajansı; http://www.aa.com.tr/tr/dunya/137319--harabe-sehir-haresta; 26 Şubat 2013)

"Yaşananlar nedeniyle 100 bin kişinin kasabayı terkettiği ve daha güvenli bölgelere kaçtığı ifade ediliyor. Kaçışlar nedeniyle HARESTA adeta HAYALET KENTE dönüştü." (Star Gündem; http://www.stargundem.com/dunya/1304784-harabe-sehir-haresta.html; 26 Şubat 2013)

 

5- "cİğer-yİYİcİNİN oğlu Şam mİnberİnde oturmak İçİn" : Hadisin ifadesinde, katliamların başında herkesçe iyi tanınan "ciğer yiyici" sadist bir katilin oğlunun bulunacağı harika tarzında haber verilmektedir. Bilindiği gibi, şu anki Suriye ordusunun lideri Beşer Esad'ın babası Hafız Esad gerek kimyasal silah saldırılarıyla, gerek bombardımanlarla Müslümanların ciğerlerini yerinden söken, parçalayan katliamlara imza atmış İslam düşmanı bir psikopattı. Görüldüğü gibi hadiste, sadist babadan sonra oğlunun da başa geçip, "Şam Minberi"ne çıkacağına yani kendine Müslüman görünümü vererek, insanları kandırıp kendine bağlayacağına dikkat çekiliyor. Beşer Esad, işlediği sayısız cinayete, katliama rağmen sürekli kendini camilerde gösteren, namaz kılıp halka vaazlar veren imajıyla hadisteki tarife birebir uymaktadır.

Suriye'deki savaş ve karışıklık Hz. Mehdi'nin çıkış alametidir

Hadis-i şerifin sonunda ise Peygamber Efendimiz (sav), "bundan sonra Mehdi'nin (as) çıkışını bekleyin" sözüyle, Suriye'deki iç savaşın Hz. Mehdi (as)'ın çıkışının bir alameti olduğunu ve bu olaylardan sonra her an çıkabileceğini haber vermektedir. Her söylediği hak olan Resullulah'ın (sav) verdiği haberlerin tümü bugüne kadar birebir doğru çıkmıştır ve bu vaadinin gerçekleştiğini de hep birlikte göreceğiz. İnşaAllah.


Buraya kadar, her gün basında, medyada bütün sıcaklığıyla takip ettiğimiz bu derece güncel bir konuyu Peygamberimiz'in (sav) en ince detaylarıyla 1400 sene öncesinden adeta gördüklerini anlatır gibi nasıl tarif ettiğine bizzat şahit olduk. Ancak, ilginç olan bu derece mucizevi bilgiler içeren böyle bir hadisin ve bunun gibi pek çok günümüz olayını haber veren aynı harikalıktaki diğer yüzlerce hadisin, günümüzde birçok İslam alimi, hadis uzmanı tarafından gündeme dahi getirilmemesi, özenle gözardı edilmesidir.

Aslında bu durum da Allah'ın kaderinin bir sonucudur ve yine hadislerde bildirildiği gibi Hz. Mehdi (as) başta tanınmayacak, çok az sayıda talebesi olacak ancak zamanla tüm dünya onun sevgisi ile dolacak ve huzura erecek. Bu yazı da Hz. Mehdi'ye bu konuda hizmetkar olma ve onun talebesi olmanın duası niteliğindedir.

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.


2013-12-20