2014 Yılı Öncelikli Meselelerimiz...
Bugün 2014 yılının ilk günü ve her yeni yıl taze başlangıçlar, yeni kararlar, yeni umutlar ve tazelenme demektir. Bu yazımda ülke olarak içinde bulunduğumuz durumu değerlendirerek, daha huzurlu ve aydınlık yarınlara ulaşılabilmesi için öne çıkan bazı tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bilindiği gibi 2014 yılı birçok açıdan oldukça sıkıntılı bir yıl oldu. Ülke olarak içine düşülen problemlerden çıkabilmek, toplumsal huzur ve barış ortamının tesis edilebilmesi için mutlaka üzerinde durulması gereken bazı öncelikli konular vardır. Görebildiğim kadarıyla bunlar özetle şunlardır; toplumsal barış, hukuk ve adalet, demokrasinin içselleştirilmesi, devletin bütünlüğünün korunması ve pozitif değerleri benimseme...

Toplumsal Barış...

İçinde bulunduğumuz dönem itibariyle beklide en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey toplumsal barıştır. Bu ülkede yaşayan yaklaşık 76 milyon insanın bir tekinin bile ayrıştırılmadan, ötekileştirilmeden kucaklanması, olduğu gibi kabul edilmesi, bütün insanların ve toplulukların bu vatan toprakları üzerinde birlikte yaşama zorunluluğunun getirdiği bir durumdur. Toplumsal barışın tesis edilmesi noktasında en büyük görev elbette ki iktidar partisine düşüyor, ancak daha sonra tüm muhalefet partileri ve diğer tüm toplumsal dinamikler hep birlikte tüm kesimleri kucaklamak zorundadırlar.

Hukuk ve adalet...

Hukuk ve adalet kavramları insanların toplumsal yaşama zorunluluğu ile ortaya çıkmış kavramlardır. Çok sayıda insanın bir arada yaşaması neticesinde ortaya çıkan her türden ilişki, neticede toplumsal yaşamın gerekliliği olarak hukuk ilkelerini ve bu çerçevede adalet kavramını ortaya çıkarmıştır. Bir toplumdaki her bireyin temel hak ve özgürlüklerinin diğerleri tarafından gasp edilmemesi ve korunması konusu hukuk ve adaletin konusudur. Kamu vicdanında hukuk ve adalete duyulan güven, toplumsal yaşamın devamlılığı açısından her şeyden önemlidir. Dolayısıyla ülkemizin son yıllarda içine düştüğü durumdan çıkması, hukuk ve adalet konusunda tüm kesimlerin yeniden güveninin kazanılması, önümüzde duran en önemli meselelerden biridir.

Demokrasinin içselleştirilmesi...

Demokrasi, en basit tanımıyla halkın kendisini yönetecek temsilcilerini seçimle işbaşına getirdiği yönetim şeklidir. Seçim, demokratik rejimlerin olmazsa olmazıdır, temel dayanağıdır, ancak seçimin hemen ötesinde mutlaka yerine getirilmesi gereken bir diğer olmazsa olmaz konu da ‘erkler ayrılığı' ilkesidir. Seçimle işbaşına gelen yasama ve yürütme organlarının mutlak surette ‘tam bağımsız yargı' tarafından denetlenmesi ve kontrol altına alınması insanlığın ortaya koyduğu evrensel hukuk ilkeleri ve toplumsal adaletin sağlanması açısından mutlak anlamda gereklidir. Dolayısıyla yasama organı olarak meclisin ve yürütme organı olarak ta hükümetin faaliyetlerinin denetimini yapan yargının mutlak surette yasama ve yürütmeden ‘tam bağımsız' olması gerekiyor. Dolayısıyla Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurlu (HSYK) nın yapısının yeniden gözden geçirilmesi ve kurul başkanlığının yürütmenin temsilcisi olan Adalet Bakanı'ndan alınması gerekiyor. Kurul, kendi dönemsel başkanını seçimle kendi üyeleri arasından seçebilmeli ve bu dönemin de 1 yıl gibi kısa tutulması gerekiyor. Ayrıca başkanın yetkileri daraltılmalı ve kurulun oy çokluğu ile aldığı bazı kararlar gerektiğinde kamuoyu ile paylaşılabilmelidir. Ayrıca Anayasa Mahkemesi ve HSYK dahil tüm yargı kurumlarının da kendi içinde bir denetime tabii tutulması oldukça önemlidir.

Devlet bütünlüğünün korunması...

Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu ülkede yaşayan 76 milyon vatandaşın tamamının her türden ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuş en geniş organizasyondur. Dolayısıyla devletin her kurumu ve bu kurumlarda çalışan her bireyi tüm vatandaşlara eşit ve aynı mesafede olmak zorundadır. Devlet kurumlarının anayasa, yasa, yönetmelik ve kararnameler çerçevesinde kendi sınırlarını aşmadan uyum ve işbirliği içinde faaliyet göstermesi hayati önem taşımaktadır. Dolayısıyla devlet organizasyonunun işleyişi hiçbir şekilde engellenmemeli, devletin güvenlik güçleri, savcıları, hakimleri, memurları vs. belli kesimlerin üzerine gitmede asla kullanılmamalı ve devlet organizasyonu karşısında hiçbir vatandaş ötekileştirilmemelidir. Her bireyin devlete eşit mesafede olması ve devlete sonsuz güven duyması mutlak surette gereklidir.

Pozitif değerleri benimseme...

Toplumsal olarak ihtiyaç duyulan bir başka çok önemli konuda, hem bireysel hem de toplumsal anlamda ‘insanlığın pozitif değerlerinin' benimsenmesi konusudur. Bugün artık dürüstlük, çalışkanlık, paylaşım, sevgi, saygı, bilimin rehber edinilmesi gibi konular tüm insanlığın ortak değerleri halini almıştır. Dolayısıyla, özellikle başta kritik mevkilerde oturan ve sorumluluk taşıyan bireyler olmak üzere tüm iktidar ve muhalefet partisi mensuplarının ve toplumun her bireyinin böylesine evrensel ilkeleri benimseyerek yaşamını sürdürmesi son derece önemli bir konu haline gelmiştir. Hayata bakış açımızın ve yaşam felsefemizin bilime dayandırılması oldukça önemli bir konudur. Zira bilimin, hayatı ve insanı çözümlemedeki kat ettiği yol ve somut başarıları ortada durmaktadır.

Prof. Dr. Mustafa EROL 

2014-01-01