2014 Yılına Girerken...
Hayata merhaba diyen her insan kendi içinde aslında hem bedensel hem de zihinsel açıdan sınırsız sayılabilecek kadar geniş pek çok potansiyele sahiptir. Genler yoluyla anne ve babadan geçen bir takım kalıtsal özellikler dışında tüm insanlar aslında doğum anında birbirlerinin aynıdırlar. Zaman ilerledikçe her insan diğerlerinden farklılaşır, kişilik ve ruh dediğimiz içsel yapılar oluşur. Dünyaya gelen her insan zamanla içinde adeta kendi evrenini var eder, farklılaşır, bireyselleşir.

İlaveten, her insan bitmek bilmeyen istekleriyle ve durmaksızın aklından geçen düşünceleriyle oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. İnsanın düşüncelerini durdurabilmesi olanaksızdır. Düşünceler akışkanlar gibidir ve durmaksızın birbiri ardına aklımızdan akar gider.

İnsan hayatında günlük yaşamda normal gibi görünen sayısız olay aslında mucize niteliğindedir ve her günümüz esasen mucizelerle doludur. Örneğin, milyonlarca insan içinden annemizle babamızın birbirini bulma olasılığı nedir, hiç düşündünüz mü? Bu sizce bir mucize değil midir? Yada örneğin sofranızda yediğiniz spesifik bir elmanın sayısız elma içinde sizin önünüze gelme olasılığı sizce ne olabilir ki? Fiilen sıfır değil mi? Dolayısıyla hayat aslında mucizeler üzerinden devam eden bir süreçtir.

Her insan geleceği önceden bilmek ve ona göre hayatını düzenlemek ister, ancak bu asla mümkün değildir. Hayatın karmaşıklığı da aslında buradan gelmektedir. Belirsizlikler hayatımızı ilginç, heyecan verici yaparken bir o kadarda yorucu ve problemli yapabiliyor. Hayatta her şey ama her şey insanlar içindir. Her insan aldığı kararlar, yaptığı tercihler ve terk edişleriyle hayatı kendisine zindan edebileceği gibi her anı mutluluk ve huzurla dolu bir sürece de dönüştürebilir. Burada dış faktörlerde elbette etkindir ancak en büyük pay insanın yine kendisine aittir.

Yaşamsal süreç içinde;

Her insanın çok istediği halde başaramadıkları olabilir...

Her insanın çok isteyerek başardıkları da mutlaka olacaktır...

Her insanın tutkuyla bağlandığı ve sonradan kaybettiği insanlar olabilir...

Her insanın peşinde gittiği ve ulaşamadığı hedefleri olabilir...

Her insanın ulaşabildiği çok önemli hedefleri de olabilir...

Her insanın hayata karşı çok büyük pişmanlıkları olabilir...

Her insanın geciktiği için kaçırdığı çok önemli fırsatları olabilir....

Her insanın kendisini çaresiz hissettiği durumlar ve anlar olabilir...

Her insanın kendisini mutluluktan bulutların üstünde hissettiği anları da olabilir...

Yapılamayanlar, başarılamayanlar, ulaşılamayanlara odaklanmak yerine geleceği planlamak ve geleceğe odaklanmak gerekiyor.

Her yılın son günleri pek çok insan için her zaman bir muhasebe yapma, değerlendirme ve yeni kararlar alma dönemidir. Bu kesinlikle doğrudur ve öyle de olmalıdır. Hayatın kendi akışı içinde sürüklenip giden milyonlarca insan için kendisini hayatın akışına bırakmak bir tercih gibi görünse de asla doğru değildir. Önemli olan insanın hayatının insiyatifini eline alması ve kendi yaşamının direksiyonuna geçebilmesidir. Bu yaşamsal anlamda huzuru ve mutluluğu yakalamak açısından her şeyden daha önemlidir.

Gelin 2014'te farklı olalım ve yapamadıklarımızı yapmaya, ulaşamadıklarımıza ulaşmaya, başaramadıklarımızı başarmaya çalışalım. Bunun için oturup belki saatlerce düşünmek, muhasebe yapmak ve gerçekten yapılmak istenenlerin bir sıraya koyulması gerekir. Daha sonra kendimiz için en önemli ve bizi en çok mutlu edecek öncelikli konuların belirlenmesi gerekir. Ancak bu tercihler belirlenirken öncelik toplumun ya da başkalarının bizden beklentileri değil bizim bizzat kendi istedikleriniz ve tercihleriniz olmalıdır. Yapılan değerlendirmeler neticesinde ortaya çıkan sonuçların ve alınan kararların mutlaka yazılması gerekir.

Öncelikler ve yapılması gerekenler sıraya koyulduktan sonra zihinsel hazırlık dönemi geliyor. Alınan kararların gerçekleşebilmesi için kişinin kendisini zihinsel olarak programlaması yani öncelikle kendisini inandırması gerekiyor. Bunun için fırsat buldukça düşünme seansları yapmak oldukça önemlidir.

Başarıya ulaşmanın son adımı da harekete geçmektir. Elbette ki işin en zor kısmı burasıdır. Ancak harekete geçmeden insanın bir şeyleri başarması, elde etmesi mümkün değildir. Ancak ulaşmak istenen hedefe kendisini ne kadar fazla inandırabilirse başarıya ulaşma imkanı da o kadar büyümektedir, dolayısıyla insanın kendisini zihinsel anlamda inandırması bu işin olmazsa olmazıdır.

Umarım 2014 yılı diğerlerinden çok farklı olarak yapılamayanların yapıldığı, başarılamayanların başarılabildiği asla unutulamayacak bir yıl olur.

Sevgilerimle...

Prof. Dr. Mustafa Erol 

2013-12-30